1984 (Mini Kitap)

Parti’nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. (…) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.

George Orwell’in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır.

Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgahlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır.

Can Yayınları, bu “bütün zamanların kitabını” Celal Üster’in özenli çevirisiyle okura sunmaktan kıvanç duyuyor.

Dolaptaki İskeletler

Bu bir anı kitabı değil,ama anlatılanlar gerçek…

Tanya Byron genç bir klinik psikolog adayı olarak uzmanlık eğitimine başladığında nelerle karşılaşacağından habersizdi. Bu zorlu dönemde rastladığı insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden de: Merak uyandıran, yürek burkan ve kara mizahla dolu hikâyeleriyle bar fedaisi Ray, boğularak ölen kardeşinin yasını tutan küçük Imogen, seks hayatlarından memnun olmayan Martin ve Elise, Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmuş ihtiyar Harold ile Sarai, anoreksik Mollie, AIDS hastası modacı Tom ve Tanya’nın danışmanı Chris… 

Dolaptaki İskeletler’de sıradan insanların hayatın zorluklarına direnişine ve bir klinik psikoloğun yetişme sürecine tanık olacaksınız.

İnsan ruhunun özüne dokunmak isteyenler için…

Dolaptaki İskeletler

Bu bir anı kitabı değil,ama anlatılanlar gerçek…

Tanya Byron genç bir klinik psikolog adayı olarak uzmanlık eğitimine başladığında nelerle karşılaşacağından habersizdi. Bu zorlu dönemde rastladığı insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden de: Merak uyandıran, yürek burkan ve kara mizahla dolu hikâyeleriyle bar fedaisi Ray, boğularak ölen kardeşinin yasını tutan küçük Imogen, seks hayatlarından memnun olmayan Martin ve Elise, Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmuş ihtiyar Harold ile Sarai, anoreksik Mollie, AIDS hastası modacı Tom ve Tanya’nın danışmanı Chris… 

Dolaptaki İskeletler’de sıradan insanların hayatın zorluklarına direnişine ve bir klinik psikoloğun yetişme sürecine tanık olacaksınız.

İnsan ruhunun özüne dokunmak isteyenler için…

Dolaptaki İskeletler

Bu bir anı kitabı değil,ama anlatılanlar gerçek…

Tanya Byron genç bir klinik psikolog adayı olarak uzmanlık eğitimine başladığında nelerle karşılaşacağından habersizdi. Bu zorlu dönemde rastladığı insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden de: Merak uyandıran, yürek burkan ve kara mizahla dolu hikâyeleriyle bar fedaisi Ray, boğularak ölen kardeşinin yasını tutan küçük Imogen, seks hayatlarından memnun olmayan Martin ve Elise, Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmuş ihtiyar Harold ile Sarai, anoreksik Mollie, AIDS hastası modacı Tom ve Tanya’nın danışmanı Chris… 

Dolaptaki İskeletler’de sıradan insanların hayatın zorluklarına direnişine ve bir klinik psikoloğun yetişme sürecine tanık olacaksınız.

İnsan ruhunun özüne dokunmak isteyenler için…

Dolaptaki İskeletler

Bu bir anı kitabı değil,ama anlatılanlar gerçek…

Tanya Byron genç bir klinik psikolog adayı olarak uzmanlık eğitimine başladığında nelerle karşılaşacağından habersizdi. Bu zorlu dönemde rastladığı insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden de: Merak uyandıran, yürek burkan ve kara mizahla dolu hikâyeleriyle bar fedaisi Ray, boğularak ölen kardeşinin yasını tutan küçük Imogen, seks hayatlarından memnun olmayan Martin ve Elise, Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmuş ihtiyar Harold ile Sarai, anoreksik Mollie, AIDS hastası modacı Tom ve Tanya’nın danışmanı Chris… 

Dolaptaki İskeletler’de sıradan insanların hayatın zorluklarına direnişine ve bir klinik psikoloğun yetişme sürecine tanık olacaksınız.

İnsan ruhunun özüne dokunmak isteyenler için…

Dolaptaki İskeletler

Bu bir anı kitabı değil,ama anlatılanlar gerçek…

Tanya Byron genç bir klinik psikolog adayı olarak uzmanlık eğitimine başladığında nelerle karşılaşacağından habersizdi. Bu zorlu dönemde rastladığı insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden de: Merak uyandıran, yürek burkan ve kara mizahla dolu hikâyeleriyle bar fedaisi Ray, boğularak ölen kardeşinin yasını tutan küçük Imogen, seks hayatlarından memnun olmayan Martin ve Elise, Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmuş ihtiyar Harold ile Sarai, anoreksik Mollie, AIDS hastası modacı Tom ve Tanya’nın danışmanı Chris… 

Dolaptaki İskeletler’de sıradan insanların hayatın zorluklarına direnişine ve bir klinik psikoloğun yetişme sürecine tanık olacaksınız.

İnsan ruhunun özüne dokunmak isteyenler için…

Dolaptaki İskeletler

Bu bir anı kitabı değil,ama anlatılanlar gerçek…

Tanya Byron genç bir klinik psikolog adayı olarak uzmanlık eğitimine başladığında nelerle karşılaşacağından habersizdi. Bu zorlu dönemde rastladığı insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden de: Merak uyandıran, yürek burkan ve kara mizahla dolu hikâyeleriyle bar fedaisi Ray, boğularak ölen kardeşinin yasını tutan küçük Imogen, seks hayatlarından memnun olmayan Martin ve Elise, Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmuş ihtiyar Harold ile Sarai, anoreksik Mollie, AIDS hastası modacı Tom ve Tanya’nın danışmanı Chris… 

Dolaptaki İskeletler’de sıradan insanların hayatın zorluklarına direnişine ve bir klinik psikoloğun yetişme sürecine tanık olacaksınız.

İnsan ruhunun özüne dokunmak isteyenler için…

Dolaptaki İskeletler

Bu bir anı kitabı değil,ama anlatılanlar gerçek…

Tanya Byron genç bir klinik psikolog adayı olarak uzmanlık eğitimine başladığında nelerle karşılaşacağından habersizdi. Bu zorlu dönemde rastladığı insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden de: Merak uyandıran, yürek burkan ve kara mizahla dolu hikâyeleriyle bar fedaisi Ray, boğularak ölen kardeşinin yasını tutan küçük Imogen, seks hayatlarından memnun olmayan Martin ve Elise, Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmuş ihtiyar Harold ile Sarai, anoreksik Mollie, AIDS hastası modacı Tom ve Tanya’nın danışmanı Chris… 

Dolaptaki İskeletler’de sıradan insanların hayatın zorluklarına direnişine ve bir klinik psikoloğun yetişme sürecine tanık olacaksınız.

İnsan ruhunun özüne dokunmak isteyenler için…

Dolaptaki İskeletler

Bu bir anı kitabı değil,ama anlatılanlar gerçek…

Tanya Byron genç bir klinik psikolog adayı olarak uzmanlık eğitimine başladığında nelerle karşılaşacağından habersizdi. Bu zorlu dönemde rastladığı insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden de: Merak uyandıran, yürek burkan ve kara mizahla dolu hikâyeleriyle bar fedaisi Ray, boğularak ölen kardeşinin yasını tutan küçük Imogen, seks hayatlarından memnun olmayan Martin ve Elise, Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmuş ihtiyar Harold ile Sarai, anoreksik Mollie, AIDS hastası modacı Tom ve Tanya’nın danışmanı Chris… 

Dolaptaki İskeletler’de sıradan insanların hayatın zorluklarına direnişine ve bir klinik psikoloğun yetişme sürecine tanık olacaksınız.

İnsan ruhunun özüne dokunmak isteyenler için…

Dolaptaki İskeletler

Bu bir anı kitabı değil,ama anlatılanlar gerçek…

Tanya Byron genç bir klinik psikolog adayı olarak uzmanlık eğitimine başladığında nelerle karşılaşacağından habersizdi. Bu zorlu dönemde rastladığı insanların hayatını nasıl etkileyeceğinden de: Merak uyandıran, yürek burkan ve kara mizahla dolu hikâyeleriyle bar fedaisi Ray, boğularak ölen kardeşinin yasını tutan küçük Imogen, seks hayatlarından memnun olmayan Martin ve Elise, Yahudi Soykırımı’ndan kurtulmuş ihtiyar Harold ile Sarai, anoreksik Mollie, AIDS hastası modacı Tom ve Tanya’nın danışmanı Chris… 

Dolaptaki İskeletler’de sıradan insanların hayatın zorluklarına direnişine ve bir klinik psikoloğun yetişme sürecine tanık olacaksınız.

İnsan ruhunun özüne dokunmak isteyenler için…

F

Anlık bir dikkatsizlik, apansız bir tesadüf, yanlış bir adım – fatum mu yoksa fortuna mıdır bu: Kader mi ağlarını örmüştür, talih mi küsmüştür? İnsan özgür değil midir?

F’nin bütün meselesi bu.

Ekonomik krize, dinin dolduramadığı ruhsal boşluğa ve sanat sahtekârlığına dair bir roman F: Yemek yeme tutkusuna karşı koyamayan Rahip Martin Friedland, Tanrı’ya inanmamaktadır, açtır ve hiçbir şey onu doyurmaz. Üvey kardeşi, finans danışmanı Eric, yolsuzluklarının ortaya çıkacağından ve hapsi boylayacağından endişelidir, aldığı hapların etkisiyle sanrıdan sanrıya sürüklenir. Eric’in ikizi, eşcinsel Iwan ise vasat bir ressamdır, öyleyse o da sanat sahtekârlığında uzmanlaşır.

Görünüş aldatıcıdır nitekim. Daniel Kehlmann’ın asli konularından biri olagelen hakikat ile görünüş arasındaki yarılma, bu son romanda da karşımızda. Varoluşun tabi olduğu bir bilinmezlik haliyle baş başayız yine.
Fatum mu, fortuna mı? F.

Mezopotamya'nın Kumları

Çocukluk yıllarıyla romanına başlayan yazar, bu metninde Amude şehrini bir karakter olarak kurgulayıp, şehrin atmosferini olay örgüsü içinde işlemektedir. Bu şehir atmosferinde, tarihi durum okuyucuya yansıtılırken Amûdê sinemasının yakılması, öldürülen çocuklar ve viraneye dönen Cezire’nin öyküsü akıcı bir dille anlatılmaktadır:

Ancak bir kez bizim tarafa geçtiler mi, sığırcıkların bir kısmı ya sobaya ya da şişlere geçirilip fırına girerdi. Kuşların gübreyle kamufle ettiğimiz metal tuzaklara ya da söğüt ağacından yapılan büyük sepetlerin içine girmelerine yardımcı olduk, sonra da sopanın ucuna bağlı ipi uzaktan çekerek hapsolmalarını sağlardık.

Yazar pek çok farklı karakterin gözüyle anlatır olayları.
Anlatıcının, delileri birkaç sözle akıllandırmakla ünlü büyükannesi gibi karakterleri ustaca konuşturması dikkat çekici.

Bir dönem anlatısı olarak da okunabilecek roman, iç içe geçmiş olaylar zinciri ve karakter tiplemeleriyle edebi bir şölen niteliği taşımaktadır.

 

Mavi Kadar

Mavinin ateşi tüm renklerden daha çok yakar seni… Hem sıcak hem soğuktur alevleri…

Mavi kadardır her duygu, mavi kadar seversen sonsuzdur sevgin.

Nefretin öfken mavi kadardır, derin ve soğuk. Renklerden en çok maviyi sevme nedenim de budur. Mavi bir başkadır benim için.

Sakinlik, huzur, sevgi birçok duygu bana maviyi çağrıştırır.

O yüzden, ben de seni mavi kadar seviyorum. Okyanuslar ve gökyüzü gibi uçsuz bucaksız…

Mavi Kadar

Mavinin ateşi tüm renklerden daha çok yakar seni… Hem sıcak hem soğuktur alevleri…

Mavi kadardır her duygu, mavi kadar seversen sonsuzdur sevgin.

Nefretin öfken mavi kadardır, derin ve soğuk. Renklerden en çok maviyi sevme nedenim de budur. Mavi bir başkadır benim için.

Sakinlik, huzur, sevgi birçok duygu bana maviyi çağrıştırır.

O yüzden, ben de seni mavi kadar seviyorum. Okyanuslar ve gökyüzü gibi uçsuz bucaksız…

Mavi Kadar

Mavinin ateşi tüm renklerden daha çok yakar seni… Hem sıcak hem soğuktur alevleri…

Mavi kadardır her duygu, mavi kadar seversen sonsuzdur sevgin.

Nefretin öfken mavi kadardır, derin ve soğuk. Renklerden en çok maviyi sevme nedenim de budur. Mavi bir başkadır benim için.

Sakinlik, huzur, sevgi birçok duygu bana maviyi çağrıştırır.

O yüzden, ben de seni mavi kadar seviyorum. Okyanuslar ve gökyüzü gibi uçsuz bucaksız…

Mavi Kadar

Mavinin ateşi tüm renklerden daha çok yakar seni… Hem sıcak hem soğuktur alevleri…

Mavi kadardır her duygu, mavi kadar seversen sonsuzdur sevgin.

Nefretin öfken mavi kadardır, derin ve soğuk. Renklerden en çok maviyi sevme nedenim de budur. Mavi bir başkadır benim için.

Sakinlik, huzur, sevgi birçok duygu bana maviyi çağrıştırır.

O yüzden, ben de seni mavi kadar seviyorum. Okyanuslar ve gökyüzü gibi uçsuz bucaksız…

Mavi Kadar

Mavinin ateşi tüm renklerden daha çok yakar seni… Hem sıcak hem soğuktur alevleri…

Mavi kadardır her duygu, mavi kadar seversen sonsuzdur sevgin.

Nefretin öfken mavi kadardır, derin ve soğuk. Renklerden en çok maviyi sevme nedenim de budur. Mavi bir başkadır benim için.

Sakinlik, huzur, sevgi birçok duygu bana maviyi çağrıştırır.

O yüzden, ben de seni mavi kadar seviyorum. Okyanuslar ve gökyüzü gibi uçsuz bucaksız…

Mavi Kadar

Mavinin ateşi tüm renklerden daha çok yakar seni… Hem sıcak hem soğuktur alevleri…

Mavi kadardır her duygu, mavi kadar seversen sonsuzdur sevgin.

Nefretin öfken mavi kadardır, derin ve soğuk. Renklerden en çok maviyi sevme nedenim de budur. Mavi bir başkadır benim için.

Sakinlik, huzur, sevgi birçok duygu bana maviyi çağrıştırır.

O yüzden, ben de seni mavi kadar seviyorum. Okyanuslar ve gökyüzü gibi uçsuz bucaksız…

Mavi Kadar

Mavinin ateşi tüm renklerden daha çok yakar seni… Hem sıcak hem soğuktur alevleri…

Mavi kadardır her duygu, mavi kadar seversen sonsuzdur sevgin.

Nefretin öfken mavi kadardır, derin ve soğuk. Renklerden en çok maviyi sevme nedenim de budur. Mavi bir başkadır benim için.

Sakinlik, huzur, sevgi birçok duygu bana maviyi çağrıştırır.

O yüzden, ben de seni mavi kadar seviyorum. Okyanuslar ve gökyüzü gibi uçsuz bucaksız…

Mavi Kadar

Mavinin ateşi tüm renklerden daha çok yakar seni… Hem sıcak hem soğuktur alevleri…

Mavi kadardır her duygu, mavi kadar seversen sonsuzdur sevgin.

Nefretin öfken mavi kadardır, derin ve soğuk. Renklerden en çok maviyi sevme nedenim de budur. Mavi bir başkadır benim için.

Sakinlik, huzur, sevgi birçok duygu bana maviyi çağrıştırır.

O yüzden, ben de seni mavi kadar seviyorum. Okyanuslar ve gökyüzü gibi uçsuz bucaksız…

Ruhumdaki Canavar

Ben iyi bir adam değilim. Değilim işte. Biliyorum. İçimde, dünyada en ufak ışık zerresi bile bırakmayacak kadar karanlık var. Ama zarar veremeyeceğim biri var, söndürmeye cesaret edemediğim tek bir ışık…

Karissa.

Benim bir canavar olduğumu düşünüyor ve belki de öyleyim. Onu her dokunuşumla ürkütüyor, ruhuna işkence ediyorum. Ama ben tek değilim. Dünya canavarlarla dolu ve en tehlikelileri ben değilim.

Onların yanına bile yaklaşmıyorum.

Tanrı bana yardım etsin ki onu seviyorum.

Seviyorum işte.

Ve Tanrı, onu benden almaya çalışan herkese de yardım etsin.

Eleanor and Park Ciltli

İki uyumsuz insan

Sıradışı bir aşk

Eleanor

Kızıl saçlar, tuhaf giysiler. Park başını çevirene kadar onun arkasında duran; o uyanana kadar yanında uzanan; diğer herkesi daha soluk, daha sıradan ve yetersiz gösteren… Eleanor.

Park

Bir şarkıyı ona dinletmeden Eleanor’un seveceğini bilen; o sonunu anlatmadan esprilerine gülen; göğsünde, tam boğazının altında, Eleanor’u ona verdiği sözleri tutmaya itecek bir yere sahip olan… Park.

İlk aşkın sonsuza dek sürmeyeceğini bilecek kadar zeki ama bunu deneyecek kadar cesur ve umutsuz, on altı yaşındaki iki talihsiz aşığın bir okul yılı boyunca süren hikayesi.

Eleanor, Park’la karşılaştığında siz de ilk aşkınızı ve nasıl da büyülendiğinizi hatırlayacaksınız…

“Eleanor ve Park, genç olup bir kıza aşık olmanın ötesinde, genç olup bir kitaba aşık olma hissini de hatırlattı bana.”

– John Green, Aynı Yıldızın Altında’nın yazarı

“Komik, umut dolu, biraz küfürbaz, seksi ve hüzünlü… Bu tatlı aşk hikâyesi hem gençleri hem de yetişkinleri etkileyecek.”

– Kirkus Reviews

“Bu çekici, zeki ve naif hikaye gerçek aşkla dopdolu. Okurlar Eleanor ve Park’a hayran kalacak.”

– Gayle Forman, Eğer Yaşarsam’ın yazarı

“Birbirini gerçekten çok seven ve mutluluklarının önüne çıkan her türlü zorluğu atlatabileceklerine inanan iki gence dair bu roman tam bir cevher.”

– Caley Anderson

“Rowell hikaye boyunca okuyucuyu sürekli şaşırtıyor ve aydınlık ile karanlığı son sayfaya kadar dengede tutuyor.”

– Publishers Weekly

“Eleanor ile Park’ın saf, çekingen fakat giderek olgunlaşan ilişkisi hem nefes kesici hem de yürek burkucu.”

– Booklist

“Eleanor ve Park aşk ve dışlananlar hakkında nefes nefese okuyacağınız bir roman.”

– Stephanie Perkins

“Sevimli, cesur ve etkileyici…Rainbow Rowell aykırı iki aşığın unutulmaz öyküsünü kaleme almış.Yazarın ilk romanı kalbinize girip orada kalmanın bir yolunu bulacak.”

– Courtney Summers

2014 Michael L. Printz

– Gençlik Edebiyatı Onur Ödülü

Boston Globe-Horn Book

– 2013’ün En İyi Kitabı Ödülü

Publishers Weekly

– 2013’ün En İyi Gençlik Kitabı Ödülü

New York Times Book Review

– 2013’ün En İyi Gençlik Kitabı

Kirkus Reviews

– 2013’ün En İyi Gençlik Kitabı

ABD National Public Radio

– 2013’ün En İyi Kitabı

Düşman

Kasveti en az kendisi kadar büyük uçurumdan düşen kadın, kendini karamsar adamın kanlı ellerinde bulmuştur. Kanlı eller, yeni kurbanına kavuştuğu gibi parmaklarını ince boğaza sarmaya, beyaz teni morartmaya başlamıştır. Miras diye ortaya atılan bir iddia, hem ilk hem de son yalandır. Bu yalan, yaprak gibi savrulan yorgun ve kırık bedenin en büyük kalp ağrısıdır. Savaşçı ruhun silahını tutan duygusuz adam, ruhu silmeye meyillidir. lakin zehirden doğan beden onu etkisi altına alacaktır.

Benliğini arayan bir adam, alevleriyle dansa davet eden ateşi harlayan bir kadın; iki düşmanın hikayesi.

Düşünce Çetesi

Eddie.

Hayatın bir ısırık alıp tadını beğenmeyince geri tükürdüğü, yaşlanmaya yüz tutmuş, kel, şişman, miskin, beş parasız ancak amansız bir yeme içme aşığı İngiliz filozof. Kendi deyimiyle resmî düşünce taciri. Ama hepimizin bir fan kulübü var.

Hubert.

Banka soyguncusu. Suç kariyeri kısa ama ceza kariyeri uzun. Talihsizlik konusunda sağlam, işleyen anatomi konusunda zayıf; tek kol, tek bacak ve ağır işiten kulaklar.

Joyclene.

35 yaşında. İki kere boşanmış. Bankada müdür yardımcısı. Karaciğeri haddinden fazla çalışmış filozoflar için muhtemelen ölümcül. Ama çıplak; ne çok hızlı ne çok yavaş.

Bir dizi banka soygunu.

Marksist, Stoacı, Neo-Platoncu ya da positivist.

Montaigne, Kant, Aristo, Nietzsche, Descartes, Seneca, Zenon, Hume…

Felsefe tarihinin en mühim teorileri Düşünce Çetesi’nin hizmetinde.

İngiltere’nin yaşayan en büyük yazarlarından Tibor Fischer’dan ipe sapa gelmez, kıvrak dilli ve çatlak sesli bir roman.

Düşünce Çetesi yüksek sesli gülme garantili.

Monte Cristo Kontu

Alexandre Dumas, doğum Dumas Davy de la Pailleterie, 24 Temmuz 1802 – 5 Aralık 1870), ayrıca Alexandre Dumas, pere olarak da bilinen Fransız yazar. Macera türündeki tarihi romanlarıyla ünlüdür. Eserlerinin 100 dile çevrilmesi sayesinde en çok okunan Fransız yazarlardan biri olmayı başardı. Monte Kristo Kontu, Üç Silahşörler, Yirmi Yıl Sonra veDemir Maskeli Adam gibi romanlarından bazıları dizi şeklinde yayınlanmıştı. Yirminci yüzyılın başlarından beri romanları yaklaşık 200 kadar filme uyarlandı.

irçok türde eserler veren Dumas yazarlık kariyerine tiyatro oyunlarıyla başlayarak ilk başarılarını elde etti. Ayrıca bir hayli dergi makalesi ve gezi kitabı yazdı; basılmış eserleri toplamda 100.000 sayfayı bulur. Dumas 1840´larda Paris´te Tarih Tiyatrosu´nu kurdu.

III. Napolyon´un seçilmesinin ardından Dumas gözden düştü ve Fransa´dan ayrılarak birkaç yıl kalacağı Belçika´ya gitti. Belçika´dan ayrıldıktan sonra birkaç yıl için de Rusya´ya taşındı, ardından da İtalya´ya hareket etti. 1861´de İtalyanların birleşme çabalarını destekleyen L´ Indipendente isimli gazeteyi kurdu ve basmaya başladı. 1864´te Paris´e döndü.

Evli olmasına rağmen sayısı kırkı bulduğu söylenen ilişkileri vardı. Bilinen en az dört gayri meşru çocuğu vardı. Bunlardan biri de kendi adının verildiği Alexandre Dumas´dır. Bu çocuk daha sonra başarılı bir tiyatro ve roman yazarı oldu ve Alexandre Dumas, fils (oğul) olarak bilinirken babası da Fransa´da gelenekselleşmiş olarak Alexandre Dumas, pere (baba) olarak tanınmaya başladı. İlişkilerinden birini de 1866´da kariyerinin zirvesindeki ve neredeyse yarı yaşındaki Amerikalı aktris Adah Isaacs Menken ile yaşadı. Yirminci yüzyıldaki uzmanlar Dumas´nın babası olduğu üç çocuk daha buldular.

Hayatının sonuna doğru Dumas´yla tanışan İngiliz tiyatro yazarı Watts Phillips onu “Dünyanın en cömert ve en büyük kalpli insanı. Aynı zamanda da yeryüzündeki en eğlenceli ve bencil kişi. Lisanı bir yel değirmeni gibiydi, bir kez harekete geçti mi ne zaman duracağını bilemezdiniz, özellikle de tema kendisiyse” diyerek tanımlamıştı.

Babil Prensesi

Voltaire’in 1768 yılında yazdığı felsefi öyküsü Babil Prensesi’nde iki aşık Asya ve Avrupa’da birbirlerini aramaya çıkıyorlar. Talihsizliklerle sürekli birbirlerinden ayrı düşen aşıkların yolda başlarına gelenler nüktedan bir tarzda aktarılıyor. Aydınlanma Çağının düşüncelerinden örnekler taşıyan bu öykü peri masallarıyla da benzerlikler gösteriyor. Büyülü kuşların, mitsel karakterlerin yaşadığı masalsı bir coğrafyayı tasvir eden Voltaire, soylu sınıftan ve burjuvaziden tiksintisini ironik diliyle aktarmaya devam ediyor.

“Voltaire, hemen hemen tüm öykülerinde, Binbir Gece Masalları’nın ve antikçağın coğrafyasını kullanır; ne ki, Babil’in Paris, Brahmanların ya da Druidlerin ise Roma Kilisesinin rahipleri olduğunu fark etmekte gecikmez. .”

– Jorge Luis Borgesorges

Efsunlu Adamlar: Kod Adı 1.88

Şahmelek Ve Senli’nin Yazarı Merve Akıncı’dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar… Efsunlu Adamlar’ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley’inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O’nu. Tanırsınız! Güneş’i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? “Sakin… Çok sakin…”

Efsunlu Adamlar: Kod Adı 1.88

Şahmelek Ve Senli’nin Yazarı Merve Akıncı’dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar… Efsunlu Adamlar’ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley’inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O’nu. Tanırsınız! Güneş’i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? “Sakin… Çok sakin…”

Efsunlu Adamlar: Kod Adı 1.88

Şahmelek Ve Senli’nin Yazarı Merve Akıncı’dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar… Efsunlu Adamlar’ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley’inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O’nu. Tanırsınız! Güneş’i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? “Sakin… Çok sakin…”

Efsunlu Adamlar: Kod Adı 1.88

Şahmelek Ve Senli’nin Yazarı Merve Akıncı’dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar… Efsunlu Adamlar’ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley’inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O’nu. Tanırsınız! Güneş’i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? “Sakin… Çok sakin…”

Efsunlu Adamlar: Kod Adı 1.88

Şahmelek Ve Senli’nin Yazarı Merve Akıncı’dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar… Efsunlu Adamlar’ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley’inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O’nu. Tanırsınız! Güneş’i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? “Sakin… Çok sakin…”

Efsunlu Adamlar: Kod Adı 1.88

Şahmelek Ve Senli’nin Yazarı Merve Akıncı’dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar… Efsunlu Adamlar’ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley’inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O’nu. Tanırsınız! Güneş’i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? “Sakin… Çok sakin…”

Efsunlu Adamlar: Kod Adı 1.88

Şahmelek Ve Senli’nin Yazarı Merve Akıncı’dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar… Efsunlu Adamlar’ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley’inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O’nu. Tanırsınız! Güneş’i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? “Sakin… Çok sakin…”

Efsunlu Adamlar: Kod Adı 1.88

Şahmelek Ve Senli’nin Yazarı Merve Akıncı’dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar… Efsunlu Adamlar’ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley’inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O’nu. Tanırsınız! Güneş’i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? “Sakin… Çok sakin…”

Efsunlu Adamlar: Kod Adı 1.88

Şahmelek Ve Senli’nin Yazarı Merve Akıncı’dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar… Efsunlu Adamlar’ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley’inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O’nu. Tanırsınız! Güneş’i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? “Sakin… Çok sakin…”

Yan Evdeki Mafya

Tesadüflerle başlayan nefret, usul usul aşka dönüşüyordu.

Deli dolu genç bir kız ile karanlık işler peşinde, yakışıklı bir mafya…

Yüzünden gülümsemesi eksik olmayan güzeller güzeli Derin; ağırbaşlı ve nadiren gülümseyen Mert’in kalbine sızabilecek miydi?

Annesiz büyüyen hasta kardeşi ve tehlikeli hayatı yüzünden kalbi taşlaşan Mert, hayatın ona armağan ettiği Derin’in kıymetini bilecek miydi?

“Mert’in evine vardığımda sadece yatak odasının ışığı açıktı. Bana verdiği anahtarla eve girdikten sonra sessizce yukarı çıktım ve odasına girdim. Mert büyük bir oyuncak ayıyla yatmadığına göre o yataktaki kabartı… Üstelik saçları dışarı çıkmış kabartı! Aynı sessizlikle merdivenlerden inip evden çıktım. Burada ağlamaya başlarsam hiç duramayacaktım. İşte yere göre sığdıramadığım Mert bu kadardı.”

– Derin

“Gidemez, buna izin veremem. Ona zarar verdim. Gözümden bile sakındığım kadına zarar verdim. Onu tamamen kaybettim. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilmiyorum. Sanki bir el nefes almamı engelliyor gibi, kalbimi biri eline almış sıkıyor gibi. İlk defa elim kolum bağlı kaldı…”

– Mert