Sevda Lugati

Sevda Lugatı, döneminin popüler şair ve romancılarından Mehmed Celal’in (1867-1912) en ilginç yapıtlarından biri. Günümüzde pek tanınmayan bu romantik yazar, bir “sevda sözlüğü” hazırlamış: A’dan Z’ye pek çok sevda sözcüğünün açıklaması ile Fuzuli’den, Nedim’den, Muallim Naci’den, Recaizade Mahmud Ekrem’den bu sözcüklerle ilgili mısralar, beyitler… Sözcüklere eşlik eden küçük desenler de Mehmed Celal’in elinden çıkmış olabilir.

Mehmed Celal, ilkgençlik çağında, Anna adında Büyükadalı bir Rum kızına aşık olmuş ve hayatı boyunca bu karşılıksız aşkın etkisinden kurtulamamış. Onun içindir ki, yazarı Sevda Lugati’ni her ne kadar okurlarına adamışsa da, biz bu aşk yüklü sözlüğün tüm sözcüklerinde ömür boyu sürmüş bu saf sevdanın payı olduğuna inanıyoruz.

Pusudaki Ten

Hiçbir yük, kendimize itiraf etmekte zorlandığımız cinsel fanteziler denli ağır değildir. Gerçi bu fantezilerin uluorta telaffuz edilmesiyle kimse düzlüğe çıkmaz; ama suskunluğun saplantıya dönüştüğü noktada, sürekli yutkunmak bir çözüm değil, kaçırılmış fırsatların telafisine yönelik sayrılı bir bekleyiştir sadece. Herkes, biraz da kendisiyle sevişir yatakta; çünkü aldığımızdan çok verdiğimiz zevkle doyuma ulaşırız. Tahrik ettiğine inanmadan tahrik olmak, animal symbolicum‘a yabancıdır; en azından cinsel edim söz konusu olduğunda insan ile hayvan arasındaki temel ayrım bu sınır çizgisinde yatar. Ayaktan sidiğe, kıldan dışkıya kadar hemen her şeyin fetişe dönüşmek için fırsat kolladığı bu karanlık dünyada, düpedüz pusuya yatmıştır ten. Pusudaki Ten, böylesine tekinsiz bir bölgenin loş dehlizlerinde dolaşmakla yetiniyor yalnızca; çünkü ondan ötesi aydınlandığı ölçüde kararmaya yazgılı.

Edebiyat ve Kötülük

Çağımızın yalnızca edebiyatını değil, düşünce alanını da derinden etkileyen; Derrida, Foucault, Barthes gibi yazarları sarsan; Breton ve Sartre ile yaptığı polemiklerde sözünü sakınmayan Georges Bataille, Edebiyat ve Kötülük’te, hayatımızın en önemli gerçeklerinden birini, Kötülüğü ele alıyor. Hem de, Kötülüğün ahlâk yoksunluğunu değil, tam tersine ahlâkı hiçe sayan “yüksek ahlâk”ı şart koştuğunu öne sürerek. Başta şehvet ve ölüm olmak üzere yasakları aşmanın, kuralları ihlâl etmenin “yüksek ahlâkı” gerektirdiğini, yaşamı kışkırtmanın ve aşmanın da böyle mümkün olabileceğini ortaya koyuyor. Ona göre, Kötülük özgürlüğü, değerin aşırı biçimlerine ulaşmamızı sağlayabilir ve hiç kimse bundan “daha uzağa” gidemez. Özgürlük daima isyana açılan kapıdır. Gerçek özgürlük yaşamı kışkırtmak ve aşmaktır. Özgürlüğün içindeki Kötülüğü ortaya koymak uzlaşmacı, konformist düşünce tarzına karşı çıkmak demektir. İyiliğin tuttuğu taraf boyun eğmenin, itaatin safıdır. Kötülük özgürlüğünde dehşeti buluruz:

Tutkuyla işlenen bir cinayet, kurban etme, savaş, kıyımlar ve ayaklanmalar, yalan ve kara büyü; evrensel katlanılabilirin sınandığı, suçluluk duygusu ile tutkunun temellendirdiği haz arasındaki sınırın bulanıklaştığı bir tür tinsel sarhoşluk durumu içinde, sadistin bir erdemli gibi göründüğü eylemlerdir.

Bataille bununla da yetinmeyerek edebiyatın masum olmadığını, suçlu olduğunu öne sürüyor. Edebiyatın suçluluğunu artık kabul etmesi gerektiğini söyleyerek asıl yaratıcılığın masumiyet değil günahkârlık olduğunu savunuyor. Edebiyatın bireyin egemenliğini sınırlayan iletişimden başka bir şey olmadığını ortaya koyuyor ve Kötülük bilgisine ortak olmanın da yoğun iletişimi yarattığını öne sürüyor. Ancak, tehlikeyi göze almadan yoğunluğu artırmanın imkânsızlığını da belirtiyor.

Başka bir tezi daha var Bataille’ın; ona göre edebiyatta iletişim şiirseldir ve şiirsel değilse bir hiçtir. Bütün bu kavramları tartışırken başköşeye egemenliği oturtuyor Bataille. İnsanın egemen olabilmesinin bir koşulunu yasaklar koymaya bağlarken, antropolojiden verdiği örneklerle diğer koşulun da bu yasakların ihlali olduğunu kanıtlıyor. Bütün bunları yaparken, Edebiyatı Kötülük’ten ayırmayan sekiz tutkunu; Brontë’yi, Baudelaire’i, Michelet’yi, Blake’i, Sade’ı, Proust’u, Kafka’yı, Genet’yi; ürkerek okuduğumuz, kimi kez çekindiğimiz “lanetli” yazarları ve şairleri farklı yönleriyle tanıştırıyor bize. Kötülükteki, günahkârlıktaki, yasaktaki yaratıcılığı keşfetmeye cesareti olanlar için…

Seni Hissediyorum

Elena, onu tutkunun ve aşkın karanlık yüzüyle tanıştırarak bambaşka bir kadına dönüştüren Leonardo tarafından terk edilmiştir. Yaşadıklarını unutmak ve yeniden hayata dönebilmek için kendine bambaşka bir yol çizer; yaşamında büyük değişiklikler yapar. Tam da iyileşmeye başladığını düşündüğü ve otuzuncu yaş günü pastasının mumlarını üflemek üzere olduğu o akşam, Elena’yı büyük bir tesadüf beklemektedir. Zihninin derinlerine ittiği, haz dolu günlerine ve büyük aşkına duyduğu özlemle yüzleşmeye hazır mıdır? “Ah Elena… Sana karşı koyamıyorum,” diye fısıldıyor Leonardo. “Buna direnmeyi denedim ama nasıl başaracağımı bilmiyorum. Seni hissediyorum Elena, seni hissediyorum…”

‘Seni Hissediyorum’ İtalyan edebiyatının ilk erotik üçlemesinin ikinci cildidir. Yüzde 100 İtalyan. 2013 yazının en sıcak, en başarılı eseri. Elena’nın gözünden bakarsanız hikayenin zevkini yaşayabilirsiniz.
-Amazon

Yatak Odası Diyalogları

Monotonlaşmış cinsel yaşam komedisi Birol Güven TV’de anlatamadıklarını yazıyor! Ortaya karışık yaşadığımız,Türk usulü hayatımızın keskin bir gözlemcisi o. Toplumun dikiz aynası. O hep bize bizi anlattı. Mutfaktaki gizli kamera, salondaki ayna gibiydi. Türk tipi sitcomların mimarı, bu defa “özelimizi” anlatıyor: ilişkilerdeki komik hallerimizi, gizli kafa içi seslerimizi ve “Yatak odası diyalogları”nı. Akıcı, keyifli ve komik, biraz da yol gösteren, “okunası” bir kitap. – Mümin Sekman K: Ben o koltukta sevişemem, orada dün akşam babam oturuyordu. E: Sevişmek için bizim kadar uzun zaman harcayan başka bir çift yoktur! K: Evet, sadece 3 dakika! E: Hayır, 2 saat 3 dakika. 2 saat ikna, 3 dakika sevişme! K: Beni ikna etmeye harcadığın zamanı, bana ilgi göstermek için harcasan bunların hiçbiri olmaz… K: Bir erkek yeni tanıştığı bir kadını yatağa atmak için ne kadar uğraşıyorsa sen de beni yatak odasına götürmek için o kadar uğraşacaksın. E: İyi de ben her seferinde sıfırdan başlayacaksam neden evlendim ki? K: Sevişmek uzun ve zorlu bir süreç, yatak bunun en son aşaması. Ama sen hep en sondan başlamaya çalışıyorsun. Biraz uğraşacaksın. E: Bende hiç giriş gelişme bölümleri yoktur. Sadece sonuç vardır. K: Erkek için cinsellik sıcak suya karıştırılıp hemen içilen Nescafe’dir, kadın için ise kısık ateşte yavaş yavaş pişirilmiş köpüklü bir Türk kahvesi. E: Çiçeği gönderen biz, evlenme teklif eden biz, sık sık ‘seni seviyorum’ demek zorunda olan biz, küçük sürprizler yapmak zorunda olan biz. Eee, siz kadınlar ne yapacaksınız? K: Erkek olmak yan gelip yatmak değildir. Biz kadınların sırtını yere getirmek kolay iş değildir!

Kokulu Bahçe

Bilin ki ey dostum, birleşmenin zevkini daha çok arttırmak için altı yol vardır; güçlü bir aşk ateşi, erkek gücü, çok arzu edilen bir sevgilinin varlığı, yüz güzelliği, tahrik eden yiyecekler ve yakınlaşma. Beraber olmanın zevklerini arttıracak yollar da sayısızdır ama bilin ki, bu yolların en önemlileri olarak şunları sayabiliriz: Kadın sıcaklığı ve güzel kokusu…

Penisin Katı Gerçekleri

Penisin Katı Gerçekleri, insan vücudunun çok önemli bir parçasıyla ilgili cevaplar içeriyor. Sıkı bir araştırmanın sonuçlarını espirili bir dille anlatan Alexandra Parsons; biçimsel gerçekleri, dünyanın kültürel mirasını ve halen gerçekliğini koruyan safsataları kapsayan bir ansiklopedi oluşturmuş! Biliyor musunuz… – İnsanınkinin, primatlar arasında kendi vücuduna oran en büyük olduğunu? – İnsanların burnunun konuyla ÇOK alakalı olduğunu? – İlkel kabilelerdeki erkeklerin kendininkileri dekoratif bir kılıfla sergilediklerini? – Dinazor’da olmadığını? – Fil’in hortumunu su içmekten başka işler için de kullandığını? – Yılan’da iki tane olduğunu? – Goril’inkinin küçük olduğunu? Artık Biliyorsunuz…

Lulu

Onun arkadaşı olamazsınız, ancak en mahrem sırdaşı olabilirsiniz. Yenilgilerini yalnız yaşayan, ama yalnızlığına yenilmeyen bir kadın Lulu. Hem küçük bir kadın hem de yetişkin bir kız. Her yaşında. Onun için önce yaşamak, sonra düşünmek geliyor. Ya sizin için? Aşk ve cinsellikle aynı anda tanışan şanslı kadınlardandı. Sonra ikisinin de bağımlısı oldu. Cinselliği sapkınlıktan ayıran çizginin ne kadar ince olduğunun farkındaydı. Endişelerinizi, yargılarınızı bir kenara bırakın, ve Lulu’nun hayatına tanıklık edin. Cesaretin, tutkunun ve aşkın yanında yalnızlık ve acı da yaşayacaksınız. Ama asla pişman olmayacaksınız. Lulu hiç olmadı… İnanmayacaksınız ama bu aşk! Hem de… “sırılsıklam” “Lulu, dünyada 1 milyondan fazla satıldı. 21 dile çevrildi! İtalya, ABD, Fransa, Japonya,Yunanistan, İsveç, Çin ve Yeni Zelanda’nın da aralarında bulunduğu 27 ülkede bestseller oldu!” “Pablo bana döndü: ‘Bana söz vermeni istiyorum.’ Başımı olur anlamında salladım. ‘Ne olursa olsun daime iki şeyi hatırlayacağına söz vermeni istiyorum. Bunu hatırlayacağını söyle bana.’ Başımı tekrar salladım. ‘Birincisi, seks ve aşk birbirinden tamamen farklıdır. İkincisi, dün gece yaptığımız bir aşk eylemiydi.’ Gözlerine dikkatle baktım. ‘Söz veriyorum.’ Gülümseyip alnımdan öptü ve benimle vedalaştı.” “Güle güle Lulu. Cici ol ve büyüme!”

Anne Ben Kanıyorum! Ciltli

Külotumda kan var!.. Tuvaletteyim… İlk adet kanamam… Ne yaparım? Kime anlatabilirim? Marketlerde pedler görmüştüm. Raflarda onlarca çeşit… Hangisinden alacağım? Ya yanlış bir şey yaparsam. En sonunda tuvalet kağıdından uzunca bir şerit koparıp katlayarak bacaklarımın arasına yerleştiriyorum… Külotumu nasıl yıkarım, ya biri görürse? Ya lekeler çıkmazsa, Kurutmak için nasıl asarım… Kendime acımaya başlıyorum. Ne talihsiz bir kızım ben. Bir sürü mutlu insanın arasında, tuvalet kağıtları kaymasın diye bacaklarımı biribirine bastırıyorum… Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum… Annem her ay adet oluyor mu? Ve diğer kadınlar? Bütün bir ömür buna nasıl katlanıyorlar? Onlarca bilinmez durumlar… Ve onlarca bulgular… Kızınızı, arkadaşınızı, kardeşinizi, sevgilinizi anlıyor musunuz? Yaşadıkları bu önemli anlar ve günlerin ne kadar farkındasınız?

Lulu

Onun arkadaşı olamazsınız, ancak en mahrem sırdaşı olabilirsiniz. Yenilgilerini yalnız yaşayan, ama yalnızlığına yenilmeyen bir kadın Lulu. Hem küçük bir kadın hem de yetişkin bir kız. Her yaşında. Onun için önce yaşamak, sonra düşünmek geliyor. Ya sizin için? Aşk ve cinsellikle aynı anda tanışan şanslı kadınlardandı. Sonra ikisinin de bağımlısı oldu. Cinselliği sapkınlıktan ayıran çizginin ne kadar ince olduğunun farkındaydı. Endişelerinizi, yargılarınızı bir kenara bırakın, ve Lulu’nun hayatına tanıklık edin. Cesaretin, tutkunun ve aşkın yanında yalnızlık ve acı da yaşayacaksınız. Ama asla pişman olmayacaksınız. Lulu hiç olmadı… İnanmayacaksınız ama bu aşk! Hem de… “sırılsıklam” “Lulu, dünyada 1 milyondan fazla satıldı. 21 dile çevrildi! İtalya, ABD, Fransa, Japonya,Yunanistan, İsveç, Çin ve Yeni Zelanda’nın da aralarında bulunduğu 27 ülkede bestseller oldu!” “Pablo bana döndü: ‘Bana söz vermeni istiyorum.’ Başımı olur anlamında salladım. ‘Ne olursa olsun daime iki şeyi hatırlayacağına söz vermeni istiyorum. Bunu hatırlayacağını söyle bana.’ Başımı tekrar salladım. ‘Birincisi, seks ve aşk birbirinden tamamen farklıdır. İkincisi, dün gece yaptığımız bir aşk eylemiydi.’ Gözlerine dikkatle baktım. ‘Söz veriyorum.’ Gülümseyip alnımdan öptü ve benimle vedalaştı.” “Güle güle Lulu. Cici ol ve büyüme!”

Penisin Katı Gerçekleri

Penisin Katı Gerçekleri, insan vücudunun çok önemli bir parçasıyla ilgili cevaplar içeriyor. Sıkı bir araştırmanın sonuçlarını espirili bir dille anlatan Alexandra Parsons; biçimsel gerçekleri, dünyanın kültürel mirasını ve halen gerçekliğini koruyan safsataları kapsayan bir ansiklopedi oluşturmuş! Biliyor musunuz… – İnsanınkinin, primatlar arasında kendi vücuduna oran en büyük olduğunu? – İnsanların burnunun konuyla ÇOK alakalı olduğunu? – İlkel kabilelerdeki erkeklerin kendininkileri dekoratif bir kılıfla sergilediklerini? – Dinazor’da olmadığını? – Fil’in hortumunu su içmekten başka işler için de kullandığını? – Yılan’da iki tane olduğunu? – Goril’inkinin küçük olduğunu? Artık Biliyorsunuz…

Lulu

Onun arkadaşı olamazsınız, ancak en mahrem sırdaşı olabilirsiniz. Yenilgilerini yalnız yaşayan, ama yalnızlığına yenilmeyen bir kadın Lulu. Hem küçük bir kadın hem de yetişkin bir kız. Her yaşında. Onun için önce yaşamak, sonra düşünmek geliyor. Ya sizin için? Aşk ve cinsellikle aynı anda tanışan şanslı kadınlardandı. Sonra ikisinin de bağımlısı oldu. Cinselliği sapkınlıktan ayıran çizginin ne kadar ince olduğunun farkındaydı. Endişelerinizi, yargılarınızı bir kenara bırakın, ve Lulu’nun hayatına tanıklık edin. Cesaretin, tutkunun ve aşkın yanında yalnızlık ve acı da yaşayacaksınız. Ama asla pişman olmayacaksınız. Lulu hiç olmadı… İnanmayacaksınız ama bu aşk! Hem de… “sırılsıklam” “Lulu, dünyada 1 milyondan fazla satıldı. 21 dile çevrildi! İtalya, ABD, Fransa, Japonya,Yunanistan, İsveç, Çin ve Yeni Zelanda’nın da aralarında bulunduğu 27 ülkede bestseller oldu!” “Pablo bana döndü: ‘Bana söz vermeni istiyorum.’ Başımı olur anlamında salladım. ‘Ne olursa olsun daime iki şeyi hatırlayacağına söz vermeni istiyorum. Bunu hatırlayacağını söyle bana.’ Başımı tekrar salladım. ‘Birincisi, seks ve aşk birbirinden tamamen farklıdır. İkincisi, dün gece yaptığımız bir aşk eylemiydi.’ Gözlerine dikkatle baktım. ‘Söz veriyorum.’ Gülümseyip alnımdan öptü ve benimle vedalaştı.” “Güle güle Lulu. Cici ol ve büyüme!”

Penisin Katı Gerçekleri

Penisin Katı Gerçekleri, insan vücudunun çok önemli bir parçasıyla ilgili cevaplar içeriyor. Sıkı bir araştırmanın sonuçlarını espirili bir dille anlatan Alexandra Parsons; biçimsel gerçekleri, dünyanın kültürel mirasını ve halen gerçekliğini koruyan safsataları kapsayan bir ansiklopedi oluşturmuş! Biliyor musunuz… – İnsanınkinin, primatlar arasında kendi vücuduna oran en büyük olduğunu? – İnsanların burnunun konuyla ÇOK alakalı olduğunu? – İlkel kabilelerdeki erkeklerin kendininkileri dekoratif bir kılıfla sergilediklerini? – Dinazor’da olmadığını? – Fil’in hortumunu su içmekten başka işler için de kullandığını? – Yılan’da iki tane olduğunu? – Goril’inkinin küçük olduğunu? Artık Biliyorsunuz…