Hapishane Defterleri 4. Cilt Ciltli

Gramsci’nin düşüncesini ve Hapishane Defterleri’nin karmaşık oluşum süreçlerini hiç kimse Valentino Gerratana ve Antonio Santucci kadar iyi anlamamıştır.

– Joseph A. Buttigieg

Yirminci yüzyılın en değerli aydınları arasında, çalışmasını ölümünden sonra, Antonio Gramsci’ye nazaran daha zor erişilebilir vaziyette bırakan herhalde kimse yoktur. Ancak bu, onun yüzyılın belki de en iyi tanınan ve en büyük etki yaratan İtalyan düşünürü olmasını engellememiştir. Bunu, büyük ölçüde, yaşamlarının önemlice bir bölümünü Gramsci’nin çalışmalarını metodolojik olarak organize etmeye ve çözümlemeye adamış iki bilim adamına borçluyuz: Valentino Gerratana ve Antonio A. Santucci. Artık onların ikisi de aramızda değil; Gerratana’nın ölümünün arkasından, başta gelen Gramsci çalışmaları uzmanı olarak meslektaşı ve gerçekte takipçisi olan Santucci’yi de hiç beklenmedik bir zamanda kaybettik.Santucci yalnızca elli dört yaşındaydı; ölümü, trajik olduğu kadar bizler için pişmanlığa da neden olan bir olay oldu. Siyasal kuram tarihindeki pek çok alandaki derin bilgilerini ironik ve uzlaşmaz bir zekayla ve biraz melankoliye de çalan esprili bir mizaçla birleştirmiş olan bu büyük yetenekten neden daha fazlasını beklememiştik?

Santucci, Gramsci metinlerinin filolojik çözümlenmesinde en önde gelen bilim adamı olmasının yanında, Gramsci ve Hapishane Defterleri üzerinden, onun bir parçası olduğu tarihsel dönem hakkındaki eleştirel çözümlemeleriyle de ün salmıştı. Bu nedenle Santucci, hem filolojik bilgeliğiyle, hem de pek çok denemede ifadesini bulan kendi çalışmasıyla, bilhassa da “komünizmsiz” bir dünyada Gramsci’nin devam eden önemine ilişkin düşünceleriyle hatırlanmalıdır.

– Eric J. Hobsbawm

Tüm öteki otantik klasikler gibi Gramsci’nin çalışması da hem kendi çağının bir ifadesidir hem de “bağlama direnir ve gelecek nesillerle diyaloğa açıktır”.

– Antonio A. Santucci

Marksizm ve Edebiyat

“Bu kitap köklü değişimlerin yaşandığı bir dönemde yazıldı. Kitabın konusu, Marksizm ve edebiyat, bu değişimin bir parçasıdır. Yirmi yıl önce bile, özellikle de İngilizce konuşulan ülkelerde, Marksizm’in yerleşik bir öğreti ya da kuram olduğu düşünülebilir; edebiyat da, genel çizgi ve özellikleri belirli olan yapıtların oluşturduğu bir bütün olarak anlaşılabilirdi. Bu tür bir kitap o zamanlar Marksizm ve edebiyat arasındaki ilişkilerin yarattığı sorunları inceleyebilir ya da bu iki alan arasında belirli bir ilişki bulunduğunu varsayarak özgül uygulamalara geçebilirdi. Ancak şimdi durum çok farklıdır. Bir çok alanda ve özellikle de kültür kuramı alanında Marksizm yeniden gündeme geldi ve kuramsal gelişme açısından belirli bir açıklık ve esneklik kazandı. Bu arada edebiyat da benzer nedenlerle sorunsal haline gelmiştir. Bu kitabın amacı bu hızlı gelişim dönemini tanıtmak ve bu tanıtmayı da hâlâ gelişmekte olan bir düşünce biçimine uygun bir tarzda, onu açıklayıcı ve geliştirici bir biçimde yürütmektir. Dolayısıyla böyle bir çalışma daha önceki görüşlere de yer vermek, bu bağlamda hem Marksist hem de Marksist olmayan anlayışları gözden geçirmek durumundadır. Ama kitap bir özet değil bir eleştiri ve tartışma niteliği taşır.” -Raymond Williams-

Marksizm ve Edebiyat

“Bu kitap köklü değişimlerin yaşandığı bir dönemde yazıldı. Kitabın konusu, Marksizm ve edebiyat, bu değişimin bir parçasıdır. Yirmi yıl önce bile, özellikle de İngilizce konuşulan ülkelerde, Marksizm’in yerleşik bir öğreti ya da kuram olduğu düşünülebilir; edebiyat da, genel çizgi ve özellikleri belirli olan yapıtların oluşturduğu bir bütün olarak anlaşılabilirdi. Bu tür bir kitap o zamanlar Marksizm ve edebiyat arasındaki ilişkilerin yarattığı sorunları inceleyebilir ya da bu iki alan arasında belirli bir ilişki bulunduğunu varsayarak özgül uygulamalara geçebilirdi. Ancak şimdi durum çok farklıdır. Bir çok alanda ve özellikle de kültür kuramı alanında Marksizm yeniden gündeme geldi ve kuramsal gelişme açısından belirli bir açıklık ve esneklik kazandı. Bu arada edebiyat da benzer nedenlerle sorunsal haline gelmiştir. Bu kitabın amacı bu hızlı gelişim dönemini tanıtmak ve bu tanıtmayı da hâlâ gelişmekte olan bir düşünce biçimine uygun bir tarzda, onu açıklayıcı ve geliştirici bir biçimde yürütmektir. Dolayısıyla böyle bir çalışma daha önceki görüşlere de yer vermek, bu bağlamda hem Marksist hem de Marksist olmayan anlayışları gözden geçirmek durumundadır. Ama kitap bir özet değil bir eleştiri ve tartışma niteliği taşır.” -Raymond Williams-

Siyasal Bilinçdışı

Çağımızın en önemli ve etkileyici kültür ve edebiyat kuramcılarından biri olan Fredric Jameson’ın, yayımlandığı günden bu yana, birçok tartışmalara ve alanında yeni açılımlara neden olan Siyasal Bilinçdışı adlı çalışması, nihayet Türkçe’de. Kültürün içerisinde edebiyatın yerine ve işlevine odaklandığı bu çalışmasında Jameson, Marksist ve psikanalitik kuramı ustalıkla bir araya getiriyor ve edebiyatın bilinçdışıyla, bilinçdışının siyasetle olan ilişkisini tartışıyor. Siyasal Bilinçdışı’nda Jameson, kendi odasında, her şeyden yalıtılmış halde eserini veren yazarın, nasıl da kaçınılmaz bir halde siyasal bağlam içerisinde ürettiğini şaşırtıcı bir açıklıkla ortaya koyuyor. Kendi eleştiri yöntemini kuran ve bunu başarıyla tekil eserler üzerinde uygulayan Siyasal Bilinçdışı, Marksist eleştirinin bugün vardığı noktanın usta işi eserlerinden biri. Siyasal Bilinçdışı, edebiyatın toplumsal boyutundan tür eleştirisine, Balzac’tan Conrad’a çokkatmanlı yapısıyla ve ortaya koyduğu yeni kavramsal çerçevelerle, kültür ve edebiyat kuramı alanında, entelektüel dünyamızı şüphesiz derinden etkileyecek. “Fredric Jameson, günümüzün en iyi Marksist eleştirmenidir… Sanırım özgün bir şekilde aydınlatıcı olmayan bir şey yazması imkânsız. ‘Bilinçdışı’nın siyasal bağlamına dair tezi oldukça kışkırtıcı… Siyasal Bilinçdışı, tarihçilerin, sosyal bilimcilerin, felsefecilerin ve edebiyatçıların okuması gereken bir başyapıt.” -Hayden White “Bazı dönemlerde, zamanını ileriye taşıyan bir kitap çıkar ortaya… Siyasal Bilinçdışı böyle bir kitap… bir klasik eserin yeni standartlarını oluşturuyor.” -Slavoj Zizek

Sanat ve Edebiyat Üzerine

Marx ve Engels genel bir estetik teorisi ortaya koymadıkları gibi sanat ve edebiyatın herhangi bir sistematik incelemesine de girişmediler. Bu konudaki katkıları, çoğunlukla mektuplarında ortaya çıkan düşünceleri, kanıları ve güncel olaylara değinmelerinden ibaretti. Ancak 19. yüzyıl toplumu özellikle sanayi devriminin sonuçlarını tüm ağırlığı ve acımasızlığıyla yaşarken, her ikisi de edebiyatın bütün bu alt üst oluşu tarihsel olarak nasıl yansıttığını ihmal etmeyecek kadar açık görüşlü bir edebiyat ve sanat zevkine sahiptiler. Sanat ve edebiyat yapıtlarına dair değerlendirmelerinde kendilerinden sonrakilerin kimi zaman muhafazakâr sayılabilecek şematizmine nazaran Marx ve Engels daha çekincesiz, nüktedan ve muzipçe davranmaktan çekinmediler; eleştiriyi ihmal etmeden sanat ve edebiyattan katıksız bir zevk almaktan kendilerini mahrum bırakmadılar. Bu nedenle Sanat ve Edebiyat Üzerine kendisini de zevkle okutan önemli bir eser.

“[Marx] edebî yargılarında bütün politik ve toplumsal önyargılardan uzaktı. Shakespeare’i ve Walter Scott’u çok sevmesi de bunu gösterir. Ama, çoğu kere politik kaygısızlıklarla hatta uşaklıkla yan yana giden ‘sanat için sanat’ın ‘katıksız estetikçilik’ fikrine kapılmadı. Bu bakımdan da aklı, hiçbir kalıplaşmış formülle ölçülemeycek kadar bağımsız ve diriydi. Aynı zamanda okuduğu şeyleri seçmekte hiç titiz değildi ve bilimsel estetleri dehşete düşürecek şeyleri okumaktan kaçınmazdı. (…) Cervantes, Balzac ve Fielding’den Paul de Kock’a ve vicdanında Monte Kristo Kontu’nu taşıyan baba Dumas’ya da inerdi.”

– Franz Mehring

Marksizm ve Biçim

Jameson, bu kitapta diyalektik yazın kuramlarının yerleştirilebileceği çerçeveyi çiziyor. “Kültür Sosyolojisi”, bir biçim olarak sunuluyor. Adorno’nun çözümlemeleriyle açımlanan “Tarih” ile “Kültür” arasındaki ilişki, “Marksist Yorumsama” uygulamaları, Benjamin’in “Dil-Kurgu-Bilinçdışı” arasında kurduğu ilişkiler, Sartre’ın “Özgürlük” ile “Tarih” i aynı sorunsal içine yerleştirmesi, “Diyalektik Eleştiri” önerileri, Marksizm ve Biçim’in çatısını oluşturuyor. Pozitivizm, Psikanaliz, Varoluşçuluk… Yirminci yüzyılı sarsan önemli sistemlerin yazınsal alana uygulanışını sorguluyor Jameson. Ortaya çıkan tablo, 19. yüzyıldan bugüne uzanan bir yöntem/kuram/sistem aracılığıyla aydınlanıyor.

Çizgilerle Komünist Manifesto

Komünist Manifesto bilimsel sosyalizmin en önemli program belgelerindendir. Karl Marx ile Friedrich Engels tarafından kaleme alınan Komünist Manifesto’nun ilk basımı 1848 Şubatında Londra’da yayınlandı. O tarihten bugüne belli başlı dünya dillerinde sayısız basımı yapıldı, bugün de yaygın bir ilginin konusu olmaya devam ediyor.

Yordam Kitap, eserin yayınlanışının 160. yılında Komünist Manifesto ve Hakkında Yazılar başlığıyla sunduğu kapsamlı derlemeden sonra şimdi de eseri çizgilerle canlandıran bir çalışmaya yer veriyor. Manifesto’nun metni sayfalarda akarken ünlü İtalyan çizeri Marcenaro’nun keskin ve mizahi çizgileri eseri başarıyla yorumluyor. Çizer Marcenaro, okuru işçi sınıfı ve burjuvazinin tipik temsilcileriyle de tanıştırıyor. Zihinlere kazınacak bu tiplemeler, kitap boyunca süren kıyasıya polemikleriyle, temsil ettikleri sınıfların bakış açılarını, çeşitli konulardaki tutumlarını, ahlak anlayışlarını yalın bir biçimde yansıtıyorlar… Böylece sosyalizm tarihinin en önemli ve en yaygın belgesi, özel bir çarpıcılık kazanıyor. Manifesto çok okundu, okunacak!

Çizgilerle Komünist Manifesto, Manifesto okurlarına alternatif bir okuma olanağı sunarken, çizgi ve mizahın gücüyle donanmış olarak Manifesto’yu yeni bir okurlar kazandırmayı da hedefliyor.

Kapital Manga Cilt: 2

Bu ikinci ciltle tamamlanan Kapital Manga, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx’ın başyapıtı Kapital’i manga (Japonlara has çizgi roman) formunda öyküleştiriyor. Kapital’in özü ve temel kavramları, bir peynir fabrikasındaki üretim süreçleri etrafında gelişen çarpıcı bir öyküyle iç içe anlatılıyor ve böylece genellikle göz korkutan bir eser olarak görülen Kapital çok geniş bir okuyucu kitlesinin ilgi odağı haline geliyor.
Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu çalışmanın özgün basımı Japon yayınevi East Press tarafından gerçekleştirildi. İçeriği ve kurgusu kadar görselliğiyle de öne çıkan eserin yayını dünya çapında büyük yankılar yarattı. Eserin Ekim 2009’da Türkçeye kazandırılan ilk cildi, Japonya’da olduğu gibi Türkiye’de de ilgiyle karşılandı.

Kapital Manga’nın ikinci cildinde, Marx’ın ölümünden sonra Kapital’in ikinci ve üçüncü ciltlerini yayına hazırlamış olan Friedrich Engels, anlatıcı olarak çıkar okur karşısına. Engels, meta, para, kullanım ve değişim değeri, değişmeyen ve değişen sermaye, artık değer gibi kavramları tanımlayarak sömürünün nasıl gerçekleştiğini, kapitalist üretim sürecinin nasıl kaçınılmaz olarak bunalımlara yol açtığını, peynir fabrikası örneği üzerinden çarpıcı ve anlaşılır bir dille özetler.

Bu arada kahramanlarımız Robin ve Daniel, işlerini büyütmenin keyfini yaşamaktadırlar. Piyasaya sundukları yeni peynir çeşidi çok tutulur, satışlar artar. Patlayan talebi karşılamak için krediler alınır, fabrikanın kapasitesi artırılıp makineleri yenilenir… Her şeyin tıkırında gittiği sanılırken, genç fabrika sahipleri, kendilerini bunalımın ortasında bulurlar. Gerisi çok tanıdıktır: Kapanan fabrikalar, kapı dışarı edilen işçiler, batık bankalar… Günümüz dünyasının gerçekleri, bizim hikâyemiz!

Kapital Manga, zevkli bir okuma vaat ediyor: Hem Kapital’in pasajları içinde gezinirken aylarını tüketmiş olanlar için, hem Kapital’i okuma hayalini hayata geçirememiş okuyucular için… Hem Kapital’in en temel kavramlarıyla tanışmak isteyen gençler için, hem de genç-yaşlı çizgi roman ve manga tutkunları için…

Kapital Manga Cilt:1

Bu kitapta, bilimsel sosyalizmin kurucusu Karl Marx’ın başyapıtı Kapital, manga (Japonlara has çizgi roman) formunda öyküleştiriliyor. Kapital’in özü ve temel kavramları, bir peynir fabrikasındaki üretim süreçleri etrafında gelişen çarpıcı bir öyküyle iç içe anlatılıyor ve böylece genellikle göz korkutan bir eser olarak görülen Kapital çok geniş bir okur kitlesinin ilgi odağı haline geliyor.

Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu çalışmanın özgün basımı Aralık 2008’de Japon yayınevi East Press tarafından gerçekleştirildi. İçeriği ve kurgusu kadar görselliğiyle de ilgi çeken eserin yayını dünya çapında büyük yankılar yarattı, satış rakamı kısa sürede 100 bini geçti. Japonca aslından özenli bir çeviriyle Türkçeye kazandırılan kitapla Kapital’in teorik özü ve kavramları rahat okunur bir tarzda okurların dikkatine sunuluyor.

Kapital Manga, zevkli bir okuma vaat ediyor: Hem Kapital’in pasajları içinde gezinirken aylarını tüketmiş olanlar için, hem Kapital’i okuma hayalini hayata geçirememiş okurlar için… Hem Kapital’in en temel kavramlarıyla tanışmak isteyen gençler için, hem de genç-yaşlı çizgi roman ve manga tutkunları için…