Sefiller

Ünlü eserin çocuklar için kısaltılmış metni…

Kuşaktan kuşağa heyecanla okunan bu kitap, Victor Hugo’nun en önemli eserlerinden biridir. 7-9 yaş çocuklar için kısaltılan Sefiller benzerleri arasından özenli çevirisiyle de öne çıkmaktadır. Fransız Devrimi sırasındaki çalkantılar arasında geçen roman, insan sevgisini vurgulaması açısından da önem taşıyor.

Küçük Prens (Klasik Kapak)

Fransız yazar-pilot Antoine de Saint-Exupery tarafından bir otel odasında kaleme alınan Küçük Prens 1943’te yayınlandığı günden bugüne kadar yaklaşık 250 dile çevrildi ve milyonlarca okur tarafından ilgiyle okundu ve büyük beğeni kazandı. Kutsal kitaplardan sonra en çok okunan-basılan kitap oldu.

Exupery, Küçük Prens’te bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyasını anlatır. Sahra Çölü’ne düşen pilotun Küçük Prens’le karşılaşması ile başlayan hikayede Küçük Prens’in ağzından yazar, insanların hatalarını ve aptallıklarını, büyüdükleri zaman unuttukları saf çocuk bakışını vurgular.

 “Küçük Prens, kendi türünde biricik kitap olma özelliğini hala taşıyor, ne var ki sevenlerin çokluğu gözümü korkutmuyor değil.”

– Tomris Uyar

 “Küçük bir gezegeni vardır Küçük Prens’in. İşte, uzayda bir gezegen. Ama nasıl küçük! El kadar bir yer. Küçük Prens de küçük elbet. Altın saçlı bir çocuk. Bir yanardağı, bir koyunu var, bir de çiçeği. Her sabah yanardağının lavlarını süpürüyor, koyununa ot veriyor, çiçeğini suluyor. Sonra bir gün, aklına esiyor, uzayda yolculuğa çıkıyor. Ayrı ayrı gezegenlerde bir sürü adama rastlıyor. Kürklü, kırmızı giysili bir kral; kendini beğenmiş bir adam; utandığı için içen, içtiği için de utanan bir sarhoş; sürekli olarak sayılarla uğraşan, para hesapları yapan bir işadamı; bir sokak feneri bekçisi… Bu arada Küçük Prens’in yolu Dünya’ya düşmez mi?”

– Cemal Süreyya

Küçük Prens (Klasik Kapak)

Fransız yazar-pilot Antoine de Saint-Exupery tarafından bir otel odasında kaleme alınan Küçük Prens 1943’te yayınlandığı günden bugüne kadar yaklaşık 250 dile çevrildi ve milyonlarca okur tarafından ilgiyle okundu ve büyük beğeni kazandı. Kutsal kitaplardan sonra en çok okunan-basılan kitap oldu.

Exupery, Küçük Prens’te bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyasını anlatır. Sahra Çölü’ne düşen pilotun Küçük Prens’le karşılaşması ile başlayan hikayede Küçük Prens’in ağzından yazar, insanların hatalarını ve aptallıklarını, büyüdükleri zaman unuttukları saf çocuk bakışını vurgular.

 “Küçük Prens, kendi türünde biricik kitap olma özelliğini hala taşıyor, ne var ki sevenlerin çokluğu gözümü korkutmuyor değil.”

– Tomris Uyar

 “Küçük bir gezegeni vardır Küçük Prens’in. İşte, uzayda bir gezegen. Ama nasıl küçük! El kadar bir yer. Küçük Prens de küçük elbet. Altın saçlı bir çocuk. Bir yanardağı, bir koyunu var, bir de çiçeği. Her sabah yanardağının lavlarını süpürüyor, koyununa ot veriyor, çiçeğini suluyor. Sonra bir gün, aklına esiyor, uzayda yolculuğa çıkıyor. Ayrı ayrı gezegenlerde bir sürü adama rastlıyor. Kürklü, kırmızı giysili bir kral; kendini beğenmiş bir adam; utandığı için içen, içtiği için de utanan bir sarhoş; sürekli olarak sayılarla uğraşan, para hesapları yapan bir işadamı; bir sokak feneri bekçisi… Bu arada Küçük Prens’in yolu Dünya’ya düşmez mi?”

– Cemal Süreyya

Don Kişot

17. yüzyıl İspanya’sında edebiyat düşkünü bir maceraperest; günümüzdeyse klasikleşmiş bir yazar: Miguel de Cervantes Saavedra. İspanyol donanmasına katılıp Kıbrıs’ta, İnebahtı’da, Tunus’ta, Navarin’de savaştı. Beş yıl Cezayir’de esir hayatı yaşadı. Ülkesinde resmi görevler üstlendi ve yolsuzluk, cinayet gibi gerekçelerle defalarca hapse girdi çıktı. Her şey edebiyat içindi; onca serüvenden sonra tüm zamanların en ünlü hayalperesti La Manchalı Don Kişot’u yazdı. Nesli tükenmiş şövalyelere özenip hayallerinde kurduğu dünyada yaşayan Don Kişot, umutsuz bir kahramanlıkla, yel değirmenlerini devleştiren aptallık arasında bir simge günümüz dünyasında. Tıpkı uşağı Sanço Panza’nınpratik ve gerçekçi halkın simgesi olduğu gibi…

Birinci bölümü 1605 yılında yayımlanan İspanyol edebiyatının bu başyapıtı, yayımlandığı günden beri pek çok dile çevrildi, defalarca basıldı.Ömrünün son yıllarında da olsa, Don Kişot sayesinde istediği ün, saygınlık ve paraya kavuşan Cervantes öldüğünde modern romanın ilk kilometre taşlarından birini diktiğini bilmiyordur.

Denizler Altında Yirmi Bin Fersah

“Siz kimsiniz?” diye sordu Pierre Amca.
“Neredeyiz biz?”
“Ve neden bizi burada tutuyorsunuz?”
“Önce ilk soruyu yanıtlayayım,” dedi sakallı adam. “Bana Kaptan Nemo diyebilirsiniz. Şu anda benim keşfim olan Nautilus adlı deniz aracındasınız.”
“Bize ne yapmayı düşünüyorsunuz?”
“Sizi burada tutmaya niyetliyim.”
“Sizden bizi serbest bırakmanızı talep ediyorum,” dedi Pierre Amca.
Bunu duyan Kaptan Nemo neşesiz bir kahkaha attı.

Jules Verne’in bu ünlü bilimkurgu klasiğini çağdaş edebiyatın en önemli yazarlarından Dave Eggers günümüze taşıyarak 14 yaşındaki Consuelo’nun gözünden yeniden anlatıyor.

Ünlü okyanus bilimci Pierre Arronax ve ekibi, okyanuslarda terör estiren, gemileri batıran gizemli sualtı canavarını avlamak için denizlere açılır. Fakat tuhaf gerçekle yüzleşmeleri çok uzun sürmez: Deniz canavarı sandıkları şey aslında Nautilus adında bir denizaltıdır ve eşsiz zekasını tehlikeli fikirlere adamış Kaptan Nemo tarafından yönetilmektedir. Consuelo ve Arronax için asıl macera Kaptan Nemo ile tanışmalarıyla başlayacaktır.

On kitaplık Hepsi Sana Miras  serisinin altıncı kitabında, bir Jules Verne klasiği olan Denizleri Altında Yirmi Bin Fersah’ın öyküsünü bize ünlü Amerikalı yazar ve eğitim aktivisti Dave Eggers (Müthiş Dahiden Hazin Bir Eser) anlatıyor, Fabian Negrin ise resimliyor.

Hepsi sana miras serisi hakkında: peki ya bugünün büyük yazarları,tüm zamanların en büyük hikayelerini, sana yeniden anlatsa.

Unutulmakta olan klasikleri, bugünün büyük yazarlarının yardımıyla çocuklarla buluşturmak. İşte Hepsi Sana Miras  serisinin amacı bu. Ünlü İtalyan yazar Alessandro Baricco’nun dünyanın dört yanındaki yazar dostlarını yardıma çağırması ile ortaya çıkmış bir “kurtarma botu”. Umberto Eco’dan Jonathan Coe’ya, Dave Eggers’tan Nobel ödüllü Mario Vargas Llosa’a, günümüzün önemli yazarları birer klasik seçip, bunları sanki kendi çocuklarına anlatırmış gibi, etkileyici ama kolay anlaşılır bir dille yeniden hikayelendirdi. Üstelik zaman zaman kendi hayal güçleriyle zenginleştirmekten de kaçınmayarak. Ve yine günümüzün önemli çizerleri bu metinleri resimlediler. 

Küçük Prens

Leon Werth’e;

Elinizdeki bu kitabı bir büyüğe sunuyor olmamdan dolayı çocuk okurlarımın beni hoş görmelerini dilerim. Bunu yapmamın çok önemli bir nedeni var:

O, benim dünyadaki en iyi arkadaşım. İkinci nedenim de şu: Bu adam her şeyi anlıyor, çocuk kitaplarını bile… Üçüncü bir nedenim daha var: Fransa’da yaşıyor şu anda, aç ve üşüyor. Biraz yüreğinin ısıtılması ona iyi gelir.

Eğer bütün bu nedenler yine de size yeterli gelmiyorsa, o zaman ben de bu kitabı onun çocukluğuna armağan ederim. Bütün büyüklerin bir zamanlar çocuk olduğunu biliyoruz: pek azı bunu hatırlasa da…

Neyse, sunuşumu şöylece değiştiriyorum: Leon Werth’in çocukluğuna…