Kitch ve Sanat

Kitch de zaman kavramı gibi her sorulanın kendine ait bir tanımı olan ama tanımla dendiğinde kelimelere dökemediği o garip kavramlardan biri. Ama çözüm artık elinizde.

Radikal Tiyatro

Özellikle mevcut sistemin sanat, insan ve doğa konusunda ne kadar katı, sığ, tekçi, gelenekçi ve sansürcü olduğuna dair eleştirilerin olması, okuru birşeyleri irdelemeye sevk ediyor. Tiyatronun sanat olmaktan öteye geçmesi insan iradesinin yansımasını ve gerçekliğini duyumsaması açısından yazılan metinler samimiyetin göstergesidir. Sadece güç odaklarını, hegemon medyayı ve despot hükümetleri yerden yere vurması değil, kendisi gibi Kürt Tiyatrosu’nu var etmeyi kafasına koyanları eleştirmesi, yani bir nevi özeleştiri yürekliliği göstermesi dikkate değer. Ve bu eleştirileri belirsiz nesneler üzerinden yapmayıp, direkt kişi ve kurumları afişe etmesi de gözden kaçmamalı. Önemli tiyatro günleri, oyunları, etkinlikleri, yazarları, oyuncuları ele alıp işlemeye çalışması cesareti açısından bireyi birşey yapmaya ikna etmesini sağlamış. Tiyatroyu “radikal” bir yaşam pratiği olarak işlemesi ve okura da bunu taşıyabilecek argümanlara sahip olması açısından tüm metinleri yeniden okunabilir.

– Aydın Orak

Radikal Tiyatro

Özellikle mevcut sistemin sanat, insan ve doğa konusunda ne kadar katı, sığ, tekçi, gelenekçi ve sansürcü olduğuna dair eleştirilerin olması, okuru birşeyleri irdelemeye sevk ediyor. Tiyatronun sanat olmaktan öteye geçmesi insan iradesinin yansımasını ve gerçekliğini duyumsaması açısından yazılan metinler samimiyetin göstergesidir. Sadece güç odaklarını, hegemon medyayı ve despot hükümetleri yerden yere vurması değil, kendisi gibi Kürt Tiyatrosu’nu var etmeyi kafasına koyanları eleştirmesi, yani bir nevi özeleştiri yürekliliği göstermesi dikkate değer. Ve bu eleştirileri belirsiz nesneler üzerinden yapmayıp, direkt kişi ve kurumları afişe etmesi de gözden kaçmamalı. Önemli tiyatro günleri, oyunları, etkinlikleri, yazarları, oyuncuları ele alıp işlemeye çalışması cesareti açısından bireyi birşey yapmaya ikna etmesini sağlamış. Tiyatroyu “radikal” bir yaşam pratiği olarak işlemesi ve okura da bunu taşıyabilecek argümanlara sahip olması açısından tüm metinleri yeniden okunabilir.

– Aydın Orak

Gotik

Gotik tekinsiz bir sahanın doğurduğu bir türdür. Aydınlanma sonrası önce edebiyat sonra da farklı türlerde beliren gotik eğilim, Sir Horace Walpole’un The Castle of Otranto (Otranto Şatasu) adlı romanıyla başlar. Türk edebiyatında çok istisnai gotik örnekleri, Kenan Hulusi Koray’ın öyküleri ve Kerime Nadir’in Dehşet Gecesi adlı romanıdır. Yazar, bu kitapta edebiyattan sinemaya kadar gotik unsurların işlevini aktarıyor. İtalyan korku sineması Jean Rollin Filmleri, Others gibi günümüzden örneklerle konuyu açımlıyor. TV’de gotik, Dark Shadows dizisi, çizgi romanlarda gotik unsurlar, Rock’ta “goth” kavramı… Sisters of Merey vb… Kaya Özkaracalar’ın çok geniş bir çerçevede ele aldığı “gotik” kavramı bizlere yabancısı olduğumuz bir dünyanın kapısını aralıyor. Türk edebiyatı ve sineması penceresinden gotik’in yansımalarını okumak mümkün… Epokhe kavramlara devam edecek….

Sanat Üzerine Denemeler

Sanat Üzerine Denemeler, bugüne kadar sanatla ilgili olarak Ahmet Cemal’in kaleme aldığı yazıların büyük bir bölümünü bir araya getiriyor. Sanatın hemen bütün dalları çerçevesinde eğitim ve uygulama sorunlarını deşen bu yazılar, sanatın tarihi, estetik ölçütler, sanat felsefesi ve sanatın toplumbilimi gibi açılımları da içeriyor. Başka alanlarda olduğu gibi, sanat üzerine düşünmenin de pek önemsenmediği ülkemizde Ahmet Cemal’in yazılarındaki çoğu çıkış noktaları, okurun salt okur olarak kalmasına izin vermeyip, onu sanat bağlamında kendi bağımsız değer yargılarını oluşturmaya bir anlamda zorluyor. Sanat üzerine Denemeler, özellikle düşünmeye özendirici yanıyla sanata ilgi duyan, sanatı yaşamın gerçekliğinin ayrılmaz bir parçası sayan herkese seslenen bir kitap.

Statü Endişesi

Bu kitap, hepimizin içini kemiren ancak pek nadir ifade edebildiğimiz bir korkuyu su yüzüne çıkarıyor: başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü korkusu. Başarısızlığımızın toplum tarafından acımasızca yargılanacağı hissi. Bir başka deyişle bu kitap, evrensel bir endişeye, statü endişesine ayna tutuyor.

Alain de Botton, yine zarafet ve incelikle statü endişemizin nereden kaynaklandığını ve onu yenmek için neler yapabileceğimizi anlatıyor bize. Felsefecilerin, sanatçıların ve yazarların yardımıyla, statü endişesinin tarihsel öyküsünü ve tarih boyunca bu endişeyi yenmeye çabalamış hareketleri inceliyor. Toplumun acımasız yargılarına karşı kalkanlar edinen ve bu yolla mutluluğa ulaşmaya çalışan yalın ayak filozofların, üstsüz bohemlerin, komedyenlerin, şair ve ressamların bir resmi geçidini sunuyor okura.

Sonuç: bu kitap yalnızca eğlendirmiyor, düşüncelerimizi de kışkırtıyor. Felsefenin yardımıyla toplumsal kaygılarımızdan kurtulmamızı sağlayan, yürek hafifleten bir kitap.

Kitabı okuyanlar, beiki yıllardır ruhlarını kemiren statü endişesinden arınmış olacaklar.

Prof. Dr. Semavi Eyice Külliyatı 1 Ciltli

Türkiye’de Bizans – Osmanlı sanat ve mimarisi”, “İstanbul tarihi” denildiğinde hiç kuşkusuz akla gelen ilk isim Prof. Dr. Semavi Eyice’dir. Eyice’nin çocuk yaşta mimari eserlerle ve kitaplarla başlayan araştırma azmi onu ilim yolculuğunda alanının önde gelen isimlerinden biri yapmış, çalışkanlığı kaynak niteliği taşıyan çok önemli eserlere imza atmasını sağlamıştır.

Hayatını sanat ve mimari ilimlerine adayan Semavi Eyice, başta İstanbul olmak üzere Anadolu’yu ve Balkanlar’ı en ücra köşelerine kadar gezip görerek buralarda harap durumdaki eserleri kayıt altına almış ve tarihi – mimari mirasımızın kurtarılması için büyük gayret göstermiştir.

Böylesine önemli çalışmaların sahibi Semavi Eyice’yi tanımak ve anlamak için her şeyden önce eserlerini (kitaplar, makaleler vb.) okuyup incelemek gerektiğine inanıyoruz. Türk Tarih Kurumu bu düşünceden yola çıkarak “Semavi Eyice’nin tüm makalelerini yayınlama”yı ehdefleyen bir proje başlatmıştır. Öncelikle Eyice’nin Türk Tarih Kurumu yayınlarında farklı tarihlerde yayınlanan yazılarının bir araya getirildiği külliyatın birinci cildini sizlere takdim ediyoruz. Bu değerli eseri ilim alemine ve alanın meraklılarına sunmanın mutluluğunu sizlerle paylaşırken değerli hocamıza eserlerini arttıracağı sağlıklı ömürler diliyoruz.

Velazquez

Tartışmaya açık olmayan mutlak bir benzerlik; gerçek bir “gerçeklik”; olağandışı bir gözlem ve gözlemleri tuvale aktarma gücü; sanatçının zekasıyla resimlerine bakanların zekasını yarıştıracak, buluşturacak, beyin fırtınası yaratacak muamma; bu muammayı inanılması güç bir yalınlıkla ancak aynı zamanda heybetli bir şekilde tuvale yansıtma becerisi. Velazquez resimlerinin özeti bu. Görünürde yalnızca birkaç figürün bir araya gelerek sıradan bir poz verdiği iç mekan resminin ardına asırlardır yapılan tartışmalara rağmen halen kesin bir yargıya varılamayan gizemler ekleyen bir ressamdan bahsediyoruz.

Resim sanatı tarihinin Avrupa’daki en önemli temsilcilerinden biri olan Velázquez, filozoflara ve sanat kuramcılarına yüzyıllardır gizemi çözülemeyen bir bilmece bıraktı: Nedimeler (Las Meninas). Edebiyatçıların, hatta film yapımcılarının bile ilgi odağında olan resim, pek çok ressama da ilham verdi. Resmini yapmaya değer bulduğu kişilerle ve seçtiği konularla da yüzyıllardır herkesi etkilemeye devam eden ünlü ressam, eserlerinin pek çoğuna izleyiciye adeta göz kırpan bulmacalar eklemeyi ihmal etmedi.

Hayalperest Yayınları’nın “Sanatın Büyük Ustaları” serisinin bir parçası olan bu kitap, ressamın yalnızca yaşamını anlatmakla yetinmiyor, önemli eserlerini mercek altına alarak günümüzde sanat tarihindeki yerini nasıl aldığını ortaya koyuyor. Doksan altı sayfadan oluşan kitap, sanatla ilgilenen herkes için temel bir kaynak niteliği taşıyor.

İçerdiği görsellerle birlikte metnin içeriğini zenginleştiren notlar bölümüyle katmanlı bir okuma imkanı sunan kitap, “ressamların kralı” ve “kralların ressamı” olarak da anılan Velazquez’in dünyasına açılan kapıyı aralıyor ve sanat tarihinde çıktığı yolculukta okurun keyif almasını umuyor.

Akademi’ye Tanıklık 2

´Akademi´ye Tanıklık´ kitabı, Sanayi-i Nefise´den Güzel Sanatlar Akademisi´ne ve günümüz Mimar Sinan Üniversitesi´ne uzanan süreçte; kurumun tarih ve kültür mirasının bugüne kadar aydınlanmamış ya da eksik aktarılmış konularına ışık tutarak, kurum tarihinin zenginleşmesi ve korunması amacıyla Güzel Sanatlar Akademisi döneminde ve Mimar Sinan Üniversitesi´nin öğretim sürecinde görev almış hocalarımızla yapılan söyleşilerin kitaplaştırılması; böylece kültür, sanat ve yayın ortamına kazandırılması düşüncesinin bir ürünüdür. Bu kitapta yerlerini alan hocalarımız, bir yandan sanatçı duyarlığıyla gelişim sürecimizi değerlendirirken, bir yandan da anı ve tanıklıklarını, deneyimlerini, Türkiye hakkındaki görüşlerini açıkladılar..

Akademi’ye Tanıklık 1 – Güzel Sanatlar Akademisi’ne Bakışlar Resim ve Heykel

Akademi´ye Tanıklık´ kitabı, Sanayi-i Nefise´den Güzel Sanatlar Akademisi´ne ve günümüz Mimar Sinan Üniversitesi´ne uzanan süreçte; kurumun tarih ve kültür mirasının bugüne kadar aydınlanmamış ya da eksik aktarılmış konularına ışık tutarak, kurum tarihinin zenginleşmesi ve korunması amacıyla Güzel Sanatlar Akademisi döneminde ve Mimar Sinan Üniversitesi´nin öğretim sürecinde görev almış hocalarımızla yapılan söyleşilerin kitaplaştırılması; böylece kültür, sanat ve yayın ortamına kazandırılması düşüncesinin bir ürünüdür. Bu kitapta yerlerini alan hocalarımız, bir yandan sanatçı duyarlığıyla gelişim sürecimizi değerlendirirken, bir yandan da anı ve tanıklıklarını, deneyimlerini, Türkiye hakkındaki görüşlerini açıkladılar

Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü 1

XIX. yüzyılın ikinci yarısında gazete ve dergilerde başlayan Türk karikatürü çetin koşullar altında gelişip serpildi, basının en öncü ve en dirençli yönü olmayı başardı. Ne var ki eleştirel ve tarihsel olgularda yeterince değerlendirilip öne çıkarılamadı. Bu doğrultuda atılmış ilk adım sayılabilecek Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü adlı dizi kitaplarımız, ilgi alanı dışında, basın ve siyasal tarih, toplumsal ve kültürel değerler açısından da önemli belgeler içeriyor. Dizide dönem değerlendirmeleriyle birlikte antolojiler ve kişisel albümler yer alacak. Her çeşit yazınsal değerlendirmeye kaynaklık edebilecek olan bu kapsamlı çalışma Tanzimat ve İstibdat (1867-1908), Meşrutiyet (1908-1918) ve Kurtuluş Savaşı (1918-1922) dönemlerini kapsayan toplam on üç kitaptan oluşuyor. Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü I / Tanzimat ve İstibdat Dönemi (1867-908), Terakki Edelim Beyler (Nişan G. Berberyan), Osmanlı Tokadı (Ali Fuat Bey) ve Tanzimat İmzasız Karikatürler Antolojisi (Turgut Çeviker) iki önemli tarihsel dönemi karikatür sanatının penceresinden çeşitli yönleriyle görmemizi sağlıyor.

Sanat Nedir?

Şunu hiç unutmamalıdır ki, sanat, bir fedakârlık abidesidir. Eğer siz fedakârlığa talip değilseniz, milyonlarca insanın ömrünü verdiği bu müesseseye katılmaya hakkınız yok demektir. Sanatın en önemli yardımcısı ve düzenleyicisi olan eleştiri öyle kötü insanların ellerine bıraklımış ve öylesine kötü kullanılmıştır ki, bu kişiler gerçek sanatı ve sanatçıyı, zararlı birer yaratıkmışcasına dışlamışlar, kötülemişlerdir. Sanattaki çarpıklıklardan ve yanlış uygulamalardan dolayı sanat ve sanatçılar zarar gördüğü gibi, sanat okulları da harap olmuştur. Geçmişte, sanat okullarından mezun olan sanatçılar ardaşlarına destek olur, onların yardımına koşarlardı. Fakat şimdi?… Şairler, yazarlar, eleştirmenler birbirlerine girmiş, kanlı bıçaklı olmuşlar, sonuçta da halk tarafından tepki görmüşlerdir. Sanat ve bilimin birleştirilmesi yolunda ilerlemesi gerekirken, sanatın bilimle kaynaşması engellenmiş, tenkitçiler halk düşmanlığı yapmışlardır. Sanatçılar, kendi aralarındaki meseleleri çözmedikçe topluma yararlı olamayacaklardır.

Türkiye Drama Bibliyografyası

Drama kavramının farklı tanımlarına rastlanmakla birlikte tam olarak Türkçe karşılığı yoktur. Eğitimde drama, öğrencilerin ilgisini arttırmak, yaparak-yaşayarak öğrenmelerini sağlamak, dersi eğlenceli bir hale getirmek için kullanılan yöntemdir.

Türklerde dramanın tarihi sürecine baktığımız bu kavramın varlığı Şaman ritüellerine kadar uzanmaktadır. Şamanların sergiledikleri dramatik eylemler, drama ve tiyatro tarihi için güçlü figürler oluşturmaktadır. Dramanın temelini oluşturan rol oynama, doğaçlama ve eylem gibi unsurları Şamanlar hayatlarının bir parçası gibi görmüşlerdir. Ülkemizde günümüzdeki anlamıyla dramanın kabul görmesi, bir eğitim kavramı olarak değerlendirilmesi Cumhuriyet Dönemi’yle başlamıştır. Bu dönemde drama bir yöntem olarak düşünülmüş ve daha çok “dramatizasyon” ismiyle tanınmıştır. Drama bazen bir sanat disiplini, bazen bir eğitim yöntemi bazen de bağımsız bir disiplin alanı olarak karşımıza çıkmıştır. Zaman içerisinde dramaya yeni başlayanlar, bu disiplinin içerisinde yer almak ya da bu disiplinin farklı yanlarını araştırmak isteyenler için kaynak bulmak sıkıntısı ortaya çıkmıştır.

“Türkiye Drama Bibliyografyası” kitabıyla bu anlamdaki eksikliğin bir ölçüde giderilmesi amaçlanmıştır. Önceki yıllarda drama bibliyografyası isminde makale türünde süreli yayın çalışması yapılmış olsa da alandaki açıklığı kapatmaya yeterli olmamıştır. Bu çalışmadaki bibliyografyalar; kitap, tez, makale, bildiri ve diğer yayınlar olmak üzere beş temek başlık altında yazarların soyadlarına göre alfabetik olarak sıralanmıştır. Kitaba 2012 yılına kadar olan eserler dahil edilmiş, kaynak eserler tarih sıralamasına göre düzenlenmiştir.