Nasreddin Hoca'dan Hikayeler

Bir mecliste hazır bulunanlardan biri Nasreddin Hoca’ya sorar:

– Hoca Efendi, tıp dedikleri şey nedir?

Hoca şöyle bir düşündükten sonra:

– Kısaca söylemek gerekirse arkadaşlar, tıp şudur. Ayağını sıcak tut, başını serin; eline bir iş al, düşünme derin.
Sekizinci asırdan itibaren yazılı olarak başlayan kültür ve medeniyetimiz çok zengin ve köklü bir geçmişe sahiptir. Bu geçmişi binlerce alimin şifahi ve yazılı eserleri süslemektedir. Bunlardan biri de büyük bir veli ve nüktedan Nasreddin Hoca’dır.

13. asırda yaşayan bu büyük âlimin ismi asırlar boyunca unutulmamış, latifeleri nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşmıştır. Hoca’nın ünü zamanla bütün dünyaya yayılmış ve UNESCO, 1996 yılını “Dünya Nasreddin Hoca Yılı” olarak ilan etmiştir. Her sene temmuz ayında Akşehir’de “Nasreddin Hoca Şenlikleri” de düzenlenmektedir. 

Sizlere, Nasreddin Hoca’nın güldürürken düşündürücü ve öğretici nüktelerinden bir demet sunuyoruz.

Annem Çıldırdı

Bu kitapta Mehmet Kemal Erdoğan’ın sizin için yazdığı birbirinden eğlenceli öyküleri okuyacaksınız.

Bundan önce de “Babam Çıldırdı” adlı kitabıyla size kahkahalar attıran attıran Mehmet Kemal Erdoğan, bu kez yaptıklarıyla annesini çıldırtan çocukların öyküsünü anlatıyor. Üstelik çocuklar yalnız değil; babaları da onların suç ortağı…

Kitapta yer alan diğer öyküler şunlar: Acemi Şansı, Şekerci Dede, Bilmem Anlatabildim mi?, İki Şakacı, Bizim Pansiyon ve Köyümde Nüfus Sayımı.

Onları okurken de kahkahalarınız art arda patlayacak.

İkiz Gezginler: Troya'da

İkiz Gezginler Troya kentinin efsanelerini keşfediyor!

  • Paris’in doğumundaki kehanet neydi?
  • Troya savaşına neden olan güzeller güzeli Sparta’lı kadın kimdi?
  • Akha’lılar Troya’yı ele geçirebilmek için nasıl bir oyun oynadılar?

İkiz Gezginlerimiz Peri ve Ege ile birlikte efsanelerle dolu bir Troya yolculuğuna çıkmaya hazır mısınız? Eğer yanıtınız evetse, sıkı durun. Tanrıların habercisi Hermes, uçan ayakkabılarıyla sizi bulunduğunuz yerden alıp Troya’ya götürmeye geliyor!..

Arkeolog yazar Betül Avunç’un Anadolu’nun tarihsel mirasını gelecek kuşaklara tanıtmak, çocuklara arkeolojiyi ve mitolojiyi sevdirmek amacıyla kaleme aldığı “İkiz Gezginler” serisinin üçüncü kitabı İkiz Gezginler Troya’da, Gökçe Akgül’ün muhteşem kapak tasarımı ve yenilenmiş baskısıyla okurlarıyla buluşuyor.

Kısa bir hafta sonu tatili için arkeolog olan anne ve babalarıyla birlikte Troya’ya gitmeye hazırlanan ikizlerimiz bir hayli sabırsızlar. Öyle ki, daha gezi için yola çıkmadan önce Troya ile ilgili rüyalar görmeye ve oyunlar oynamaya başladılar bile… Başucu rehberleri ise ünlü ozan Homeros’un İlyada destanı. Ah keşke Hermes gelse de hemen uçursa onları gidecekleri yere! Zaman az, görecek yer çok. Efsaneleri dolu dolu yaşayabilmek için iki kısa gün yetmez ki! Neyse ki Esin Perisi çağrılarına yetişiyor ve ikizlerimizi geçmiş ile şimdiki zaman arasında geçişler yaşayacakları olağanüstü bir serüvene çıkarıyor. Kendilerini bir anda tanrıların tanrısı Zeus’un misafiri olarak bulan Peri ve Ege binlerce yıl öncesine dönüyor. Zamanda çıktıkları bu yolculukta karşılarına çıkan herkes ve gördükleri her şey onları adeta büyülüyor. Şölenler kuruluyor, ziyafetler veriliyor, Tanrıçalar yarışıyor, savaşlar çıkıyor, kısaca ikizler için Troya efsanesi canlanıyor.

Her yaştan okurun ilgisini çekecek güçlü bir kurguya sahip olan İkiz Gezginler Troya’da, binlerce yıla tanıklık etmiş efsane bir kentin geçmişini merak eden edebiyatseverlere renkli bir okuma deneyimi sunuyor. Ayrıca özgün içeriğiyle ilkokul öğretmenlerinin öğrencilerine en çok tavsiye ettiği güdümlü kitaplar arasında yer alıyor.

Korsanlar Çetesi : Gizemli Ada

Saçının rengi yüzünden Kızıl Tomas lakabıyla anılan harita kullanmayı ve pusula okumayı son derece iyi bilen, çetenin reisi ve geminin kaptanı gibi davranmayı tercih eden Tomas; gözlüğü ve yanında asla ayırmadığı kitaplarıyla Akıllı Vili; katır kadar inatçı cicili bicili kız elbiselerinden hiç hazzetmeyen ve ekibin en cesuru, Korkusuz Mari. Tabii ki deneyimli bir “korsan papağanı ” olan Bay Karamsar’ı da unutmamak lazım… İşte Korsanlar Çetesi!

Yaşadıkları bir dizi talihsizliğin ardından kahramanlarımız ıssız bir adaya çıkmak zorunda kalıyor. Sabah kalktıklarında bütün eşyalarının çalındığını görünce büyük bir şaşkınlık yaşayıp adayı araştırmaya koyuluyorlar. Onları bekleyen büyük bir süpriz var.

Haydi vira! Şimdi denize açılma vakti!

Korsanlar Çetesi : Korsan Morgan'ın Hazinesi

Saçının rengi yüzünden Kızıl Tomas lakabıyla anılan harita kullanmayı ve pusula okumayı son derece iyi bilen, çetenin reisi ve geminin kaptanı gibi davranmayı tercih eden Tomas; gözlüğü ve yanında asla ayırmadığı kitaplarıyla Akıllı Vili; katır kadar inatçı cicili bicili kız elbiselerinden hiç hazzetmeyen ve ekibin en cesuru, Korkusuz Mari. Tabii ki deneyimli bir “korsan papağanı ” olan Bay Karamsar’ı da unutmamak lazım… İşte Korsanlar Çetesi!

Bizimkiler sahilde bir şişe buluyorlar ve şişenin içinden bir zamanların denizlere korku salan ünlü korsanı Morgan’ın hazinesinin yerini gösteren bir harita çıkıveriyor. Acaba Kaptan Morgan’ın hazine sandığında ne var?

Haydi vira! Şimdi denize açılma vakti!

Korsanlar Çetesi : Hayalet Avcıları

Saçının rengi yüzünden Kızıl Tomas lakabıyla anılan harita kullanmayı ve pusula okumayı son derece iyi bilen, çetenin reisi ve geminin kaptanı gibi davranmayı tercih eden Tomas; gözlüğü ve yanında asla ayırmadığı kitaplarıyla Akıllı Vili; katır kadar inatçı cicili bicili kız elbiselerinden hiç hazzetmeyen ve ekibin en cesuru, Korkusuz Mari. Tabii ki deneyimli bir “korsan papağanı ” olan Bay Karamsar’ı da unutmamak lazım… İşte Korsanlar Çetesi!

Pusulalarını unutup denize açılan kahramanlarımız aniden bastıran sis yüzünden zor durumda. Beklenmedik bir şekilde karşılarına çıkan eski püskü gemi de bir tuhaf. Yelkenleri yırtık pırtık durumdaki bu gemi terk edilmiş gibi görünüyor. Acaba gemide bir  hayalet olabilir mi?

Haydi vira! Şimdi denize açılma vakti!

Hatırlanmayan

İpuçlarını hatırlayamadığınız bir gizemi nasıl çözersiniz?

Maud’un cebindeki notta, kendi elyazısıyla şöyle bir cümle var: “Elizabeth kayboldu.” Maud’un son günlerde hafızası çok iyi değil. Evde zaten bir dolap dolusu varken şeftali dilimleri alıyor, yaptığı fincanlarca çayı içmeyi unutuyor ve bir şeyleri unutmamak için kendine notlar yazıp duruyor. Ancak Maud arkadaşı Elizabeth’in başına nelerin geldiğini bulmak konusunda kararlı. Bir de yıllar önce savaştan hemen sonra kaybolan kardeşi Sukey’nin gizemi var tabii. Harika bir ana karakteri olan, sayfalarını hızla çevireceğiniz bir gizem romanı. Maud sizi güldürecek, ağlatacak ve kesinlikle hafızanıza kazınacak.

“Bu kitap sizi tedirgin edecek ve sarsacak: Yetmiş yıllık bir suç, bu suçu soruşturmaya çalışan ve söylediklerine güvenilemeyecek bir anlatıcı… Ve hikayenin duygusal çekirdeğinde insan aklının ne kadar parçalanabileceği gizemi yatıyor.”

– Emma Donoghue

“Kendinden emin, akıldan çıkmayacak ve rahatsız edici bir roman. Bir oturuşta okudum.”

– Deborah Moggach

“Şu yarı-efsanevi şeylerden biri bu kitap, elinizden bırakamıyorsunuz.”

– Jonathan Coe

“…hem etkileyici bir dedektif öyküsü hem de akıl hastalığının çarpıcı bir tasviri. Ancak aynı zamanda böyle bir tasvirden beklemeyeceğiniz kadar dokunaklı ve kara komediye varan bir yanı da var. Belki de Healey’nin en büyük başarısı Maud için yarattığı mükemmel ses.”

– Observer

Ömer Seyfettin’den Seçmeler

Ömer Seyfettin, Türk edebiyatının önde gelen hikaye yazarlarındandır. Türk kısa hikayeciliğinin ve edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçe’nin sadeleştirilmesinin savunucusu olmuştur. Kısa ömrüne pek çok eser sığdırmıştır. Bu eser, Ömer Seyfettin’in seçme eserlerinden oluşmaktadır. Kültürümüzün sonraki nesillere taşınması adına bir katkı olması dileğimizle…

Uzayın Sırrı : Bunlar Onlar mı?

Gezegenin en cesur çocukları olmayabilirler ama en meraklıları oldukları kesin. Jiju, Osi ve Sesil gökyüzünde beliriveren tuhaf cismin sırrını çözebilmek için uğraşırken hiç ummadıkları bir yolculukta bulurlar kendilerini. Gülmeli, eğlenmeli komik bir uzay macerası. Üstelik macera daha yeni başlıyor.

Uzayın Sırrı : Bunlar Onlar mı?

Gezegenin en cesur çocukları olmayabilirler ama en meraklıları oldukları kesin. Jiju, Osi ve Sesil gökyüzünde beliriveren tuhaf cismin sırrını çözebilmek için uğraşırken hiç ummadıkları bir yolculukta bulurlar kendilerini. Gülmeli, eğlenmeli komik bir uzay macerası. Üstelik macera daha yeni başlıyor.

Kuyruklular Çetesi

Onlar yeryüzündeki belki de en acayip hayvan topluluğu…

Sirk kaçkını bir köpek, çevreci bir kanguru yavrusu, uçmaktan ödü patlayan bir horoz, fotoğraf çekmeye bayılan bir gezgin timsah, bildiğimiz gibi bir kedi ve diğerleri…

İnsanlara rağmen dünyayı kendileri için özgürce ve neşeyle yaşanabilir bir yer yapmaya çabalayan Kuyruklular Çetesi’nin ilk macerası başlıyor!

Lalingo Define Peşinde

Maceradan maceraya koşan Lalingo, Ateş ve çılgın büyükanneye bayılacaksınız!

Lalingo’nun karne hediyesi gizemli bir define haritasıdır. Lalingo büyükannesi ve arkadaşı Ateş ile birlikte onları defineye götürecek ipuçlarını çözmeye çalışır. Bu heyecanlı arayışta öyle ilginç olaylara tanık olurlar ki yola çıkış amaçlarının defineyi bulmak olduğunu bile unuturlar.

Ömer Seyfettin'den Seçme Hikayeler 3 : Kaşağı

Sabahleyin erkenden ahıra koşuyorduk. En sevdiğimiz şey atlardı. Dadaruh’la beraber onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek ne doyulmaz bir zevkti! Hasan korkar, yalnız binemezdi. Dadaruh onu kendi önüne alırdı. Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, ahırı süpürmek, gübreleri kaldırmak… En eğlenceli bir oyundan ziyade bizim hoşumuza gidiyordu. Hele tımar… Bu en zevkli şeydi. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı tık tıkı tık… 

Destan ruhu taşıyan milli hikayeleriyle meşhur Ömer Seyfettin, ustaca kullandığı dili ve ifade gücüyle Türk Edebiyatı’na mühür vuran eserler ortaya koymuştur. Ömer Seyfettin’in dokuz seçme hikayesinden meydana gelen bu eseri zevkle okuyacaksınız.

Ömer Seyfettin'den Seçme Hikayeler 4 : Yalnız Efe

Yalnız Efe’den kimsenin şikayeti yokmuş. Ne kimseyi dağa kaldırırmış, ne de fidye istermiş. İstediği hep fakirler, kimsesizler, dullar, öksüzler içinmiş. Camisine bakmayan köye haber gönderir: “Gelecek ramazana kadar mescitlerini tamir etmezlerse samanlıklarını yakarım.” dermiş. Onun sayesinde camiler şenlenmiş, köylü zulümden kurtulmuş, öksüzlerin, yoksulların yüzü gülmüş…

Destan ruhu taşıyan milli hikayeleriyle meşhur Ömer Seyfettin, ustaca kullandığı dili ve ifade gücüyle Türk Edebiyatı’na mühür vuran eserler ortaya koymuştur. Ömer Seyfettin’in on iki seçme hikayesinden meydana gelen bu eseri zevkle okuyacaksınız.

Hayal Kasabası

Sizden daha iyi yazan biri varken kitap yazmaya gerek var mı? Ya da ressamlar en güzellerini kullanmışken renklere uzanmaya? Peki, mor gökyüzü olur mu? Rüyalarınızın sonu sizden niye kaçar? Kısacası, beğenilmeyen hayallere ne olur? Yanıtı Hayal Kasabası’nın sokaklarında!

Hayaltoplayan’ı zor günler bekliyor çünkü yan komşusu… Ah, keşke bu bir hayal olsa! Bu yüzden sahibi olduğu Hayal Yayınevi’ne kimse uğramaz oluyor. Üstüne bir de kitapları kokusundan tanıyan, intikam peşindeki Hayalseçen ortaya çıkıyor ve işler epey karışıyor. Ancak hayallerine sıkı sıkı tutunan çocuklar duruma el koyuyorlar. Hem de kulaklarına kaçan esrarengiz dumanlarla işbirliği yaparak…

Dumanı üstünde bu macera bizi çağırıyor, haydi yaklaşın.

Haydi Kızlar: Şans Perisi

“Kızlar Maceraya Kaldığı Yerden Devam Ediyor”

Benim adım Isabelle. Son günlerde hiç vaktim yok! Çünkü okuldaki arkadaşlarım bana gelip sorunlarını anlatıyor ve benden çözüm istiyorlar. Sanırım bu konuda çok iyiyim. Herkesin sorunlarını dinliyor ve onlara kimsenin düşünemediği tavsiyeler veriyorum. Ama bir arkadaşıma verdiğim tavsiye işleri karıştırdı. Bu sorunu da çözebilecek miyim?

Kaf Dağı Padişahı : Uçan Halı – 2

Öyle çok kar yağıyordu ki yıldızlar görünmüyordu. Sokağımızdaki lambalar bir tül perdenin ardından ışıyor, uçuşan kar taneleri geceyi bir masal güzelliğine bürüyordu.

Yolun iki yanında sıralanan ağaçlar, karlarla kaplı dallarını yere eğmişti. Sert esen rüzgârla birlikte karlar havalanıyor, toz duman birbirine karışıyordu. Fırtına yüzünden sokağın sonu görünmüyordu. Pencereye iyice yaklaştım. Gecenin içinde kar ve hayaller birlikte uçuşuyordu.

Keşke dedim, yine sarı çiçeklerle kaplı bir tarlada olsaydım! Treni kaçırsaydım ve yere serilmiş bir uçan halı çıkıverseydi karşıma. Peri Kızını, Burnu Bir Karış Havada Kaf Dağı Prensesini özlemiştim. İri Kıyımı, Devi, Kaf Dağı Padişahını…

 

Sahi Benim Annem Hangisi?

“Benim annem kim?”

Yumurtadan yeni çıkmış bir kuş etrafında ne olup bittiğini anlamaya çalışır. Bir yanında Guguk’u diğer yanında Dağbülbülü’nü görünce kafası karışır.

Alparslan'ın Akıncısı : Ayrılmaz İkili

Sultan Alparslan’ın Anadolu’da ilerleyişinin gizli kahramanlarıydı akıncılar… Alperen de onlardan biriydi! Adı gibi “alp” yani yiğit, adı gibi “eren” yani Allah’ın sevgisine ermiş… Yıllarca ustasıyla savaş talimi yapıyor, âlimlerden ilim ve ahlak dersleri alıyor. Nihayet obasındaki birçok gencin içinden akıncı seçiliyor. Hedefine ulaştıktan sonra da kendini geliştirmekten geri durmuyor. Çünkü akıncı olmak, hiç bitmeyen bir yolculuğa çıkmak demek…

O bunu biliyor. Görevine olan bağlılığı ve cesaretiyle akıncılara bey oluyor. Kimi zaman kayıp bir elçinin ya da fermanın peşinde, kimi zaman bir kalenin fethinde, kimi zaman sınır boylarında keşifte… Her zaman görev başında, zafer peşinde… Biz de onun izinde…

Akıncı beyi Alperen’in hız kesmeyen ama nefes kesen maceralarını okumak için siz de bizimle iz sürmeye ne dersiniz!

Alparslan'ın Akıncısı : Gizli Görev

Sultan Alparslan’ın Anadolu’da ilerleyişinin gizli kahramanlarıydı akıncılar… Alperen de onlardan biriydi! Adı gibi “alp” yani yiğit, adı gibi “eren” yani Allah’ın sevgisine ermiş… Yıllarca ustasıyla savaş talimi yapıyor, âlimlerden ilim ve ahlak dersleri alıyor. Nihayet obasındaki birçok gencin içinden akıncı seçiliyor. Hedefine ulaştıktan sonra da kendini geliştirmekten geri durmuyor. Çünkü akıncı olmak, hiç bitmeyen bir yolculuğa çıkmak demek…

O bunu biliyor. Görevine olan bağlılığı ve cesaretiyle akıncılara bey oluyor. Kimi zaman kayıp bir elçinin ya da fermanın peşinde, kimi zaman bir kalenin fethinde, kimi zaman sınır boylarında keşifte… Her zaman görev başında, zafer peşinde… Biz de onun izinde…

Akıncı beyi Alperen’in hız kesmeyen ama nefes kesen maceralarını okumak için siz de bizimle iz sürmeye ne dersiniz!

 

Alparslan Akıncısı : Kayıp Ferman

Sultan Alparslan’ın Anadolu’da ilerleyişinin gizli kahramanlarıydı akıncılar… Alperen de onlardan biriydi! Adı gibi “alp” yani yiğit, adı gibi “eren” yani Allah’ın sevgisine ermiş… Yıllarca ustasıyla savaş talimi yapıyor, âlimlerden ilim ve ahlak dersleri alıyor. Nihayet obasındaki birçok gencin içinden akıncı seçiliyor. Hedefine ulaştıktan sonra da kendini geliştirmekten geri durmuyor. Çünkü akıncı olmak, hiç bitmeyen bir yolculuğa çıkmak demek…

O bunu biliyor. Görevine olan bağlılığı ve cesaretiyle akıncılara bey oluyor. Kimi zaman kayıp bir elçinin ya da fermanın peşinde, kimi zaman bir kalenin fethinde, kimi zaman sınır boylarında keşifte… Her zaman görev başında, zafer peşinde… Biz de onun izinde…

 Akıncı beyi Alperen’in hız kesmeyen ama nefes kesen maceralarını okumak için siz de bizimle iz sürmeye ne dersi

Alparslan'ın Akıncısı : Özgürlük Savaşı

Sultan Alparslan’ın Anadolu’da ilerleyişinin gizli kahramanlarıydı akıncılar… Alperen de onlardan biriydi! Adı gibi “alp” yani yiğit, adı gibi “eren” yani Allah’ın sevgisine ermiş… Yıllarca ustasıyla savaş talimi yapıyor, âlimlerden ilim ve ahlak dersleri alıyor. Nihayet obasındaki birçok gencin içinden akıncı seçiliyor. Hedefine ulaştıktan sonra da kendini geliştirmekten geri durmuyor. Çünkü akıncı olmak, hiç bitmeyen bir yolculuğa çıkmak demek…

O bunu biliyor. Görevine olan bağlılığı ve cesaretiyle akıncılara bey oluyor. Kimi zaman kayıp bir elçinin ya da fermanın peşinde, kimi zaman bir kalenin fethinde, kimi zaman sınır boylarında keşifte… Her zaman görev başında, zafer peşinde… Biz de onun izinde…

Akıncı beyi Alperen’in hız kesmeyen ama nefes kesen maceralarını okumak için siz de bizimle iz sürmeye ne dersiniz!

 

Alparslan'ın Akıncısı : Esirler Kalesi

Sultan Alparslan’ın Anadolu’da ilerleyişinin gizli kahramanlarıydı akıncılar… Alperen de onlardan biriydi! Adı gibi “alp” yani yiğit, adı gibi “eren” yani Allah’ın sevgisine ermiş… Yıllarca ustasıyla savaş talimi yapıyor, âlimlerden ilim ve ahlak dersleri alıyor. Nihayet obasındaki birçok gencin içinden akıncı seçiliyor. Hedefine ulaştıktan sonra da kendini geliştirmekten geri durmuyor. Çünkü akıncı olmak, hiç bitmeyen bir yolculuğa çıkmak demek…

O bunu biliyor. Görevine olan bağlılığı ve cesaretiyle akıncılara bey oluyor. Kimi zaman kayıp bir elçinin ya da fermanın peşinde, kimi zaman bir kalenin fethinde, kimi zaman sınır boylarında keşifte… Her zaman görev başında, zafer peşinde… Biz de onun izinde…

Akıncı beyi Alperen’in hız kesmeyen ama nefes kesen maceralarını okumak için siz de bizimle iz sürmeye ne dersiniz!

Kelebek

‘’Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde…

Yok, evvel değil, başka bir dünya başka bir zaman içinde çok ilginç canlılar varmış. Yeşilliklerle dolu dünyanın balta girmemiş ormanlarının içi de göğü de bu canlılarla doluymuş. Bazıları kozalardan doğarmış. İşte bu bazıları çocuk kelebekmiş ve hiç ölmezmiş. Canlılara iyilik yapar, dünyanın farklı yerlerinde defalarca tekrar
doğarlarmış.’’

Fantastik bir dünya, macera, sinir, gizem ve heyecan dolu eğlence… Bu hikayede sırlarla dolu çocuk Kelebek’le dostları yaratıcı ozan Kemancı ve asabi savaşçı Bog okuyucularını yepyeni bir dünyada konuk ediyorlar.

Masal Ağacı

1979 Doğumlu Esra Kılıç inşaat mühendisi ve iki çocuk annesidir. Çocuklarını her gece anlattığı masallarla farklı dünyalara götüren, bu büyülü dünyada aynı zamanda onları eğiten, yaratıcı bir annedir.

Maceranı Kendin Seç 4: Zamanda Kaybolanlar

Zamanda Kaybolanalar

Tarih Müzesi’ne düzenlenen bir gezide, en yakın arkadaşın gizli bir oda keşfediyor. Farklı çağlara ait süslerle bezeli üç gerdanlık buluyorsunuz. Arkadaşın, bir anda gözden kayboluyor. Onu bulmak için, gerdanlıklardan birini seçmek zorundasın. Gerdanlığın üzerindeki süslerden her biri, seni farklı bir çağa götürecek. Arkadaşını bulup, eve geri dönmek için, maceralar ve tehlikelerle dolu bu zaman yolculuğuna çıkmaya hazır mısın?

Kararların, kaderini etkileyecek. Yol boyunca karşına çıkan sorulara vereceğin cevaplarla, zamanın içinde kaybolmuş arkadaşını bulup eve geri dönmek, yalnızca senin elinde.

Maceranı Kendin Seç 4: Zamanda Kaybolanlar

Zamanda Kaybolanalar

Tarih Müzesi’ne düzenlenen bir gezide, en yakın arkadaşın gizli bir oda keşfediyor. Farklı çağlara ait süslerle bezeli üç gerdanlık buluyorsunuz. Arkadaşın, bir anda gözden kayboluyor. Onu bulmak için, gerdanlıklardan birini seçmek zorundasın. Gerdanlığın üzerindeki süslerden her biri, seni farklı bir çağa götürecek. Arkadaşını bulup, eve geri dönmek için, maceralar ve tehlikelerle dolu bu zaman yolculuğuna çıkmaya hazır mısın?

Kararların, kaderini etkileyecek. Yol boyunca karşına çıkan sorulara vereceğin cevaplarla, zamanın içinde kaybolmuş arkadaşını bulup eve geri dönmek, yalnızca senin elinde.

Maceranı Kendin Seç 4: Zamanda Kaybolanlar

Zamanda Kaybolanalar

Tarih Müzesi’ne düzenlenen bir gezide, en yakın arkadaşın gizli bir oda keşfediyor. Farklı çağlara ait süslerle bezeli üç gerdanlık buluyorsunuz. Arkadaşın, bir anda gözden kayboluyor. Onu bulmak için, gerdanlıklardan birini seçmek zorundasın. Gerdanlığın üzerindeki süslerden her biri, seni farklı bir çağa götürecek. Arkadaşını bulup, eve geri dönmek için, maceralar ve tehlikelerle dolu bu zaman yolculuğuna çıkmaya hazır mısın?

Kararların, kaderini etkileyecek. Yol boyunca karşına çıkan sorulara vereceğin cevaplarla, zamanın içinde kaybolmuş arkadaşını bulup eve geri dönmek, yalnızca senin elinde.

Hayalet Savaşçıları

Bahçe kapısından girince annesi seslendi;

“Yiğit, neden hemen eve döndün? Bir şey mi oldu?”

Yiğit can sıkıntısıyla gelip, eskimiş yeşil kadife renkli koltuğa oturdu.
“Anne hayalet var mı?”
“Hayalet mi, ne hayaleti? Nereden çıktı şimdi bu?”
“Hiç, Ege ve Mert var diyor.”
“Yok, öyle şey oğlum. Ne hayaleti, kim görmüş?”
“Ben de öyle söyledim, ama ısrar ettiler. Üstelik bizim bahçede görmüşler.”

Yiğit evlerinde bir hayalet olup olmadığını mutlaka öğrenmeliydi…

Yasaklı Tepe

Köyümüzün üstündeki tepe tüm köy, kanatlarının altına girmiş gibiydi. Büyüklerimiz sürekli ikaz ederdi.

“Sakın ha! Çocuklar,  o tepe gitmeyesiniz. Tehlikelidir. Başımıza iş açarsınız.”

Bizim için yasaklı olan bu tepeye “Yasaklı Tepe” adını vermiştik. Tepenin değişik yerlerinde mağaraların olduğu ve çeşitli yırtıcı kuş ve yabani hayvanların yaşadığı söylenirdi. En çokta gündüz uyuyup gece dolaşan yarasalarla korkuturlardı bizleri…

Bir gün, her şeye rağmen bir mağaranın önüne kadar gittik. Bir gözümüz mağarada, sessizce bekledik. İlle de bir şey görmek ondan korkmak veya korkmamak istiyorduk. Bu arada birimizle şakalaşarak:

“Bak gördün mü? Kocaman bir ayı geçti…”

Şirin Belgrad Ormanı’nda

“Belgrad Ormanlarında o kadar çok ağaç var ki çok ağaç görmeye alışık olmayan apartman çocuklarını birkaç dakikada şoka sokabilir. İçinde kaç ağaç olduğunu bilmediğim muhteşem ormanda kaç hayvan yaşıyordur onu da bilmiyorum. Yanıma birazcık da kuş yemi aldım ki kuş görürsem besleyebileyim. Cebimde sakladığım yemi bahçede bizimkilere gösterince hepsi ne kadar düşünceli olduğumu söylerken, bir tek kişi benimle alay etti.”

Bu kitapta Şirin’le birlikte Belgrad Ormanı’nın devasa ağaçları arasında gizemli bir ayak izinin peşinden gidecek ve çoook eğleneceksiniz!

 

Örümceklerin Yuvalandığı Patika

Calvino, bu romanında, Pin adında yetim, ağzı bozuk, sokakları herkesten iyi tanıyan, yaşıtlarıyla değil büyüklerle arkadaşlık eden saf ve cahil bir çocuğun üzerinden savaş, zulüm ve meydan okumayı anlatır. İkinci Dünya Savaşı sırasında, 16 yaşındayken, faşist Mussolini’nin ordusuna girmeyi reddederek direniş mücadelesine katılan Italo Calvino’dan masalsı ve yürek burkan bir hikâye…

Günaydın! Günaydın!

İkisi bir arada!

Süleyman Bulut, bu kitabında okurlarına iki farklı türle sesleniyor. “Hangisiyim Ben” de herkese karmaşık gelen akrabalık ilişkilerini anlatıyor.

Bir halk hikâyesinden esinlendiği “Günaydın! Günaydın!” da ise insanın içine düşebileceği durumlara değiniyor.

Yağmurla Gelen

Çocuk gözleri neler neler biriktirir şu hayatta?

Yaşar Kemal’den: Yağmurla Gelen.

Yağmurla Gelen, açlığın, kimsesizliğin, korkunun, kâbusların koynundan çıkmanın, direnmenin, inat etmenin, sokakların diliyle yoğrulan bir çocuğun hayatını anlatıyor… Dünyaya bir kez Muhterem Yoğuntaş’ın gözlerinden baktıktan sonra, o dünya bir daha asla eskisi gibi olmayacak…

Yağmurla Gelen, Türkiye edebiyatının büyük ustası Yaşar Kemal’den hayata tutunmak, kök salmak isteyen bir çocuğun, Muhterem Yoğuntaş’ın belleklerden silinmeyecek hikâyesi… Daha önce, Çocuklar İnsandır kitabında yayımlanan bu hikâye, şimdi de YKY’nin Doğan Kardeş dizisinden Mustafa Delioğlu’nun resimleriyle yayımlanıyor.

Gençler İçin Shakespeare: Kuru Gürültü

Elinizde tuttuğunuz bu öykü, ünlü yazar William Shakespeare’in oyunlarını genç okurlara tanıtıp sevdirmek amacıyla uyarlanmıştır. Kaynak olarak da kullanılabilecek bu kitap, kolay okunması ve eğlenceli çizimleri sayesinde gençlerin ilgisini çekerek okuma becerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Gençlerimizin dünya edebiyatıyla keyif alarak tanışmasını sağlayacak bu seri aynı zamanda hayal gücünün gelişmesine de yardımcı olacaktır.

Kuru Gürültü, tüm zamanların en büyük oyun yazarlarından biri olan William Shakespeare’in sevilen bir komedyasıdır. Sicilya’da geçen oyunun başkahramanları, Benedick ile Beatris ve Claudio ile Hero adında birer çifttir.

Davet edildikleri bir yemekte karşılaşan Benedick ile Beatris anlaşamazlarken, Claudio ile Hero birbirlerine âşık olup, evlenmeye karar verirler. Fakat bir süre sonra her şey tersine döner.