Çizgilerle Felsefe

Ünlü Meksikalı çizer Rius, Çizgilerle Felsefe’de felsefenin, Antik Çağ’dan günümüze uzanan öyküsünü eğlenceli, yalın bir dille ve çizgilerle aktarıyor. Kitabın giriş bölümünde “bu kitap uzmanlar için değil, felsefeye yeni başlayanlar için hazırlanmıştır” uyarısını yapıyor ve felsefe tarihini bir çırpıda okunabilecek bir kurguyla sunuyor.

MÖ 5. yüzyılda Miletoslu Thales’le başlayan felsefi düşüncenin, 21. yüzyılın post-yapısalcı filozoflarına gelene kadar hangi tarihsel dönemeçlerden geçtiğini ortaya koyuyor. Bu tarih aralığındaki tüm felsefi sistemler, temel öğretiler ve temsilcileri Rius’un çizgilerinde ve üslubunda âdeta eğlenceli bir felsefe dersine dönüşüyor. Rius, felsefeyi herkesin anlayabileceği bir kurgu ve dil ile ortaya koyarak, felsefenin kimi zaman soğuk ve anlaşılmaz gelen imajını da tersine çeviriyor.

Şeytanın Sözlüğü

Şeytan, i. Yaradan’ın talihsiz hatalarından biri. Başmelek olarak işbaşına getirilen Şeytan muhtelif münasebetsizliklerde bulunduktan sonra cennetten kovuldu. İniş yolculuğu sırasında yarıyolda durup bir an için düşünceli bir tavırla başını eğdi ve sonunda tekrar yukarı çıkarak şöyle dedi:
“Tek bir ricam var.”
“Söyle.”
“Anladığım kadarıyla insan yaratılmak üzere. Birtakım kanunlara ihtiyacı olacak.”
“Ne? Seni sefil! İnsanın ezeli düşmanı olan, sonsuzluğun şafağından insan ruhuna beslediği nefret yüzünden kovulan sen, onun kanunlarını belirleme hakkını mı istiyorsun?”
“Af buyurun; istediğim, insana kendi kanunlarını koyma izni verilmesi.”
Nitekim öyle oldu.

Yazar Hakkında: Amerikalı gazeteci, yazar ve hicivci. 1842 yılında Ohio’da, isimlerinin hepsi de A ile başlayan on üç kardeşin onuncusu olarak dünyaya geldi. Indiana’daki yerel bir gazetede çalışmak üzere on beş yaşında evden ayrıldı. 1860’ta Amerikan İç Savaşı’nın patlak vermesiyle Kuzey Ordusu’na katıldı ve çeşitli muharebelerde çarpıştı. Savaştan sonra tekrar gazetecilik mesleğine yöneldi. The Argonaut ve The Wasp gibi dergilerde köşe yazıları yazmanın yanı sıra öykü ve şiir kitapları yayımladı. En çok yankı getiren kitabı Şeytanın Sözlüğü çeşitli gazete ve dergilerde parça parça yayımlandıktan sonra ilk olarak 1906’da the Cynic’s Word Book (Siniğin Sözlüğü) adıyla basıldı. İki oğlunun ölümünün ve karısıyla boşanmasının ardından yavaş yavaş dünyadan elini çekmeye başlayan Bierce, 1913 yılında İç Savaş’ın muharebe meydanlarını kapsayan bir tura çıktı ve aynı yıl Meksika’ya geçti. En son 26 Aralık’ta yakın bir arkadaşına mektup yazdıktan sonra kayıplara karışan Bierce’ten bir daha haber alınamadı. Yok oluşunun ardındaki sır perdesi hiçbir zaman aralanamayan yazarın ölüm tarihi genellikle 1914 olarak geçer.

Ben Neyim?

Bütün bir Tanzimat ve Servet-i Fünun devirlerini ve hatta Meşrutiyet devrinin de ilk yıllarını eserleriyle dolduran Ahmet Mithat Efendi’nin birden çok sıfatı vardır: Gazeteci, hikaye ve roman yazarı, tarihçi, ilahiyatçı, felsefeci…. O, bütün bu alanlarda ciltler dolusu eseri bulunan, edebiyattan coğrafyaya, müzikten dinler tarihine hemen her konuda kalem oynatmış ve okuyucularını her alandan haberdar etmek isteyen bir gazeteci, bir ansiklopedistir.

Ben Neyim? Osmanlı’ya materyalizmin girişinden çok önce, Batılı filozofların Fransızca kaleme aldıkları yazılardan yola çıkarak cevap mahiyetinde kaleme alınmış ve Tercüman-ı Hakikat gazetesinde hikmet maddelerinden bahsedilen sütunlarda tefrika edilmiştir. Eser, o dönemlerde yeni revaç bulmakta olan materyalist felsefeye karşı yazılmış ilk savunmacı eserlerden birisidir.

Serçe Düşü

Her insan bir evrendir ve her evren konservatif bir simülasyon ürünüdür…

Serçe Düşü, her insanın kendi öz varlığı dışında algıladığı her şeyi, Kozmik Bilinç’in yarattığı simülasyon ağıyla gerçek kıldığına, yaşayıp algıladığına kanaat getiren bir düşüncenin ürünüdür.

Bu kitapta; vâr oluşa, hakikate, idrâka, irâdeye, öznelliğe, öz be öz olmaya ve diğerlerinin özüne nüfuz edebilmenin imkânsızlığına dair sorunsallar bulacaksınız.

Serçe Düşü; psikolojiyi, felsefeyi ve edebiyatı metaforlarla kesiştiren; içerisinde birçok şiir, önerme, aforizma, idea ve analiz barındıran sıra dışı bir Ruzname’dir…

– Deniz Meltem Esen

Sofie’nin Dünyası

“Benzer insanların”, yüzeysel bilgilerin geçerli olduğu çağımızda, “3000 yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan günübirlik yaşayan insandır” diyen Goethe’nin günübirlik insanlarından olmama yolunda ciddi bir adım.

15. yaşgününü kutlamaya hazırlanan Sofie, bir gün posta kutusunda “Kimsin” yazılı bir not bulur. Bu sorudan hareketle, bütün bir felsefe tarihinden sorulmuş soruları ve cevapları, sürükleyici bir roman kurgusu içinde anlatan Jostein Gaarder, Umberto Eco’nun “Gülün Adı”nda Ortaçağ teolojisini romanlaştırma gücünü bu kitabında felsefede gösteriyor.

Gaarder ( 1952) özellikle gençliğe yönelik kitaplarıyla tanınan Norveçli bir felsefe öğretmeni.

“Sofie’nin Dünyası” yayınlandığı 1991 yılından bu yana aralarında Korece, Rusça, Japonca, Arapça gibi diller de olmak üzere kırka yakın dile çevrilmiş ve yayınlandığı her ülkede en çok satan kitap olma başarısını elde etmiştir.

Kolay, Kısa, Keyifli Felsefe

Aradığın felsefe kitabı; Kendine özgü mü olsun… Deli dolu mu olsun… Uçuk kaçık mı olsun… Biraz komik mi olsun… Güvenilir mi olsun… Kolay, kısa mı olsun… Keyifle mi okunsun… Eee tamam işte, elinde tutuyorsun… Felsefenin özünü, özetini, temelini anlatıyor bu kitap… Filozofları tanıtıyor tarih sırasına göre, yaşamlarından söz ediyor. Temel düşüncelerini açıklıyor kısaca… Bu kitaba “sade bir felsefe tarihi” de diyebilirsin… İnsanoğlunun iki bin beş yüz yıllık düşünce serüvenini anlatıyor bir öykü tadında. Sade, kıvrak bir anlatımı, yalın bir dili var… Biraz aforizma havasında… Bir solukta okunur… Ne denebilir ki daha… “Bir felsefe kitabı bu kadar mı eğlenceli olur!”