Anonim Halk Edebiyatı

Bu kitap 2005-2015 yılları arasında Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Böiümü’nde girdiğim Halk Edebiyatı derslerinin bir ürünü. Bu on sene boyunca aldığım ders notları kitabın temelini oluşturuyor. Aynı zamanda derslerde farklı uygulamalarım da olmuştu. Okuduğum kaynaklarda katılmadığım veya farklı değerlendirdiğim konular oldu. Bunları derslerde öğrenci arkadaşlarla paylaşırdım. Şimdi bu kitapla sahanın uzmanlarıyla da paylaşmış oluyorum. Özellikle bir kaç konuda farklı düşüncelerim oldu. Doğrusu konunun uzmanlarının görüşünü merak etmiyor değilim.

Kitabın adını ilk önce Halk Edebiyatı olarak düşündüm. Hacimli olduğunu ve üzerine eğildiğim konunun kaybolduğunu görünce kitabı üçe ayırmaya karar verdim. Anonim, aşık ve tasavvuf edebiyatı olarak üç farklı kitap hazırlamayı planlıyorum, ilk olarak anonimi elime almıştım, onunla devam ettim. Umarım öğrenciler ve öğreticiler için faydalı bir kitap olur.

Dede Korkut Hikayeleri

Akibet, uzun yaşın ucu ölüm, sonu ayrılık.

Dua edeyim hanım: ölüm vakti geldiğinde arı imandan ayırmasın. Ak sakallı babanın yeri cennet olsun. Ak bürçekli ananın yeri cennet olsun. Kadir Mevla seni namerde muhtaç etmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, kabul olsun. Amin amin diyenler Tanrı’nın yüzünü görsün. Derlesin toplasın günahınızı Muhammed Mustafa’ya bağışlasın hanım hey!…

Amasyalı Nebzi ve Divan'ı

Edebi eserler, toplumların dünya görüşlerini, hayata bakışlarını, sevinç ve hüzünlerini, kısaca yaşamlarına dair unsurları gelecek nesillere aktaran en önemli araçlardandır. Hatta tam anlamıyla bir tarih yazma süreci, toplumun sosyolojik ve psikolojik açıdan analizlerinin tam olarak ortaya konması, edebi eserlerin de gün ışığına çıkarılması ile mümkündür. Bunun için öncelikle klasik edebiyatımızın yaklaşık yedi yüz yıllık bir evresinde varlığını sürdüren ve çerçevesi bugün bile tam anlamıyla belirlenemeyen edebi ürünler, bilimsel yöntemlerle hazırlanıp yayınlanmak suretiyle gün yüzüne çıkarılmalıdır.

Bu çerçevede hazırlanan bu çalışma, şimdiye kadar hakkında hiçbir bilimsel araştırma bulunmayan 18. yüzyıl şairi Amasyalı Nebzi’nin hayatı, edebi kişiliği, Divan’ının tenkidli metni ve incelemesini ihtiva etmektedir. Tezkirelerde, dönemin tarih kitaplarında ve yeni kaynaklarda, Nebzi hakkında küçük de olsa bir bilgiye rastlanamamıştır. Kendisi ile ilgili kaynakların verebileceğinden daha fazla bilgiyi Nebzi bizzat Divan’ında vermiştir. Nebzi’nin şiirleri, Sebk-i Hindi üslubuna ait unsurlar ihtiva etmekle beraber, şiirlerinin dili yeterince sade olup anlaşılmaz öğelere fazla yer verilmemiştir. Nazım tekniği açısından, geleneksel kuralları aşma veya yenilikler ortaya çıkarma çabası olarak değerlendirilebilecek şekil uygulamalarında bulunmuştur. Klasik Türk şiirinin zirveyi döndüğü ve kendisini tekrarlamaya başladığı bir çağda söylenen şiirlerin sanat düzeyi, ortaya çıkacak yeni veriler ve bilimsel çalışmalarla daha tutarlı bir şekilde değerlendirilecektir.

İnsan Ne ile Yaşar?

“Dünya Edebiyatının En Önemli Hikayesi.”

– James Joyce

Tolstoy’un, “Halk için yapılan bir edebiyat nasıl olmalı” tartışmalarına yanıt olarak kaleme aldığı hikâyeler bütün dünyada sürekli bir esin kaynağı olmuştur. Konularını daha çok Kutsal Kitap metinlerinden ve halk hikayelerinden alan Tolstoy, bu hikâyelerinde insanlığı doğruluğa, dürüstlüğe, sevgiye davet eder.

“İnsan ne ile yaşar?” unutulmaz hikayeler arasına girerken, “Bir insana ne kadar toprak lazım?” adlı hikâye James Joyce tarafından övülmüş, Wittgenstein’ın sevdiği hikayeler arasında yer almıştır. Bu hikayelerin kahramanları genellikle soylular değil, yoksul insanlardır ve “Mum” adlı hikayede olduğu gibi halkın angarya ve zorbalığa karşı öfkesi çok açık ifadelerle verilir.

Rusça aslından çevrilen bu derleme, günümüzde de Tolstoy’un düşüncesinin ve hayatının merkezi olarak ziyaret edilen Yasnaya Polyana Müzesi yöneticilerinden Galina Alekseyeva’nın önsözüyle sunuluyor.

Modernliğin Gölgesinde Divan Şiiri

– Modernliğin Görünmez Kıldığı Şiir

– Hikmet, Felsefe ve Poetik Düşünme Arasında Şiir Geleneğimiz

– Metafizikten Akla Şiirden Düşünceye

– Şair, Hükümdar ve Yabancılaşmış Ben

– Felsefesiz İslamcılık Karşısında Gelenek ve Divan Şiiri

– Tasavvufi Aşkın Felsefesi

– Felsefeci Bir Şeyhülislamın Şiir Dünyası

Maktel-i Hüseyin

Önceleri tarih kitapları vb. kaynaklarda bir bölüm halinde yer alan Kerbela olayı daha sonra Maktel-i Hüseyin adı verilen müstakil kitaplarda işlenmiştir. Bu kitaplar Müslümanların Kerbela matemine motivasyonunu sağlayan en önemli kaynaklardır. Tarihi vakanın yer yer efsanevi unsurlarla dönüştürüldüğü maktellerin bilinen ilk örneğini Ebu Mijnef vermiştir. Kerbela olayını yaklaşık yüz yıl sonra sözlü kaynaklardan derleyerek nakleden Ebu Mihnef’in eseri, sonraki maktellerin önemli kısmı için hem muhteva hem kompozisyon bakımından kaynak teşkil etmiştir.

Bu çalışmada çeşitli problemleri bünyesinde barındıran Maktel-i Hüseyin türünün ihmal edilmiş bir alanı olan mensur ağırlıklı anonim maktellerden biri tanıtılarak; örnek metin yeni harflere aktarılmıştır. Çeşitli kütüphanelerde kayıtlı dört benzer metni bulunan maktelin, Milli Kütüphanede kayıtlı olduğu üzere Kemteri İbrahim’e ait olmadığı ortaya çıkarılmıştır; bu vesileyle Türk edebiyatındaki maktellerle, bilhassa elimizdeki anonim metnin kaynakları ile ilgili önemli tespitlerde bulunulmuştur.

Divançe-i İlahiyat

Hazret-i Mısri bir beytinde şöyle der:

Biz beş er idik çıkdık bir demde yola girdik
Kırk yılda pire erdik bu sohbete erince

Bu beş erden birisi de elinizdeki ilahilerin şairi Matlai’dir.

Halveti erenlerinden olan Uşaklı Ahmed Matlai, Elmalılı Ümmi Sinan (v. 1657) tarafından yetiştirilmiştir ve Niyazi-i Mısri’nin de yol arkadaşlarındandır.

Matlai, Elmalı’da manevi eğitimini tamamladıktan sonra memleketi Uşak’a dönmüş ve muhtemelen burada yaşamıştır.

Yunus Emre, şeyh Ümmi Sinan ve arkadaşı Niyazi-i Mısri’nin üslubuyla yazdığı ilahileriyle Matlai, 17. asırda ardından söz edilmesi gereken mutasavvıf şairlerimizden birisidir.

“Cümle alem Adem özler / Adem’den ol Hakk’ı gözler” diyen bu yokluk, aşk ve irfan yolunun yolcusu aşıktan günümüze bir avuç şiir kalmıştır.

Elinizdeki Divançe-i İlahiyat’ta mutasavvıfın gönlünden damlayan 51 adet aşk sızıntısını bulacaksınız.

Ömer Seyfettin'den Seçmeler

Edebiyatımızın eşsiz isimlerinden Ömer Seyfettin’i yalnızca Kaşağı ile özdeşleştirdiyseniz, bu kitabı okuduktan sonra düşüncelerinizi değiştireceksiniz. Henüz 35 yaşındayken hayata gözlerini yuman Ömer Seyfettin, Batı ile Doğu’yu harikulade bir şekilde birleştirdiği hikâyelerinde gençliğinin ve hayallerinin kapladığı o eşsiz dünyasında sizleri uzun bir yolculuğa çıkarıyor. Kazın Ayağı, Yalnız Efe, Perili Köşk, Kütük, Keramet ve daha niceleri…

Birbirinden güzel kısa hikayeleri keyifle okuyacak ve 20. yüzyılın başlarında, hikayeleri gibi kısacık bir hayat yaşamış olan Seyfettin’i daha yakından tanıyacaksınız. Günümüz 21. yüzyılın eksik bıraktığı duyguları, Ömer Seyfettin’in bu kitaptaki seçme eserlerini okuyarak tamamlayacaksınız.

Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatına Giriş

Altı yüz yıllık bir mazi mirası olan Eski Türk Edebiyatı, yelpaze açısından çok geniş, kültür yönünden engin bir edebiyattır. Bu geniş yelpazede mitolojiden tasavvufa, teşbih unsurlarından belagata kadar pek çok konu yer almaktadır.

Öğretim elemanı öğrencilerimle birlikte hazırladığımız bu ders kitabı, Giriş, Vezin ve Aruz, Nazım Şekilleri, Edebi Sanatlar, Edebi Türler, Yüzyıllara Göre Eski Türk Edebiyatı Tarihi başlıkları altında beş bölümden oluşmaktadır. Bu beş bölümü tespit ederken, Eski Türk Edebiyatının diğer edebiyatlarla farklı olan yönlerini esas aldık.

Ders kitabını yayınlamaktaki amacımız, üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkçe bölümü öğrencilerine, Eski Türk Edebiyatı alanında lisansüstü öğrenim yapanlara ve bu edebiyatla ilgilenenlere Eski Türk Edebiyatının terminolojisini tanıtmakla beraber, geleneğini ve kültürel boyutunu da göstermeye çalışmaktadır.

Kutadgu Bilig – Seçmeler

Günümüz Türkçesiyle MEB Tavsiyeli 100 Temel Eser

Ölümsüz Klasikler Dizisi Selim İleri’nin Sunuşuyla

Devlet Adamlarına Ve Her Sınıf İnsana 1000 Yıl Öncesinden Mesajlar Veren Bir İlk Kitap

Kutadgu Bilig, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra yazılan ilk eser olarak kabul edilmekte. Yusuf Has Hâcib’inbu eseri, Kaşgarlı Mahmud’un DîvânuLûgâti’t-Türk’ü, Edip Ahmed’in Atebetü’l-Hakâyık’ı ve AhmedYesevî’nin Divan-ı Hikmet’i ile Karahanlı Türkçesinin temel eserleri arasında.

“Mutluluk bilgisi” anlamına gelen Kutadgu Bilig’de Yusuf Has Hâcib birçok yerde kişileri konuşturarak devlet idaresinde ve hangi sınıftan olursa olsun insanların hayatlarında iyiyi, güzeli, doğruyu bulmaları, bu dünyada ve sonrasında mutluluğu yakalamaları için öğütler verir. Ayrıca Türk dünyasında Kutadgu Bilig, bireylerine mutluluk veren ideal devlet anlayışını ortaya koyan ilk siyasetname.

Can Veren Pervaneler

Divan Edebiyatı, geçmiş kültürümüzün eşsiz ve engin hazinelerinden biridir.

Divan edebiyatını anlarsak kültürümüzü, neler kaybettiğimizi ve neleri kazanabileceğimizi çok daha iyi anlarız. İşte bu eser bu konuda tam bir rehber.

“Can Veren Pervaneler” unutulmaya yüz tutmuş muhteşem mirasımız Divan Edebiyatı’nı küllerinden yeniden doğurmaya namzet ve okuyan herkese can verecek bir eser…

Bir sebeple o kadar iltifat ettiği şair Bâkî’ye öfkelenen Kanuni merhum, şiir kudretini konuşturarak onu memleketine sürgün yönünde ferman ısdâr eder:

Tabii biri şairlerin sultanı biri de Osmanlı Sultanı fakat ikisi de gönüllerin sultanı olunca ortaya aşağıdaki şaheserler çıkmış:

“Baki bed / Azm-i bülend / Bursa’ya red / Nefy-i ebed”

[Bâkî kötü adam; yüksek kararım odur ki -memleketi olan- Bursa’ya gönderilsin, bir daha da gözüm görmesin.]

Bu müstesna edebiyat için yine kendi kaleminden netice-i kelâm:
“Geçmiş Zaman Olur Ki Hayali Cihan Değer.”

İşte “Can Veren Pervaneler”, işte Divan Edebiyatı…

Çeşm-i Alem ve Divanı

Mısır’ın ilk hidivi İsmail Paşa’nın (Ö. 1895) üçüncü eşi Çeşm-i Afet Hanım, (Ö. 1907) ölümünden sonra eşine vefa borcunu ödemek ve adını ebedileştirmek için yazdığı eserinde, kadın kimliğini gizleme gereği duymadan ve hiçbir beklenti gözetmeden samimi bir şekilde duygularını dile getirmektedir. Türk edebiyatında pek bilinmeyen Afet Hanım’ın Levha-i Dil’deki şiirlerinden çevresine duyarlı, entelektüel biri olduğu, özellikle Fuzûlî, Nef’î, Nâbî ve divan şiirinin son dönem hanım temsilcilerin-den Leyla, Fıtnat ve Şeref Hanımlardan etkilendiği anlaşılmaktadır.

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Mısır’da Osmanlı-Türk kültürüne ilginin göstergelerinden biri olan Çeşm-i Afet Hanım Divanı üzerine yaptığımız çalışmayla kültürümüze bir nebze olsun katkıda bulunabildiysek kendimizi bahtiyar hissedeceğiz.

Lokman Hekim ile Çırağı

Ç. adında engelli bir öğrencim vardı. Çocuklar onunla alay ediyor, oyuna katmıyor, onu dışlıyorlardı. Bu kitabın içindeki “Badi ile Bidi” elime geçince hemen sınıfta okudum. Hiçbir yorumda bulunmadım. Ertesi gün çocuklar Ç.’yi aralarına almış ve kaynaşmışlardı…
Ulviye Aygün, Öğretmen, Pendik-İstanbul

“… Yücel Feyzioğlu renkli bir dille yazıyor. Yazdıkları çocuklar arasında hemen ilgi uyandırıyor.”
Westdeutsche Allgemeine, 6 Mart 2003

Dersim Dile Geldi

Bu romanda anlatılan hayat hikayeleri hayal ürünü değildir. Çocuklar hayal ürünü değildir, dağlar değildir ve 38, 3 ile 8’in yan yana geldiği bir tarih değildir. Bu romanda bir coğrafya, çocuklar başta olmak üzere, dağıyla, taşıyla, kuşları ve böcekleriyle dile geldi; Dersim Dile Geldi!
Celal Yıldız, uzun uğraşlar sonucu 1937-38 tarihleri arasında Dersim’de cesetler altında kalıp bir mucize eseri sağ kalan çocukların hikayesini yazdı…

Dede Korkut Hikayeleri

Dede Korkut Hikayeleri’nin asıl adı: “Kitab-ı Dedem Korkut ala Lisan-ı Taife-i Oğuzan” dır. Günümüz dili ile, (Oğuz Boyunun Dili ile Dedem Korkut Kitabı) demek olan bu hikayeler, toplam olarak on iki hikayeden oluşur.

Dede Korkut (Dedem Korkut) diye bir kişinin yaşayıp yaşamadığı belli değildir. Yaşamışsa bile efsaneleşmiştir. Dede Korkut Hikayeleri, Oğuz boyunun anonim bir ürünüdür. Bu haliyle, Türk Edebiyatı’nın şaheserlerindendir. Anonim olduğu için, zaman içinde bazı değişikliklere uğramıştır.

Hikayeler, manzum ve mensurdur. Uzun dizeler vardır. Nesir kısımları da, nazım bölümleri kadar akıcı ve şiirseldir.

Ağıtlarla Ağlayanlar – Saimbeyli Ağıtları

Ağıtların hepsinin hikayesi bilinmekte fakat bazıları hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır.Derleme çalışmam sırasında ağıtların hikayelerini özel olarak sormam gerekmemiş,ağıdı söyleyen kişi kendiliğinden anlatmıştır.Bunun yanında,bazı olayların üzerinden çok uzun yıllar geçtiği için olayı birkaç cümleyle özetleyenlerde olmuştur. Ağıtlar 51 adet olup 8’li ve 11’li hece kalıpları ile söylenmiştir. söylenmiştir.Bütün ağıtlar,dörtlükler halinde yakılmıştır.En kısası 2 dörtlük en uzunu ise 31 dörtlüktür.