Evrenbilim ve Tanrı Kavramı

Yeni bir evren kuramı doğru mu? Verilen örnekler, nesnel kanıtlar kuramsal açıklamalar bunu gösteriyor. Şöyle diyor Ergüven: “… Uzayda her yana yaygın, görünmeyen enerji özdekleri vardır. Bunlar, evrenin özdek yitimini karşılar, zamanla bilinen özdeğe dönüşür. Evrensel boyutta sürekli bir özdek oluşumu vardır. Özdeğin nereden geldiğini sormaya gerek yok artık!…!

Poetikaya Giriş

Tzvetan Todorov, insan bilimleri ve edebiyat eleştirisinde birçok farklı eğilimin toplanma noktalarından birini temsil eder. Şklovski ve Tinyanov gibi Rus Biçimcilerinin, Roman Jakobson ve Prag Dilbilim Çevresinin, Roland Barthes ve Gerard Genette gibi yapısalcı ve postyapısalcı eleştirmenlerin yöntemleri, Todorov’un çalışmalarında bir senteze ulaşmaktadır. Poetika, tek tek yapıtlarla ilgilenmekten çok, bu yapıtları “yazınsal” kılan koşulları ve öğeleri araştırır. Todorov’un ve yapısalcı edebiyat araştırmalarının hedefi, “atomistik” diye nitelenbilecek bir okuma tarzını eleştirmek ve aşmaktır. Hem metin, sözlü ya da yazılı -ve silik ya da belirgin- başka metinlerle birlikte çok-boyutlu bir anlam ağının içinde yer alır ve çeşitli eksenler üzerinde başka metinlerden ayrışır. Poetikanın asıl konusunu oluşturan “yazınsallığın” elde edilmesi de okurun bu matrisi şu ya da bu şekilde zihninde canlandırabilmesine, başka bir deyişle bu farklılaşmaları kendi okuması içinde “işletebilmesine” bağlıdır: Todorov’un Poetikaya Giriş’i, her iyi okurun kısmen bilinçli kısmen de bilinçsiz olarak gerçekleştirdiği bu işlemlerin bir ilk dökümünü sunmaktadır.

Yanılmanın Gerçekliği 1. Cilt

İnsan, evrimini tamamlamamış bir canlıdır. Kaan Arslanoğlu’nun insan kavrayışını en genel hatlarıyla yansıtan bu sözler, aynı zamanda onun psikiyatriye olan yaklaşımına da temel teşkil ediyor. Sorunsuz bir toplumsal düzen, acaba gerçekten sorunsuz bir insan anlamına mı geliyor? Yoksa, bu sadece bir ütopya mı? Yaşanan ve yaşatılan onca çılgınlıkta insanın aşamadığı bir eşik yok mu? Dahası, bu eşiğin geçilmesine engel olan ne? Toplumun bugünkü yapısı mı, insanın evrimde bir üst basamağa henüz çıkamamış olması mı? Yanılmanın Gerçekliği, çoğaltılabilecek bunlara benzer pek çok sorunun çevresinde dönen bir kitap. Arslanoğlu, çevresel koşulların önemini göz ardı etmeden, ama insanın genlerinin oynadığı rolü de küçümsemeyerek politikadan estetiğe, hatta gündelik hayata bir de o taraftan bakmamız konusunda ısrar ediyor. “Yanılmanın Gerçekliği” ile yüzleşme zamanının geldiğini düşünenler için…

Marksist Estetik

Christopher Caudwell Marksist bir yazar. Görüşlerini akademik bir düzeyde geliştirmekle yetinmeyip militanca yaşadı ve İspanya İç Savaşı’nda çarpışırken öldü. Bu kitapta görüleceği gibi Caudwell Marksist estetiğin ortodoks çerçevesinin dışına çıkmış, en azından dışına çıkmaya çalışmış bir yazardı. Ortodoks Marksist estetik, sanatı bir yansıtma olarak görmüştür. Caudwell, sanatı bir yaratma eylemi olarak değerlendiren görüşlerin etkisinde kalmış ve bu anlayışı ortodoks “yansıtma” teorisiyle birleştirmeye çalışmıştı. Murat Belge, Christopher Caudwell’i merkeze alan bir yaklaşımla Marksist estetiğe oldukça canalıcı sayılabilecek bir noktadan giriyor. Ve buradan da kendi Marksist sanat anlayışına, yani “üretim olarak sanat” teorisine geçiyor.