Senkronu Kaçmış Gülüşler

Havadar bir aklım ve kalbim var.

Üşüyorum, altımda bir ıslaklık…

Refah tabana yayılıyor galiba.

Haliyle her şeyi komik tarafından alıyorum.

Aksi halde duygusal merhemler, sinir sistemimizi iyileştiremeyecek.

Ve yüzümüzde eğreti duracak senkronu kaçmış gülüşler.

Haydi, hep birlikte gazlanmadan gülelim.

Medya eğlendirecek, spor heyecanlandıracak.

Bize de güle oynaya yaşamak kalıyor.

Dikkat edelim, cari açığımız görünmesin…

Senkronu Kaçmış Gülüşler

Havadar bir aklım ve kalbim var.

Üşüyorum, altımda bir ıslaklık…

Refah tabana yayılıyor galiba.

Haliyle her şeyi komik tarafından alıyorum.

Aksi halde duygusal merhemler, sinir sistemimizi iyileştiremeyecek.

Ve yüzümüzde eğreti duracak senkronu kaçmış gülüşler.

Haydi, hep birlikte gazlanmadan gülelim.

Medya eğlendirecek, spor heyecanlandıracak.

Bize de güle oynaya yaşamak kalıyor.

Dikkat edelim, cari açığımız görünmesin…

Senkronu Kaçmış Gülüşler

Havadar bir aklım ve kalbim var.

Üşüyorum, altımda bir ıslaklık…

Refah tabana yayılıyor galiba.

Haliyle her şeyi komik tarafından alıyorum.

Aksi halde duygusal merhemler, sinir sistemimizi iyileştiremeyecek.

Ve yüzümüzde eğreti duracak senkronu kaçmış gülüşler.

Haydi, hep birlikte gazlanmadan gülelim.

Medya eğlendirecek, spor heyecanlandıracak.

Bize de güle oynaya yaşamak kalıyor.

Dikkat edelim, cari açığımız görünmesin…

Senkronu Kaçmış Gülüşler

Havadar bir aklım ve kalbim var.

Üşüyorum, altımda bir ıslaklık…

Refah tabana yayılıyor galiba.

Haliyle her şeyi komik tarafından alıyorum.

Aksi halde duygusal merhemler, sinir sistemimizi iyileştiremeyecek.

Ve yüzümüzde eğreti duracak senkronu kaçmış gülüşler.

Haydi, hep birlikte gazlanmadan gülelim.

Medya eğlendirecek, spor heyecanlandıracak.

Bize de güle oynaya yaşamak kalıyor.

Dikkat edelim, cari açığımız görünmesin…

Senkronu Kaçmış Gülüşler

Havadar bir aklım ve kalbim var.

Üşüyorum, altımda bir ıslaklık…

Refah tabana yayılıyor galiba.

Haliyle her şeyi komik tarafından alıyorum.

Aksi halde duygusal merhemler, sinir sistemimizi iyileştiremeyecek.

Ve yüzümüzde eğreti duracak senkronu kaçmış gülüşler.

Haydi, hep birlikte gazlanmadan gülelim.

Medya eğlendirecek, spor heyecanlandıracak.

Bize de güle oynaya yaşamak kalıyor.

Dikkat edelim, cari açığımız görünmesin…

Senkronu Kaçmış Gülüşler

Havadar bir aklım ve kalbim var.

Üşüyorum, altımda bir ıslaklık…

Refah tabana yayılıyor galiba.

Haliyle her şeyi komik tarafından alıyorum.

Aksi halde duygusal merhemler, sinir sistemimizi iyileştiremeyecek.

Ve yüzümüzde eğreti duracak senkronu kaçmış gülüşler.

Haydi, hep birlikte gazlanmadan gülelim.

Medya eğlendirecek, spor heyecanlandıracak.

Bize de güle oynaya yaşamak kalıyor.

Dikkat edelim, cari açığımız görünmesin…

Senkronu Kaçmış Gülüşler

Havadar bir aklım ve kalbim var.

Üşüyorum, altımda bir ıslaklık…

Refah tabana yayılıyor galiba.

Haliyle her şeyi komik tarafından alıyorum.

Aksi halde duygusal merhemler, sinir sistemimizi iyileştiremeyecek.

Ve yüzümüzde eğreti duracak senkronu kaçmış gülüşler.

Haydi, hep birlikte gazlanmadan gülelim.

Medya eğlendirecek, spor heyecanlandıracak.

Bize de güle oynaya yaşamak kalıyor.

Dikkat edelim, cari açığımız görünmesin…

Senkronu Kaçmış Gülüşler

Havadar bir aklım ve kalbim var.

Üşüyorum, altımda bir ıslaklık…

Refah tabana yayılıyor galiba.

Haliyle her şeyi komik tarafından alıyorum.

Aksi halde duygusal merhemler, sinir sistemimizi iyileştiremeyecek.

Ve yüzümüzde eğreti duracak senkronu kaçmış gülüşler.

Haydi, hep birlikte gazlanmadan gülelim.

Medya eğlendirecek, spor heyecanlandıracak.

Bize de güle oynaya yaşamak kalıyor.

Dikkat edelim, cari açığımız görünmesin…

Türkçe Sözlü Hafif Mizah

Mizah dünyasının önde gelen kalemlerinden Vedat Özdemiroğlu, Türkçe Sözlü Hafif Mizah’ta kah kendiyle konuşuyor kah hayaller peşinde oradan oraya koşturan insanların hikâyelerini anlatıyor. Kah hemen her yerde karşımıza çıkıveren tipleri ete kemiğe büründürüyor kah televizyon-reklam dünyasına bambaşka bir yerden bakıyor. Ayrıca İstanbul’un güzelliklerini seyrediyor, sevdiği büyüklerini usulca anıyor, küçük hatıraları tatlı tatlı işliyor…

Bambaşka dünyalar kurup, biraz soluklanmamızı, biraz gülümsememizi sağlayan Türkçe Sözlü Hafif Mizah bir Vedat Özdemiroğlu seçkisi. Bir “mizah adamı”ndan bir yandan da memleket insanına, memleket ahvaline ayna tutan hikayeler, tespitler, gözlemler…

Üzgünüz, Pisti Kaçırdık

“Bir iniş fiyatına iki kez iniş yapma keyfi!”

Yön duygusu olmayan pilotlar, tuhaf bilgisayarlar, apronda salınan inekler… Yolcuları uçak kabininde boncuk boncuk terleten onlarca olay…

Yüzlerce okuyucu uçakta başlarına gelen anekdotları yazıp Der Spiegel gazetesinin internet sitesine yolladı. Biz de en komik ve en ilginç olanları bu kitapta topladık. O halde şimdi kemerlerinizi bağlayın, masalarınızı kapayın ve koltuğunuzu dik konuma getirin. “Bayanlar ve baylar, bu sarsıntılı bir rodeo olacak!”

Bu kitapta çok tuhaf uçuş deneyimlerine şahit olacaksınız: korkutucu güvenlik talimatları, esprili pilotlar ve kabin elemanları, pistte dolaşan inek ve timsahlar, dehşet verici türbülanslar, havada motoru bozulan uçaklar, yanlış çeviri yüzünden yaşanan panikler…

“Sayın yolcularımız, sol motor çalışmıyor. Tek motorla da uçabiliriz ama yine de yedek parça bekliyoruz çünkü uçuş ekibi de sağ salim geri dönmek istiyor.”

Komik Bilmeceler Antolojisi

Renkli ve eğlenceli karikatürlerle süslenmiş binlerce komik bilmece…

Hayvanlar aleminden, öğrenci-öğretmen; kadın-erkek taşlamalarından, futbola kadar geniş bir yelpazede; hiç duymadığınız bilmecelerle garantili eğlence sunuyor…

Özellikle genç okurlar hoşça vakit geçirecek.

Adnan Ersan’ın yıllar süren çabalarıyla derlediği bilmeceleri okuyan herkes çok eğlenecek

Annem Çıldırdı

Bu kitapta Mehmet Kemal Erdoğan’ın sizin için yazdığı birbirinden eğlenceli öyküleri okuyacaksınız.

Bundan önce de “Babam Çıldırdı” adlı kitabıyla size kahkahalar attıran attıran Mehmet Kemal Erdoğan, bu kez yaptıklarıyla annesini çıldırtan çocukların öyküsünü anlatıyor. Üstelik çocuklar yalnız değil; babaları da onların suç ortağı…

Kitapta yer alan diğer öyküler şunlar: Acemi Şansı, Şekerci Dede, Bilmem Anlatabildim mi?, İki Şakacı, Bizim Pansiyon ve Köyümde Nüfus Sayımı.

Onları okurken de kahkahalarınız art arda patlayacak.

Ah Benim Karım! Ah Benim Kocam!

Kadınların dilinden erkekler, erkeklerin dilinden kadınlar…

1997 Rıfat Ilgaz Gülmece Öykü Yarışması Birincilik Ödülü sahibi olan Canan Tan’dan yepyeni mizah öyküleri…

Canan Tan, evli çiftlere dair çarpıcı tespitleriyle hem güldürüyor, hem de kadınlarla erkeklerin kendilerini sorgulamalarına neden oluyor.

Çılgın Futbol Ciltli

Futbolun efsanesi Pele ve Maradona’dan sahaların yıldızı Messi ve Ronaldo’ya, milli takımımızın ulusal başarılarından kupaların milli çalgısı vuvuzelaya birbirinden çılgın tam 20 dünya kupası! Garip, acayip, hatta eğlenceli mi eğlenceli maç hikâyeleri… İlgini çekiyorsa bu kitap tam sana göre!

Nasreddin Hoca Fıkraları

Bir gün Hoca’nın bulunduğu bir sohbette sormuşlar:

-Hocam, adam olmanın yolu nedir?

Hoca düşünceli düşünceli, başını bir o yana bir bu yana sallayarak:

-Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli, demiş

Nasreddin Hoca Fıkraları

Bir gün Hoca’nın bulunduğu bir sohbette sormuşlar:

– Hocam, adam olmanın yolu nedir?

Hoca düşünceli düşünceli, başını bir o yana bir bu yana sallayarak:

– Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli, demiş.

Hoca Nasreddin Birgün

Hoca Nasreddin yine birgün Ankara’dan Eskişehir’e giderken Nasreddin Hoca dinlenme tesislerinde mola verir. Hoca Nasreddin’in yanındaki kuzuyu görenler;

“Hoca Efendi! Bugün yarın kıyamet kopacak. Bu kuzuyu ne yapacaksın. Getir şunu yiyelim!” derler. Hoca aldırmaz. Fakat o kadar ısrar ederler ki artık Hoca dayanamaz ve bir seyir yerinde kuzunun kesilerek ziyafet çekilmesine karar verir. Kuzu kesilir, ateş yakılır, Hoca kuzuyu çevirmeye başlar. Arkadaşları soyunur, elbiselerini Hoca’ya teslim ederek her biri bir tarafa gider. Hoca fırsattan istifade edip elbiseleri ateşe atıp yakar. Bir süre sonra dostları karınları acıkıp geldiklerinde, elbiselerinin yanıp kül olduğunu görürler. “Aman Hoca ne yaptın? derler. Hoca “Ne telaş ediyorsunuz, yarın kıyamet kopmayacak mı? der.

Behlülce Mizah

Ver sırrını Behlül’e 5-4 dakka içinde düşürsün dilden dile…

Meğer sünnetler farz değilmiş, ben daha yeni öğrendim.

5 lira az para değil, eskiden 4 liradan çoktu.

Eğer saman istemeye gelmişsen amcam evde yoktur. Yok eğer samana gelmemişsen amcam yukarıda çay içiyor.

Ölünceye kadar yaşasam yeter.

Üstü kalsın, fazlasını istemem. Aslında Çelebi Dayı, 81 yaşında istemeyerek öldü. Ölmeseydi en az 150 sene yaşardı. Hatta ölmeden önce Behlül, ne kaldı şunun şurasında, en fazla en fazla 80-90 hadi bilemedim 100 senelik bir ömrüm kaldı, demişti.

Alayına New York

“Seni çok özledim,”  diye fısıldadı kulağıma. Ses tonu öyle bir özlem barındırıyordu ki… Hiçbir şey söylemeden ona sarılıyor, gözyaşlarıma engel olamıyordum.

“Rüya olmasından korkuyorum, Max. Birazdan uyanacak olmaktan, yok olmandan korkuyorum.” Sanki mümkünmüş gibi daha sıkı sarılırken, başını yüzüme doğru eğip gözlerime baktı.

“Senin kadar gerçeğim, güzelim. Artık yanındayım, seninleyim.”

Hanna’yı Korumak

“Bunca yılı nefret içinde geçirdiğimi fark ettim. Ama şimdi, ilk defa, başka bir şey bulmuştum, nefretin tam tersiydi, sevgiydi bu…”

Hanna’yı Korumak’ın bilinmeyen anlatıcısı, Berlinli bir çeteye mensuptur ve bu çeteyi ailesi olarak görmektedir. Ailenin reisi Maestro, onun vasisi gibidir; ona borçların toplanması, kirli işlerin yapılması gibi görevler verir. Ama bu seferki görevi bambaşkadır ve onu daha önce deneyimlemediği duygulara gömecektir.

Görevi, bir suçun tek görgü şahidini, güzeller güzeli fakat biraz da tuhaf olan Hanna Wyoczik’i çıkacağı mahkemeye kadar korumaktır. Bunun için de bir hafta boyunca Hanna ile yaşaması gerekmektedir. Fakat daha önce hiçbir insanla, hele ki bir kadınla, beş dakikadan fazla süren bir ilişkisi olmadığından dolayı Hanna ile zaman geçirdikçe sosyal hayatın dayanılmaz olduğu kanısına varır. Ancak Hanna’yı korurken sergilediği cesur, nüktedan tavır ile birlikte çok geçmeden gönlünü Hanna’ya kaptırdığını fark eder…

Aşk, onu bambaşka birisine dönüştürmüş; şiddetten arınan ruhunu sevgiyle temizlemeye başlamıştır. Artık o eski çete adamı değildir. Tek bir amacı vardır: Hanna’yı Korumak.

Miha Mazzini, basit sahneleri anlamlı bir kara komedi romanına çeviriyor. Ruhu şiddetle dolu bir çete adamının aşkla evcilleşme serüvenini göreceğiniz, insani duygularla örülü harika bir roman sizleri bekliyor…

Eyyy Siyaset

2011-2015 yılları arasında Hürriyet’in birinci sayfasında yayımlanan güncel siyaseti birebir takip eden karikatürlerden seçmeler.

Veni Vidi Cizi.
Geldim Gördüm Çizdim.

Çam Deviren

İlk mizah denemesi “Akıl Tamircisi” adlı kitabıyla mizaha farklı yorum ve anlam getiren Veysel Boğatepe, aynı ironik üslubunu bu kez öykülerinde kullanıyor. Öykü kahramanlarına sınırsız konuşma hakkı tanıyarak klasik öykü anlatıcısı olmanın dışına çıkıyor. Olaylar örgüsünü zaman-mekan kavramı ekseninde tasarlarken, gözlem ve izlenimlerini ilginç karakterler üzerinden aktarıyor ve oldukça yalın bir dil kullanıyor.

Öykülerini, kahramanlarının ifade, anlama bozukluğu ile düşünme ve dürtüsel alışkanlıkları arasındaki çelişkilerin toplumsal yansımaları üzerine temellendiriyor. Her biri toplumsal gerçeğimizin yazıya dökülmüş hali olan öykülerde, bireyin düştüğü gülünç veya komik durumlarını okurken gülümseyecek ama daha çok düşünmek zorunda kalacaksınız.

Gevşek

Nuri Çetin, 1982’de Edirne’de doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Bölümünü bitirdi. Penguen, Kemik, Lombak, Fermuar dergilerinde çalıştı. 2008’den bu yana Leman ve L-Manyak dergilerinde çalışıyor ve 94.5 Rock FM Rabarba radyo şovuna konuk olarak katılıyor.

Memleket-i Harika

“Memleket-i Harika, dil ile tarif edilmez, kalem ile yazılmaz. Gördüğüm en güzel diyar olup, burada hem şarkın hem de garbın özelliklerini görmek mümkündü. Yabancılar buranın havasına ve suyuna ve dahi göbek atan hatunlarına bayılmaktaydı. Turist hurilere ‘fıstık, lokum’ deyu adlar takılmakta ve dahi çok iyi muamele yapılmaktaydı. İş bu nedenle, bu diyara gelen turistler, memleketin ahlakını bozduğu gerekçesiyle defaten tecavüze uğradıklarından bir daha gelmemekteydi.”

Güldüren ve de düşündüren kara mizah öyküleri… Ahmet Zeki Yeşil’in, edebiyat/sanat ve mizah dergilerinde yayınlanan öykülerinden oluşan bu kitabı okuduktan sonra “Gülmekten öldüm” diyeceksiniz.

Uyanık Ricky Biberli Salama Karşı

Zeki, hazırcevap, muzip ve komik… Uyanık Ricky, çocukların yeni kahramanı!

Ricky’nin biberli salamla başı belada. Teyzesinin telefonla satış yapma projesi; kar getirecek bir ürün seçme aşamasında iyiden iyiye sarpa sarar.  Ricky’nin evin küvetine saklamak zorunda kaldığı biberli salam beklenmedik bir yolculuğa çıkmasına ve akla gelmedik komiklikler yaşamasına neden olur.

Osmanlı'dan Karikatürler

Karikatür, bir kişi, tip ya da eylemin çizgiyle çarpıtılmış, abartılmış sunuluşudur …

Karikatür, çizildiği dönemi en iyi yansıtan kaynaklardan biridir. O dönemdeki sosyal, ekonomik, kültürel ve saire bir çok konuda iğneleyici tarzda bilgiler verir.

Osmanlı Dönemi gazete ve dergilerinden, sizler için seçerek Latin harflerine çevirdiğimiz bu karikatürleri okurken eskilere doğru bir yolculuğa çıkacak, ninelerimizin ve dedelerimizin düşünce yapısını, yaptıkları derin esprilerde bulacaksınız…

Abartılı espriden daha çok, ince fikirlilik, iğneleme ön plana çıkmaktadır. Tamamı zeka ürünüdür. Bazı karikatürler düşünmeye de sevk edecektir.

Horkhaymır’dan Alzhaymır’a Türk Aydını

Türk münevverinin “Tercüme Odası”nda doğması Cemil Meriç’ten beri tekrar edilen bir tespittir. Gel gelelim bu tespitin eksik bir yanı var. O da önce münevver, sonra aydın ve en nihayetinde entelektüel olan söz konusu yüce şahısların aradan geçen onca zamana rağmen “Tercüme Odası”nda kalmakta ısrar ettiği gerçeğinin bu tespitte yer almıyor olmasıdır. Tercüme Odası’nı bir kuvöz gibi kullanan aydınlarımız kuvözünden çıkmamakta ısrarlıdır. Onun kırmızı çizgisidir Tercüme Odası. Hatta “Vatan Yahut Silistire”sidir. Hatta sine qua non’udur. Tercüme Odası’ndaki kuvözünde bütün gıdası tercüme gıda olan Türk aydını için Frankfurt Tekkesi’nin hocalarından Horkhaymır derin bir feyz kaynağıdır. Aydınlarımız hocanın özellikle “Akıl Tutulması” namlı kitabının tutkunudur. Dedesinin yazdığı kitabı, elifi görünce mertek bile zannedemediği için okuyamayan bir münevver taifesinden bahsediyoruz burada. Batıya baka baka boyun ağrısı illetine yakalanan aydın şahsiyet personalarımızın, daha kuvözden çıkmadan alzhaymıra yakalanma başarısı rekorlar kitabının daimi dekoru olacak bir rekordur vesselam.

Gözü Çok Ama Çok Ağrıyan Adam

Efendim şimdi sizlere, çay içince gözü ağrıyan… Ne? Nasıl?.. Gözü mü? Yahu çay içince insanın gözü niye ağrısın?.. Aaa gözüymüş gerçekten. Peki o zaman. (Sormayın, bu yazarlar da bir garipleşti iyice…) Neyse, ne diyorduk efendim: Sizlere çay içince gözü ağrıyan, hem de çok ama çok ağrıyan Keramettin’in hikâyesini anlatacağız.

Bir dakika… Yahu gülmesenize, burada çok ciddi ve trajik bir hayat hikâyesinden söz ediyoruz! Öyle ki zavallı Keramettin bu “göz ağrısı” meselesi yüzünden işini, evini, barkını, eşini ve çocuklarını geride bırakıp kendini Hindistan yollarına vurmak zorunda kalacak. Ardından orada tanıştığı bir maymunla birlikte… Bak hala gülüyorlar! İyi, anlatmıyorum o zaman, kendiniz okursunuz! Hıh!