Rapunzel

Rapunzel: Özgürlüğe giden yol

Masallarıyla dünyada kim bilir kaç kuşağın büyüdüğü, 19. yüzyıldan bugüne çocuklar aleminde kendilerine özel bir yer bulan Grimm Kardeşler’den efsanevi bir masal: Rapunzel…

… Böylece cadı kadının olup bitenlerden hiç haberi olmamış, ama günün birinde Rapunzel kendisine demişi ki: “Nasıl oluyor da sizi genç prensten daha zor çekebiliyorum yukarı? Prens, göz açıp kapamadan kuleye çıkıveriyor!” Büyücü kadın bunu işitince, “Vay seni hınzır kız!” diye bağırmış. “Şu söylediğin şeye bak! Ben de sanıyordum ki, bütün dünyadan koparıp aldım seni. Demek aldanmışım!”

Cadı kadın, o öfkeyle Rapunzel’in canım saçlarını tutup birkaç kez sol eline dolamış, sonra sağ eliyle bir makası kaptığı gibi gırç gırç kesmeye başlamış, o güzelim belik belik saçlar yerlere dökülmüş.

Anadolu Masalları 1. Kitap : Hıdırellez Geliyor

“Astrid Winter, masalların insan ruhunda ve beyninde şifalı etkiler yarattığını yazar ve sağlıklı bir çocuk ruhunun masalsız olamayacağını belirtir. Yücel Feyzioğlu, Balkanlardan Sibirya’nın uçlarına kadar yeniden ele aldığı, yazdığı, yeni renk ve müzik kattığı Türk masallarına, bu şifadan bol bol katmış. Masalları ayıklamak, onlara yeni bir üslup katmak, onları çocuk ruhunun zarifliğine uygun hale getirmek, engin bir dil sevgisi ve bilgisi ile yoğurmak Feyzioğlu gibi bir ustanın elinden gelirdi ancak.”

Orhan Araş, Cumhuriyet Kitap “Bir halkın tarihi, anadilinin incelikleri ve renkleri, düşünce zenginliği, geleneği, göreneği, inancı, duygu ve davranış biçimleri, terbiye ve edebi masalların içinde anlatılmıştır. Siz kendi masalınızı bir yana itip sadece başka halkın masalını çocuğun önüne yığarsanız, binlerce yılda birikmiş bütün kültür hazinenizi yok etmiş olursunuz. Türk çocuklarının Ak Kağanları. Hakanları, Sultanları, Padişahları, Şehzadeleri var. Bir de Keloğlan gibi halk kahramanları: İristu’ları. Yartı Kulakları, Cırttanları, Çilbikleri, Ak Tungaları, Şirince Şeşenleri, Dervişleri, Şaman dedeleri, Ozanlari, Bahşileri, Er Tapıldıları ve daha niceleri var. Yücel Feyzioğlunun derlediği masallar, bu zengin hazinenin kapısını yeniden çocuklarımıza açıyor.” Kardeş Kalemler Dergisi

Anadolu Masalları 1. Kitap : Hıdırellez Geliyor

“Astrid Winter, masalların insan ruhunda ve beyninde şifalı etkiler yarattığını yazar ve sağlıklı bir çocuk ruhunun masalsız olamayacağını belirtir. Yücel Feyzioğlu, Balkanlardan Sibirya’nın uçlarına kadar yeniden ele aldığı, yazdığı, yeni renk ve müzik kattığı Türk masallarına, bu şifadan bol bol katmış. Masalları ayıklamak, onlara yeni bir üslup katmak, onları çocuk ruhunun zarifliğine uygun hale getirmek, engin bir dil sevgisi ve bilgisi ile yoğurmak Feyzioğlu gibi bir ustanın elinden gelirdi ancak.”

Orhan Araş, Cumhuriyet Kitap “Bir halkın tarihi, anadilinin incelikleri ve renkleri, düşünce zenginliği, geleneği, göreneği, inancı, duygu ve davranış biçimleri, terbiye ve edebi masalların içinde anlatılmıştır. Siz kendi masalınızı bir yana itip sadece başka halkın masalını çocuğun önüne yığarsanız, binlerce yılda birikmiş bütün kültür hazinenizi yok etmiş olursunuz. Türk çocuklarının Ak Kağanları. Hakanları, Sultanları, Padişahları, Şehzadeleri var. Bir de Keloğlan gibi halk kahramanları: İristu’ları. Yartı Kulakları, Cırttanları, Çilbikleri, Ak Tungaları, Şirince Şeşenleri, Dervişleri, Şaman dedeleri, Ozanlari, Bahşileri, Er Tapıldıları ve daha niceleri var. Yücel Feyzioğlunun derlediği masallar, bu zengin hazinenin kapısını yeniden çocuklarımıza açıyor.” Kardeş Kalemler Dergisi

Kaf Dağı Padişahı : Uçan Halı – 2

Öyle çok kar yağıyordu ki yıldızlar görünmüyordu. Sokağımızdaki lambalar bir tül perdenin ardından ışıyor, uçuşan kar taneleri geceyi bir masal güzelliğine bürüyordu.

Yolun iki yanında sıralanan ağaçlar, karlarla kaplı dallarını yere eğmişti. Sert esen rüzgârla birlikte karlar havalanıyor, toz duman birbirine karışıyordu. Fırtına yüzünden sokağın sonu görünmüyordu. Pencereye iyice yaklaştım. Gecenin içinde kar ve hayaller birlikte uçuşuyordu.

Keşke dedim, yine sarı çiçeklerle kaplı bir tarlada olsaydım! Treni kaçırsaydım ve yere serilmiş bir uçan halı çıkıverseydi karşıma. Peri Kızını, Burnu Bir Karış Havada Kaf Dağı Prensesini özlemiştim. İri Kıyımı, Devi, Kaf Dağı Padişahını…

 

İstanbul'dan Masallar

Mısır çarşısına vardım, Fındıklı lokum aldım
Elimde kırmızı topaçla, Kalabalığın içine daldım.
Yürüdüm yürüdüm koştum, Düşlere daldım uçtum
Aklım bir karış havadayken, Galata köprüsünden düştüm

Balıkçılar gördü, kovaladı, Oltacılar kızdı, azarladı
Ben topacımı arar iken, Adalar vapuru kaçtı.

Masallar insanoğlunun kendi dünyasını büyülü bir şekilde anlatmak, anlamlandırmak istemesiyle doğmuştur. Yüzyıllardır masalların bir gelenek halinde yaşamasının, günümüze ulaşmasının bir sebebi de budur. Çünkü masal, hayal etmek, istediğini yapabilmek, gerçeği altüst etmektir. Hayal gücüyle Kaf Dağı’nı aşabilmek, bir anda uzak memleketlere gidebilmektir. Kahramanlar, türlü kılıklara girerek, bazen şehzade, bazen sultan, bazen de küplere binmiş bir cadı olarak karşımıza çıkar. Gerçek hayatta ulaşılması imkânsız kurgular masal dünyasının içinde böylece hayat bulur.

Masal Ağacı

1979 Doğumlu Esra Kılıç inşaat mühendisi ve iki çocuk annesidir. Çocuklarını her gece anlattığı masallarla farklı dünyalara götüren, bu büyülü dünyada aynı zamanda onları eğiten, yaratıcı bir annedir.

Binbir Gündüz Masalları Ciltli

Binbir Gece Masalları, kadınların vefasız ve sadakatsiz olmadık­larını kanıtlamak için anlatılırken, Binbir Gündüz Masalları ise er­keklerin vefasız olabilme olasılığının düşünülmesinin bile yanlışlı­ğını doğrulamak için anlatılmıştır. Masalların kurgusu bu ilk neden üzerine tasarlanmıştır. Gelişmeler iyinin, güzelin, doğrunun ve hak­lının üstün gelmesi doğrultusundadır. Her ikisinde de amaçlanan, toplumun temel yapısında çekirdek konumunda olan ailedeki eşlerin, vefa ve sadakat bağlamında, dirlik ve düzenlerini sürdürebileceklerini anlatmaya yöneliktir.

Binbir Gündüz Masalları, tıpkı Binbir Gece Masalları gibi kültür mirasımız için oldukça tanıdık olmasına karşın; günümüzde Türkçeyi Latin harfleriyle okuyup yazan insanımız için yabancıdır. Her gecenin bir gündüzü olduğu kesinliğinin yanında, Binbir Gece’nin de bir Binbir Gündüzü olmaması doğal karşılanabilir mi?

Hindistan, uygarlıkların başlangıç yeri olarak gösterilirken aynı türden yaklaşımlar masallar için de söz konusudur. Binbir Gece ve Bin­bir Gündüz Masalları işte bu yargıyı doğrular gibidir. Fakat masalla­rın geçtiği yerler açısından bakıldığında, uygarlıkların yoğrulduğu Ortadoğu’nun konumunun ayrıcalığı ve üstünlüğü masallar için de aynı şansı vermektedir.

Binbir Gündüz Masalları’nın çıkış yeri Hindistan olarak gösteril­mesine rağmen, masalların sergilendiği coğrafya Ortadoğu merkezli­dir. Mısır ile Cava adaları arasında çekilecek bir çizgide Bağdat odak noktasıdır. Bu, Binbir Gece Masalları için de böyledir. Kahire, Şam, Keşmir, Kandahar, Kazan, Tataristan, İsfahan, Basra, Musul vb yerle­şim yerleri masalların geçtiği ve kahramanlarının aylar süren seyahat­lerinde dolaştıkları yerlerden sadece birkaçıdır ve anlatılan olayların ağırlık noktası olan yerler görünümündedir.

Huysuz Balıkçı

Yaşasın Dostluk ve Dayanışma!
Denizi balık kaynayan, rengârenk bitki örtüsüyle kaplı Yıldız Koyu’nda sevimli bir balıkçı kasabası varmış.Kasabanın en becerikli, en bilgili balıkçısı Huysuz Balıkçı imiş. Ama yaşlandıkça huysuzluğu arttığı için adı Huysuz Balıkçı kalmış. Yalnızlığı seven bu geçimsiz ihtiyarın başına bir gün bir felaket gelmiş. Dostları onun kaybolduğunu sanıp her yerde aramaya koyulmuş…
Çaresizlik, endişe, bekleyiş, efsaneler ve umutların iç içe geçtiği bir dostluk ve dayanışma hikâyesi…

Huysuz Balıkçı

Yaşasın Dostluk ve Dayanışma!
Denizi balık kaynayan, rengârenk bitki örtüsüyle kaplı Yıldız Koyu’nda sevimli bir balıkçı kasabası varmış.Kasabanın en becerikli, en bilgili balıkçısı Huysuz Balıkçı imiş. Ama yaşlandıkça huysuzluğu arttığı için adı Huysuz Balıkçı kalmış. Yalnızlığı seven bu geçimsiz ihtiyarın başına bir gün bir felaket gelmiş. Dostları onun kaybolduğunu sanıp her yerde aramaya koyulmuş…
Çaresizlik, endişe, bekleyiş, efsaneler ve umutların iç içe geçtiği bir dostluk ve dayanışma hikâyesi…

Üç Balıkşörler – Hayvan Masalları

Üç arkadaş ‘tengene menge çetenge’ sihirli sözcükleriyle birer balıkşöre dönüşüyorlar. Denizin derinliklerinde, okyanuslarda zor durumda olan canlılara ve insanlara yardım etmek için yaşadıkları maceralar sizi bekliyor. Üç Balıkşörlerin hemen ardından hayvanların masal dünyasında ayı, aslan, fil, kurbağa, ahtapot, kartal, penguen vb. gibi hayvanlarla karşılacaksınız. Sakın şaşırmayın!

Lokman Hekim ile Çırağı

Ç. adında engelli bir öğrencim vardı. Çocuklar onunla alay ediyor, oyuna katmıyor, onu dışlıyorlardı. Bu kitabın içindeki “Badi ile Bidi” elime geçince hemen sınıfta okudum. Hiçbir yorumda bulunmadım. Ertesi gün çocuklar Ç.’yi aralarına almış ve kaynaşmışlardı…
Ulviye Aygün, Öğretmen, Pendik-İstanbul

“… Yücel Feyzioğlu renkli bir dille yazıyor. Yazdıkları çocuklar arasında hemen ilgi uyandırıyor.”
Westdeutsche Allgemeine, 6 Mart 2003

Efsaneler

Anadolu bir masal ve efsane ülkesidir. Nereye giderseniz gidin, arar sorarsanız, oralarla ilgili efsaneler anlatırlar size. Yedi kartal ömrü yaşayan ademı, bir adaya adını veren kızı, sırtındaki çocuğu, sütle beslenen yılanları anlatırlar. Daha nice nice efsaneler dinlersiniz. Yurdumuzda her ağacın, dağın taşın, kurdun kuşun, denizin akarsuyun bir efsanesi vardır.

Efsane ilemasal birbirine karışır Anadolu’da. Efsaneler, olağanüstü yönleri olan bir anlatı, bir tür masaldır. Kimileri onlara inanır, onları gerçekte olmuş gibi görür. Oysa masala inanılır mı? Ali Püsküllüoğlu, yıllardır uğraşır efsanelerle. Bildiği, duyduğu, okuduğu efsanelerin kimilerini, sizler için yeniden yazdı. Ozanca anlatımını seveceksiniz.

Vietnam Masalları

“… Genç kral bir gün, Sarı Deniz’in uçsuz bucaksız sonsuzluğunda kaybolan uzak bir yere varmış. Kıyıdaki halk ona doğru koşup korkunç bir deniz canavarından acı acı yakınmış. “İğrenç bir yaratık!, diye sızlanmış balıkçılar. Canavarın boyu gemi kadar, kuyruğu ve yüzgeçleri yelken kadar büyükmüş. Kuyruğunu sallayınca denizde kocaman dalgalar çıkıyor ve yakınlardaki her şeyi yutuyormuş. Artık hiçbir balıkçının açıklara gitmeye cesareti kalmamış…”

Yunan Masalları

İşte size sınırdaş ve komşu ülke Yunanistan’dan derlenmiş ilginç masallar. Yunan Masalları içeriklerini mitolojiden, Hıristiyanlıktan ve tarihsel geçmişlerinden alırlar. Doğaüstü olaylar, periler, canavarlar, havariler, münzeviler, halk kahramanları, Meryem, İsa ve özellike krallar, prensler, prensesler Yunan Masalları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Betiğimize aldığımız masallar, Yunan Ülkesinin değişik bölgelerinden derlendi: Girit, Mora, Akarnian, Penapilos… Bu masallarda bir de İzmir masalları var. Bu masallar Kurtuluş savaşından sonra Yunanistan’a Kaseria’ya gelen üç göçmen, altmışbeş yaşlarında iki kadın ve yetmişbeş yaşlarında bir erkek tarafından anlatılmış. İzmir Masallarının tümü Urla ve İzmir’in değişik yörelerine ait. Çok kültürler ağırlamış Yunan ulusunun masallarını okuyucularımızın değerlendirmesine sunuyoruz.

Romen Masalları

“…İmparator böylece küçük kızını evlendirmeye karar verdi. Damat adayları geldi ama güzel prenses hepsini reddetti. Bunun üstüne imparator danışmanlarını topladı onlara akıl danıştı. Danışmanlar uzun süre tartışıp kararlarını imparatora açıkladılar. Prenses’e kapısından adayların geçeceği bir kule yapılacaktı. Prenses kaleden evlenmek istediği kişinin üstüne altın bir elma atacaktı…”

Japon Masalları

“… Prenses keşişlerin gösterdiği yerleri kazdırmış ve hazineleri bulmuş. Bahçedeki ağacın altında küpler dolusu bakır paralar, eşiğin altında torbalar dolusu gümüş paralar ve mahzende sandıklar dolusu altın duruyormuş…”

Masalın Aslı (2 Cilt Bir Arada)

Vasıf Öngören’in tek masal kitabı Masalın Aslı uygarlık ve üretim tarihini masallaştırışı ile benzersizdir…
Masalın Aslı birbirini izleyen 10 masaldan oluşur. İlk 6 masalın yer aldığı 1. bölüm “Aydınlıktan Karanlığa” başlığını taşır. 4 masalın yer aldığı 2. bölüm ise “Karanlıktan Aydınlığa”.

Masalları bir çocuk anlatır. Anlatmadan önce de masalı dinleyebilmenin ilk koşulunu açıklar, masalı on kişi dinlemek zorundadır. İkinci koşulsa masalı her öğrenenin on çocuğa daha anlatmasıdır.

Masal on kimsesiz çocuğu anlatarak başlar. Bu çocuklar doğadaki bütün canlılarla arkadaştır. Bir gün bir kuyu bulurlar. Bu kuyudaki ışık kaynağının cevhere dönüştüğünü görürler. Yalnız bu cevher on kişinin elbirliğiyle elde edilmektedir ve ölçüsü değişmemektedir. Bu cevherin özelliği, onu çıkaranların düşledikleri/istedikleri nesnelere dönüşebilmesidir: Et, ekmek, bıçak, tuz… Barınılacak bir eve de dönüşmektedir ama bunun için bir tek günlük cevher yetmemektedir. Bir gün masalı dinleyen çocuklardan biri masalı tarih öğretmenine anlatır ve gerçeği anlar, dinledikleri insanlık tarihidir…

Masalın devamını ve bu çocukların serüvenini öğrenmek için Masalın Aslı’nı okumak gerekiyor.

Bu Toprağın Masalları

Bu toprağın masalları, bu topraklar üzerinde yaşamış, yaşayan ve bu toprakları etkilemiş tüm halkların izlerini taşıyor. Toplumların kendilerini ifade etmek için geliştirdikleri kültürel biçimler içersinde temel öneme sahip olan masallar, halkların kendilerini oluşturma süreçlerini, bilinç biçimlerini kısaca toplumsal kültürlerini yansıtır. Masallar toplumların aynasıdır. Çocuklar bu aynaya bakarak büyür. Her toplum da kendini anlatmak için bu aynaya bakmak zorundadır. Umarız yaptıığımız seçki, barışın ve kardeşliğin tadını almış nesiller yetişmesine mütevazı bir katkı sunar.

Çivi Çorbası

“Ağaçların çıplak dallarına karlar düşerken ormanda ilerleyen bir seyyah, geceyi geçirebilmek umuduyla bir kulübenin önünde durur. Kapıyı açan asık suratlı kadın seyyaha yerde kıvrılıp yatabileceğini ama yiyecek bir şeyi olmadığını söyler. Bunu duyan seyyah, cebinden paslı bir çivi çıkararak, ‘O halde sahip olduğum her şeyi sizinle paylaşacağım,’ der ve kadının belki de o güne kadar yediği en lezzetli çorbayı yapmaya başlar…” İskandinav halk masalları içerisinde çeşitli versiyonları olan bu güzel masal, “En Güzel Dünya Hikâyeleri” serisinin de ikinci kitabı.

Türk Dünyası Masallarından Seçmeler (Türkçe – Kazak Türkçesi)

PROJEDE HAZIRLANAN ESEERLER

1- Kutadgu Bilig- Yusuf Has Hacip

2- Mesnevi’den Seçmeler- Mevalana Celaleddin Rumi

3- Mesnevi’den Seçmeler- Mevalana Celaleddin Rumi

4- Yunus Emre

5- Nasreddin Hoca

6- Dede Korkut Hikayeleri

7- türk Dünyası Destanından Seçmeler

8- Türk Dünyası Masallarından Seçmeler

9- Türk Dünyası Çocuk Edebiyatından Seçmeler

ÇEVİRİLEN DİLLER

Almanca

Arapça

Azerbaycan Türkçesi

Boşnakça

İngilizce

Kazak Türkçesi

Kırgız Türkçesi

Makedonca

Özbek Türkçesi

Türkmen Türkçesi

Elfler

Büyük bir çoğunluk tarafından Fantastik edebiyatın başlangıcı J. R. R. Tolkien’e bağlanır. Oysa fantastik Edebiyatın Homer’e kadar dayanan bir gelenektir. Tolkien’in Peri masalları Üzerine adlı çok önemli denemesinden de belirttiği gibi Fantastik edebiyat, sözlü edebiyat geleneğinin içindeki peri masallarında köklerini bulur.