Hendek Savaşı

Hendek kazılırken önlerine çıkan dev kaya parçasını, balyozları kırıldığı hâlde parçalayamayan sahabe, durumu Hz. Peygamber’e bildirmişti. Hendeğe inen Allah’ın Rasûlü (s.a.v) balyozu kaldırarak kayaya indirmiş, her indirişinde kıvılcımlar çakarak kaya param parça olmuştu. Her vuruşta çakan kıvılcım bir fethin müjdesi olmuştu: “İşte Kisra’nın sarayları!” “İşte Bizans sarayları!” “İşte Sanâ’nın sarayları” diyordu Allah Rasûlü. Sahâbîler bunu, sıkıntıdan sonra zafer vaadi olarak görüyor ve Allah’a hamd ediyorlardı

Selman’ın verdiği farklı bilgi Müslümanların ufuklarının açılmasına, müşriklerin ise ummadıkları bir engelle karşılaşıp sarsılmalarına sebep olmuştu. O güne kadar görmedikleri hendek savunması, müşriklerin harp planlarını bozmuş, sayı üstünlüklerini işe yaramaz hâle getirmişti.

İlk şaşkınlıklarını atlatan müşrik ordusu, karargâhını hendeğin zayıf noktasının karşısına kurmuştu. Müşrik süvarileri ok atışlarıyla hendeği kontrol altında tutan mücahidlerin savunma gücünü deniyordu.

Şehrin güneydoğusu, burada yaşayan Yahudi Kureyzaoğulları ile yapılan anlaşmayla emniyet altına alınmıştı. Ancak şimdi Yahudilerin bu anlaşmayı tanımadıkları konuşuluyordu. Haberi araştırmak için gönderilen elçiler ihaneti doğrulamışlardı.

Karşılarındaki düşmanın caydırıcı gücünü gören içerideki münafıklar, arkalarındaki Yahudilerin ihanetini de duyunca, kadın ve çocuklarını savunma bahanesiyle cepheden ayrılmışlar, savunma hatlarını iyice zayıflatmışlardı.

Zor günlerdi…

Peygamberin Fatihi

“Kostantiniye (İstanbul) muhakkak fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; onu fetheden ordu ne güzel ordudur.”

– Hz. Muhammed (s.a.v)

2013 Yılından 1453 yılına giden lise öğrencisi Fatih’in inanılmaz ve bir o kadar da fantastik yolculuğu ve İstanbul’un fethinin sıra dışı hikâyesi bu kitapta hayat buluyor. Tarihimizi doğru bilmek ve anlamak için gençlerimize bir başucu kitabı.

Siyah Öfke

Ortalama tarih bilgisine sahip pek çok insan, Roma İmparatorluğu’na karşı Spartaküs önderliğinde M.Ö. 74-41 yıllarında baikaldıran Romalı kölelerin isyanından haberdardır. Ama pek çok tarihçi, Aşağı Mezopotamya’nın bataklıklarıo içinde çalıştırılan zenci kölelerin M.S.869-883 yılları arasında Abbasilere karşı isyanın ismini bile duymamıştır. Basralı büyük toprak sahipleri tarafından bataklığın ortasındaki güherçile ocaklarındai şekerkamışı ve pirinç tarlalarından çalıştırılmak için Doğu Afrika’dan (Zengibar, Mozambik, Mogadiu, Nubya ve Madagaskar) getirilen zenci köleler,5000-10000 kişilik gruplar halinde çok ağır şartlar altında çalıştırılıyorlardı. Hz. Ali soyundan olduğunu iddia eden Ali b. Muhammed adında bir kişi bu kölelere özgürlük ve efendilerinin topraklarını vaat ederek onların 869 yılında Basra yakınlarındaki bataklık bölgede isyan etmelerini sağlamıştır. İsyana katılan toplam köle sayısı 300 bin civarındaydı. İsyancılari büyük bir zenginlik içinde yaşayan Basra, Übülle, Siraf, Ehfaz ve Abbadan gibi şehirleri tahrip edip binlerce kişiyi kılıçtan geçirdiler. Fırat ve Dicle’den açılan balta adlı başkentlerinden gönderdikleri ordularla Abbasi ordularını pek çok defa bozguna uğrattılar. Hatta başkent Bağdat yakınlarına kadar ilerlediler. Basra, Übülle, Ehvaz’ı 15 yılo boyunca ellerinde tuttular, buralardan vergi toplayıp bu bölgelere idareciler atadılar.

Zorlu bir mücadeleden sonra isyanın merkezi “Mustara ele geçirilerek komutanlar esir edilmiş ve Zenci lideri Ali b. Muhammed de öldürülmüştü. İsyanın bilançosu gerçekten de çok ağırdı. Ölen insan sayısını bazı tarihçiler 500 bin ile 2,5 milyon olarak tahmin etmektedirler. İsyanın mali ve askeri ağırlığı Abbasileri parçalamış, güneydeki ticaret ve tarım zengini şehirler bir adaha eski ihtişamını kazanamamıştır. Bu şiddet ortamı Karmatiler ve İsmailleri tetiklemiştir.

Hazreti Peygamberimizin Eşi Ehlibetin Güneşi Hatice Anamız

Hatice Ana

İlk Müslüman kadın, bize ilk Ana
Çığır açtı çağındaki insana
Kervanlar çıkardı saldı her yana
Güzel örnek verdi Hatice Ana

Nurunu taşıdı Fatıma Ana
O’nu sevmek farzdır her Müslüman’a
Aşk ile doluyuz biz Hanedan’a
Zorlu yıllar gördü Hatice Ana

Ehl-i Beyt soyunun kutsal mayası
Gerçekleşti gördüğü her rüyası
Peygamberle geçti tatlı dünyası
Mutlu ömür sürdü Hatice Ana

İlk imam eden O Habibullah’a
Şahadet getirdi Ulu Allah’a
Aşıkla nurlandı gönlü bir daha
Muradına erdi Hatice Ana.

– Mehmet Şimşek

Kerbela'da Celal Abbas

Gene hatırladım kanlı sahrayı
Aman Celal Abbas gitme Fırat’a
Ağlattılar Fatıma tu Zehrayı
Aman Celal Abbas gitme Fırat’a

Gel ayrılma bizden Zeynep ağlıyor
Feryadları sinemi dağlıyor
İbni Ziyad yollarını bağlıyor
Aman Celal Abbas gitme Fırat’a

Ali Ekber habersiz gitti Fırat’a
Affet günahımızı gedik mürvete
Taze gelinler eremedi muradına
Aman Celal Abbas gitme Fırat’a

Aşık Bektaş der halımız yaman
Yetiş carımıza el aman aman
Göklerde yükseldi ah ile figan
Aman Celal Abbas gitme Fırat’a

– Aşık Garib Bektaş