Saadet Şehri Malatya

Elinizdeki kitap, Malatya’lı bir yazarın, bir gazetecinin titiz kaleminden çıkmış son derece ayrıntılı, okunaklı ve leziz bir şehir kitabı. Şevket Başıbüyük, çorak bir alanı, Niyazi Mısri’nin ifadesiyle “Malatya’nın mutedil ab u havası”ndan beslenmiş işlek kalemiyle bereketlendirmiş.

Türkiye’nin bir bakıma toplumsal özetini ve ortalamasını yansıtan bu güzelim şehrin adının kaynağını, yerleşim tarihini, delilerini, şairlerini-yazarlarını, camilerini, kalelerini, türbelerini, hanlarını hamamlarını, deyim ve atasözlerini, mutfağını, müziğini, özetle şehri oluşturan bütün unsurları ile Başıbüyük’ün dikkati, üslubu ve gönlünden öğrenebiliyoruz.

Şehirlerin oluşumu, tarihi ve zenginlikleri kadar, hikayelerinin anlatılması/yazılması da son derece değerlidir ve gereklidir. Başıbüyük, Malatya’nın öyküsünü anlatırken hiçbir ayrıntıyı ihmal etmemiş, hemen bütün yönlerini, niteliklerini, özelliklerini not etmiş, akıcı anlatımıyla adeta ölümsüzleştirmiş.

Seyyid Battal Gazi’den Sadreddin Konevi’ye, İbn Arabi’den Said Çekmegil’e, Malatya’yı onurlandırmış olan bütün alim ve arifler kitapta yerini bulmuş. Hamido da bu anlatının içinde, Şorrikli Yaşar da.

Ahşap Fanus

“Lakin, ya semerci bizimle kafa bulmuştu, ya da taksi şoförü acemiydi. Bir türlü İstanbul Kapısı bulunamadı. Gün battıktan sonra aramaktan vazgeçip otele dönerken, şoförle aramızda hararetli bir muhabbet başladı. Bu arada, Tebriz‘deki bütün taksiler gibi bunda da Türkiyeli pop şarkıcılarının kasetleri çalıyordu avaz avaz. Konumuz oldukça derin ve hayatiydi. Sadece İran‘da değil, dünyanın pek çok ülkesinde, sokaktaki insanın, düzene karşı tavrını belirlemesinde önem taşıyan bir meseleyi konuşuyorduk. Şöyle açılmıştı mevzu: Azatlık mı mühim, emniyet mi? “Bu konuşmanın üzerinden bir yıl geçmiş, bu arada İran kitabı da yayınlanmıştı ki, ABD‘nin İkiz Kuleler‘i ve Pentagon‘u vuruldu. Ne ferasetli taksi şoförüymüş ki o, gelecekte dünyanın gündemine oturacak olan tartışmyı Tebriz‘de başlatmıştı. Özgürlük mü, güvenlik mi? Bu konunun her açılışında karşıma bir misal çıkıyordu artık, fanus misali, ahşap bir fanus…”

Namaste

Hindistan‘a gidilir, ama Hindistan‘ı bilmek bir yabancının haddini aşar; anlamak harcı değildir, gördüm diyebilmekse cesaret ister. Yine de Hindistan‘a gidilir. Ben de gittim. Defalarca… ‘Bilmeden, anlamadan, ne halt etmeye kitap yazdın da ortaya koydun‘ diyecek olursanız, şunu söylerim ki ben birazcık gördüm, az bir şey yaşadım, bir miktar da hissettim bu âlemi. Gördüklerimle yaşadıklarımı anlatıyorum. Hissettiklerime gelince, o da okurun bu kitaptaki yolculuğu olsun. Ama daha iyisi, siz hiç okumayın bu kitabı, alıp başınızı gidin. Mümkünse erken bir sabah vakti, kapıdan çıkar çıkmaz, her zamanki yolunuzun tersine yönelin. Aklınızı bırakın bir tarafa, ayaklarınız nereye gideceğini bilir. Belki bir akşamüstü Hindistan‘da bulursunuz kendinizi. Bilen bilir, eğer Hindistan‘a bir kez gitmişseniz, ama gerçekten gitmiş, orada bulunmuşsanız kanınıza girer, kendi dünyanıza döndükten sonra bile sizi çeker, bir daha mutlaka gidersiniz. Hiç direnmeyin.

Evliya Çelebi’nin İzinde Kayseri

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi, çağının sosyal, iktisadi, antropolojik ve folklorik kaynağı olmasının ötesinde; bekli de dünya kültür mirasının envanter bilgilerini kapsaması ve pek çok ülkenin tarihini aydınlatması bakımından da önemlidir. Bu nedenle, bir benzeri olmayan Evliya Çelebi’nin bu muhteşem eseri dünya kültür mirası için temel kaynak olmaya devam edecektir. Ayrıca bu gün bile yaptığı yolculuklarını kültürel zenginliklerle bütünlemek ve tarihsel bir derinlik katmak isteyenler, Seyahatname’deki ilgili bölümleri okumaya özen göstermelidirler.

Bu proje ile günümüz yazarlarından S. Burhanettin Akbaş Evliya Çelebi’nin gezdiği coğrafyayı kendi üsluplarıyla tekrar kaleme almaktadırlar. Elinizde bulunan eser bu kapsamda yapılmış seri çalışmalardan birisidir. Eseri zevkle okumanızı dilerken Evliya Çelebi’yi bir kez daha rahmet ve minnet duygularımızla anıyoruz.

Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları

Dostoyevski, 1862 Haziran’ında Petersburg’tan ayrılarak ilk Batı Avrupa seyahatine çıktı. Görünürde Batılı hekimlerin ‘sara’sı hakkındaki görüşlerini öğrenmek için çıkmıştı seyahate. Ama başka bir amacı daha vardı: Rusya’yı yoldan çıkardığına inandığı Batılı ‘fikirlerin’ kaynağını yerinde görmek. Seyahati boyunca pek çok önemli şehri gezdi Dostoyevski: Berlin, Paris, Londra, Floransa, Milano ve Viyana. Bu seyahatten dönüşte kaleme aldığı Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları da, ilk olarak 1863 Şubat’ında, kendi çıkardığı Vremya (Zaman) dergisinde yayımlandı. Dostoyevski’nin bu öfkeli ve alaycı Batı eleştirisini, Nobel ödüllü büyük romancı Saul Bellow’un önsözüyle sunuyoruz. “Dostoyevski’nin ilk Avrupa yolculuğunun hikâyesi olan bu kitap, büyük yazarın romanlarının da vazgeçilmez konusu olan, Batı’yla aşk ve nefret ilişkisini bütün çıplaklığı ve saflığıyla ortaya koyuyor.”

 – Orhan Pamuk

Elveda Ankara

Bu kitap sıradan bir anı kitabı değil, dik durmayı başaran onurlu bir kişiliğin hikayesidir. Allah’ın rızasını terk etmeye karşılık dünyanın kendisine verileceğini bilen birinin, her şeye rağmen sırtını dönüp elveda demesidir. Ve bu kitap, insanın nasıl “Ahsen-i Takvim” olup meleklerden de üstün olabileceğinin belgesidir. O benim kırk kanatlı kuşumdu. Hep yükseklerde yaşadı. Rabb’imin onu yine çok yükseklerde ağırladığından zerre kadar şüphem yok… Onun örnek hayatının uyanık kalpleri sarsacağını biliyorum. Dünya hayatının Allah’ın rızasını istemek dışında hiçbir kıymetinin olmadığını anlamış bulunuyorum. Bende bu metnin içerdiklerinden çok daha fazlası bulunmaktadır. Sevgilerini ve nefretlerini benimle birebir paylaştığı için onu ilgilendiren hemen her şeyin en yakın şahidiyim. Bütün olaylar yaşanmıştır, tek kelime kurgu yoktur. İş hakikatin yazılmasına gelince, yazının çok sığ kaldığını fark ettim. Eğer Safiye Hanım’m vasiyeti olmasaydı belki yazmaktan da vazgeçerdim. Başka hiçbir dostlukla kıyaslanamaz bir dostluğumuz oldu. Kelimelerin bunu ifade etmekte ne kadar aciz olduğunu şimdi fark ediyorum. Rabb’ime O’nun razı olacağı bir sevgiyi adadık birlikte diye düşünüyorum. Bunun karşılığını da umuyorum. Rabb’imin vaadinden dönmeyeceğine inanıyorum. Okuyucularımdan dua istiyorum. Çünkü duanın sabrı beslediğine, gidenlere de hediye olduğuna inanıyorum.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Seçmeler

Bir dünya gezgini olan Evliya Çelebi I 7. yüzyılda İstanbul’dan yola çıkarak dünyayı dolaşır. Gezi ve gözlemlerini “Seyahatname” adında IO ciltlik kitapta ebedîieştihr. Bu elinizdeki kitap Evliya Çelebi’nin akıcı ve berrak anlatımıyla kaleme aldığı “Seyahatname” sin d en seçmeleri İçermektedir. “Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Seçme/er”/ okurken onunla beraber dolaşacak, 11, Yüzyıl dünyasının esrarengiz yaşantısına, olaylarına tanık olacaksınız.

İzler ve Gölgeler

“Yapıtları bir kent ya da coğrafyayla bütünleşmiş yazarların, sanatçıların izini süren bir kitap bu” diyor Nedim Gürsel İzler ve Gölgeler için. Bir yazar eşliğinde başka sanatçıların dünyasına yapılan bir yolculuk vaadi… Kentlerin ruhunu yakalayacak, o kentlerde yazarların ruhunu bulacaksınız. Arkanızda hep bir sanatçının gölgesi… O gölge bazen bir meydana düşecek, bazen bir bara ya da kafeye… Bazen bir tangonun ateşli figürlerine ayak uyduracaksınız, bazen de cazın hüznüne katılacaksınız sokak aralarında… Yazarların, ressamların, müzisyenlerin eserlerini üretme biçimleri hakkında da bilgi sahibi olacaksınız üstelik bu gezide. Sokaklardan beslenenlere de, kavgasını bir kente, bir ülkeye mal edenlere de rastlayacaksınız… Onların mekânlara bakışını yakalayacaksınız satır aralannda. Baudelaire’nin Brüksel’i, Caravaggio’nun Roma’sı, Kafka’nın Prag’ı, Puşkin ve Dostoyevski’nin Sen Petersburg’u, Ivo Andriç’in Bosna’sı ya da Borges’in Buenos Aires’i… Ziyaret ettiğimiz yerlerden sadece birkaçı bunlar. Böylesine kapsamlı bir yolculuk kaçırılmaz değil mi? Hem dünyanın büyülü köşelerine uzanacaksınız hem de sanatçıların gizemli yüzünü keşfedeceksiniz… Buyrun! Bir edebiyat ve gezi şöleni başlıyor! Kitaptan “Resmî arabaların tangosunun, sert hareketlerle bir ileri bir geri giden, birbirini hem tutkuyla sevip hem nefret eden, birleşip ayrılan, kenetlenen, sevişirken dövüşen bir çiftin tangosundan farkı olmadığını düşünüyorum. Demek ki, bir zamanlar Buenos Aires’in batakhanelerinde muhabbet tellallarının kendi aralarında, erkek erkeğe yaptıkları tangoyu, Tiran’da siyasî büro üyeleri arabalarıyla yapıyordu o sabah. Ve arabalarıyla değil, birbirleriyle de değil, gerçekte ölümle tango yaptıklarının farkında bile değildiler. Çünkü yönetmek, hükmetmek kurmak, hayallerinde de yer almak istiyorlardı.” (sayfa 143)

Meltemle Esen Deniz Damlaları

Kitapta, Avrupa’nın ve Türkiye’nin tüm denizlerinde yelkenlisiyle edindiği otuz beş yıllık deneyimlerini anlatıyor. Yazar bunu doğrulardan tâviz vermeyen, gerçekçi bir anlatımla gerçekleştiriyor. Yazar, başından geçmiş üç deniz gezisi ile elli iki denizcilik öyküsünü, yalnızca denizcilerin değil sade okuyucuların da kavradığı bir dil ve üslupla, yeri geldiğinde gülmece biçiminde, anlaşılır ve akıcı bir dil kullanarak kaleme almış. Bunu yaparken kitabın okuyucu için etkileyici niteliklerini her aşamada korumuş. Bu nedenlerle denizci olmayan bir kişisini bile, kitabı kolayca kavrayıp yararlanması olası. Kitabın yazılışında, okurlara denizi ve denizcilik sevgisinin aşılanması amaç edinilmiş; tekneciliğin fiziksel, bilgisel ve kültürel eğiticiliğin önemi üzerinde durulmuştur.

Enişte Gözüyle Bodrum… ve diğer hoş öyküler

Enişte, Baskın Oran’ın, “Bodrumlu Feyhan’ın kocası” olmak sıfatıyla kazandığı bir pâye. Bu mühim pâye sayesinde, Bodrum’un halkı, hayatı ve “töresi”, saklısız gizlisiz açılıvermiş hocaya. O da, bilinen hoş sohbetiyle anlatıyor Bodrum izlenimlerini. Dalavera Memet’in Bodrum Tarihi’nin tadı damağında kalanlar için, tatlı niyetine… Ama sadece o kadar da değil. Bu kitap dört başı mâmur bir tatil kitabı. Hem tatilde rahat rahat, sereserpe okunacak cinsten olması bakımından. Hem de Türkiye’deki sayfiye ortamını, tatil alışkanlıklarını, tatil mitoslarını ve “Türk insanı”nın tatil hallerini mizahî bir yaklaşımla tasvir etmesi bakımından. Zaten sadece Bodrum yok bu yazılarda, başka seyahatlerden, başka eğlence-muhabbet “deneyimlerinden” de kareler var. Netice: Birinci sınıf tatil kitabı!..