Yeni Gülzar-ı Haseneyn Kerbela Vakası

Huseyn, Yezîd’in saltanatından itibaren iki şeyden birini yapabilirdi:
Zilletle yaşamak, izzetle ölmek.

Huseyn, İkincisini üstün buldu. Savaşa girişti. Dostlan, birer birer gözü önünde öldüler. Kardeşinin kollan kesildi, Fırat kıyısına düştü, on dokuz yaşındaki oğlu paramparça edildi, kardeşinin on bir yaşındaki oğlu gözüne baka baka öldürüldü, altı aylık yavrusu kucağında oklandı. Kardeşinin küçücük çocuğu bağnnda can verdi. Ailesi esir oluyordu, açtı, susuzdu onlar gibi. Fakat arslanlar gibi dövüştü ve inancına can verdi; başı kesildi, mızrağa dikildi, vücudu atlann nallarıyla ezildi, hurdahaş oldu.

Bu, bir beylik davası değildi; bu, bir aldanış değildi; bu, bir körü körüne tehlikeye atılış değildi. Bu, bir inanç davasıydı; bu, bir anlayış örneğiydi; bu, bir şeref savaşıydı.

Böylece Huseyn, yalnız inanç şehidi olmadı, şeref, izzet i nefis ve insanlık şehidi de oldu. Zilletle yaşamayı kabul edenler, onun hareketini manasız bulur, onu gafil sanır. Fakat izzetle ölmeyi bilenler, onun şehâdetini kutlar, onu, en uyanık bir er, bir fedakârlık bayrağı sayar.

Ulema

Farklı coğrafyalardan, ilmiyle âmil olmuş bu âlimlerimizin en mühim ortak yönü, hizmetlerini çok yönlü yapmalarının yanında, değişik görüşlere sahip olmalarına rağmen hedeflerinin aynı olmasıdır. Bununla birlikte, Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyet’in ilk dönemlerindeki o sancılı zamanlarda ilimlerini hiçbir korkuya kapılmadan neşrederek, İslâm’a olduğu kadar ülkeye de çok yönlü hizmet etmişlerdir. Çalışmamızda, bu seçtiğimiz büyük insanlar sadece din için değil vatan için de tüm yetki ve güçlerini kullanarak mücadele etmişlerdir.

Osmanlı edebi ve kültürüyle yetişmiş bu büyük âlimler, ilim hayatlarına başlarken, dönemin idarecilerinin dayatmalarına maruz kalacaklarını, seküler/laik sistemi benimseyen vatanımızda ne tür zorluklarla karşılaşacaklarını hatta bu düzene karşı nasıl bir tavır alacaklarını tahmin edebiliyorlar mıydı?

Eserimizde sadece sekiz âlimimizin hayatını var zannetmeyin! Evet, sekiz tanesi tafsilatıyla mevcut fakat bunların yanında bu âlimlerimizin çağdaşı olan başka âlim ve mühim şahsiyetlerin de hayatlarından önemli kesitler bulacaksınız.

Rabbin Kevseri Sevmedi Fatıma-tuz Zehra

Fatımecan… Ey Ayni’r Ruhi Fedak Ya Betul? İcazetinle Fedek Bahçesi’ne girdim. Seyrettim güllerine.. Kasas Suresi 65. ayetini okudum. O gün gelecek onlara seslenerek Mursellere ne cevap verdiniz? Fedek’in bütün gülleri cevap verdiler: Bütün peygamberlerin Seyyid’i Muhammed’in seyyidesi Fatıme’nin gülleriyiz. Gasp edilmiş Fedek’in Zehra çiçekleriyiz. Kapısı kırılmış boynu bükükleriz. Toprağımız tathir, hepimiz tahireyiz. Yağan yağmurun, Fatıme evlatlarının gözyaşlarıyız.

Rabbin Kevseri Sevmedi Fatıma-tuz Zehra

Fatımecan… Ey Ayni’r Ruhi Fedak Ya Betul? İcazetinle Fedek Bahçesi’ne girdim. Seyrettim güllerine.. Kasas Suresi 65. ayetini okudum. O gün gelecek onlara seslenerek Mursellere ne cevap verdiniz? Fedek’in bütün gülleri cevap verdiler: Bütün peygamberlerin Seyyid’i Muhammed’in seyyidesi Fatıme’nin gülleriyiz. Gasp edilmiş Fedek’in Zehra çiçekleriyiz. Kapısı kırılmış boynu bükükleriz. Toprağımız tathir, hepimiz tahireyiz. Yağan yağmurun, Fatıme evlatlarının gözyaşlarıyız.

Kalbe Düşen Cemre: Yunus Emre

Yunus Emre bir Hak âşığı. Hakkı hakikâti anlatmak, tevhid inancını insanların gönlüne yerleştirmek için yollara düşmüş, Anadoluyu karış karış gezmiştir.

O dönemlerde saflığı, mertliği ve yiğitliği ile bilinen Anadolu halkı, haçlıların ve Moğollar’ın yaptığı eziyetler ve baskılarla, perişan bir hale düşer. Yunus Emre bu zor dönemlerde Anadolu insanının yaralarını sarar, gönüllerini feth eder.

Türkçe’nin büyük şairi Yunus Emre, hocası Tapduk Emre’nin dergâhında yetişip, sevgisizlikten çölleşmiş gönüllere bir cemre misali düşerek baharı müjdeler.

Yunus’un aşkını, oluş hikâyesini anlatan ve bu âşkın başka gönüllerce de hissedilmesini gâye edinen bu eser, okuyucuya Yunus Emre’nin müstesna dünyasına girebilmesine olanak sağlıyor.

Veliler Serdarı Hasan Basri

Ey okuyucu! Cenab-ı Hak şanını yükselterek sana yardımcı olsun. Muvaffakiyetini artırarak seni doğru yoldan ayırmasın. Senin Hasan el- Basri hakkındaki arzu ve merakını biliyorum. İşte bu yüzden muhtelif kitablarda dağınık bir halde bulunan O’nun hayatı, adabı, zühdü ve mev’izeleri ile ilgili hussusları imkan nisbetinde bir araya toplamaya çalıştım. Bütün bunları senin arzunu yerine getirmek ve bu konuda üzerimde bulunan hakkını ödemek için yaptım.

– Abdulrahman İbnu’l-Cevzi

Mahmud Sami Ramazanoğlu

İnci dânesi gibi kıymetli bir kitap… Bir Sâdık dostun gönlüne düşmüş ki; 0 Arifler Sultanının hayâtından ibret damlalarını kaleme almalı. Onun yaşayış tarzından, hayat anlayışından gönüllere izler düşmeli. Sultânü’l-Ârifîn eş-Şeyh Mahmûd Sami Ramazanoğlu adlı kitap onun edeple dokuduğu hayâtından ibret levhaları takdim ediyor. İstikamet üzere bir hayat sürmenin yaşanmış örneğini veriyor.

Üstazım Süleyman Hilmi Tunahan (Kuddise Siruh) ve Allah Dostlarından Hatıralarım

Yılların geçmesi ve insanların ahiret alemine göçmesi sebebiyle, hayattaki insanlara ışık tutacak birçok değerli hatırat, vefat eden kimse ile birlikte, toprağa gömülmektedir.

Bu sebeple, kendilerini gördüğüm ve sohbetinde bulunduğum Allah dostlarının kısaca tarihçe-i hayatları ile yaşamakta olan insanlara ışık tutacak hatıralarını yazmayı faydalı bir hizmet olarak kabul etmekteyim.

Bu hatıratı yazmakla hayatta bulunanlara bir ışık tutabilmiş olursam kendimi bahtiyar sayarım.

– Mehmet Emre

Özgürlüğe Çağrı Şeyh Şamil

Şeyh Şamil, atının yönünü uçuruma çevirdi. Bir daha dereye baktı ve bütün gücüyle atının sırtına bir şaplak indirdi. At, ilk önce irkildi, ürkerek geri geri gitti. Sonra birden ayakları yerden kesildi ve korkunç bir feryad kopararak boşlukta kayboldu. Şeyh’ in az önce üzerinde durduğu küçük düzlük, bomboş duruyordu. Sanki az önce orada duran heybetli atlı, bir anlık hayaldi ve birden bire silinmişti ya da gök yarılmış, göğe yükselmişti.

Özgürlüğe Çağrı, Şeyh Şamil’in destansı mücadelesinden bir kesit sunuyor.

Zalimlerle mazlumların, izzet ve şeref sahibi Kafkasya Müslümanları ile alçaklıkta sınır tanımayan Rusların savaşını anlatıyor.

Bu romanı okurken günümüzü yeniden değerlendirme gereğini duyacaksınız.

Mevlana ve Mesnevi

Mevlana’nın Konya’daki hayatı, ailesi, dergahı ve eserlerine intikal eden fikirleri onu günümüze çok canlı bir şekilde taşımıştır. O, daha çok ilahi, aşk, sevgi, zarafet ve hoşgörüyü hatıra getiren ve İslam inancını gönüllere bu bakışla sunmayı hedef edinen bir anlayışın öncüsü olarak kabul görmüştür. Onun eserlerinde gerek bireyle ve gerekse toplumsal ilgili ruhsal ve sosyal sorunları aşmada günümüz insanına da yardımcı olabilecek çözüm örnekleri bulunmaktadır. Bu çalışmada bunun birkaç örneği bir arada sunulmaktadır. “Sevgiden tortulu sular durulur, berraklaşır, Sevgiyle ölü diriltilir, sevgiyle padişahlar köle yapılır.” (Mesnevi’den) “Dostuyla hoş geçinen dostsuz kalmaz, Müşteriyle iyi anlaşan iflas etmez. Ay geçeden ürkmediği için böyle parlak kaldı. Gül de dikenle uyuştuğu için bu kokuyu elde etti.” (Rubailerinden) “Öldüğümde beni hoşça anacaksın, Niçin ölü severiz de diriye düşmanız. Mademki ölümden sonra barış yapacaksın, Niçin ömür boyu senin üzüntünle sıkıntı içindeyiz. Şimdi öldüğümü kabul et, barış yap, anlaş. Çünkü biz barışta ölüler gibiyiz.” (Gazellerinden)

Aşık Günay Yıldız Hayatı, Sanatı, Şiirleri, Atışmaları, Hikayeleri

Aşıklar, yerli yabancı herkesin gıpta ettiği insanlardır. Her konuda bir anda şiir söyleyebilme, beste yapabilmek, ne söyleyeceğini bilmediğiniz birisinin verdiği ayakta, türde ve müzikte atışma yapmak kolay iş değildir.

Böyle bir işi yapabilir hale gelmek ise ha deyice olacak şey değildir.

Yani sadece istemekle bu iş olmaz.

Bir canlı türünün yetişmesi için her şeyden önce canlının yaşamasına uygun bir ortam gerektiği gibi, aşığın yetişmesi ve aşıklığın devamı için de önce uygun bir ortam gereklidir.

Uygun ortam içinde de birden bire aşık olunmaz.

Allah vergisi badeli aşık olsan biel bir ustanın yanında çalmasını öğrenmelisin, ustanın şiirlerini söylemelisin, ayak vermelisin, şiirler dizmelisin.

Aşıkları, şiirlerini, aşık havalarını öğrenmelisin.

Yıllarca ustanı ve ustaları dinlemeli, takip etmelisin.

En az üç – beş yıl devam eden bu eğitim sonunda bir gün kendini ustalar içinde bulursun

Mahatma Gandhi Otobiyografi

20. yüzyılda ortaya çıkmış en ilgi çekici şahsiyetlerden biri olan Gandhi, bir çok neslin gözünde “taçsız kral” veya “silahsız savaşçı” gibi kavramlarla anılırdı. Onunla ilgili pek çok yazı, kitap ve haber okuduk, ama farklı kimliği ve kişiliği üçüncü şahısların dili ve kalemiyle yeterince belirip aydınlanmadı.

Gandhi, Hindistan’ın bağımsızlığını savunan insanlar arasında bazı kavramları savunan yazılarıyla hepsinin önüne geçmiş ve bunları anlatabilmek için de kendi ülkesindeki bütün dinlerle etnik kültürlerden yararlanmıştır. Bu yüzden ülkesinin sembolü olmuştur.

Müslümanlarla Hindular arasındaki barışçı tavrına karşı olanların suikastına kadar hep Hindistan’ın birliğini savunan Gandhi’nin dünyasını kendi dilinden okumak, dünya çağında başarılı, iyi bir tecrübeyi öğretebilir.

“Hak’tan başka bir Tanrı’ya inanmam” diyen Gandhi, barışçı amaçları ve mücadeleci tavrıyla 21. yüzyılın insanlarına çok şey öğretecek bir şahsiyettir…

Toplumbilim Sayı: 20 Ahmet Hamdi Tanpınar Özel Sayısı

İçindekiler

  • Ali Akay / Tanpınar‘da İçerisi ve Dışarısı
  • Seval Şahin / Giriş
  • M. Orhan Okay / Şiirler, Romanlar ve Akademik Yorgunluklar Arasında On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi
  • Doğan Hızlan / Sönmüş Kibritin İzinde
  • Sarah Moment Atiş / Çağdaş Türk Hikâyesinde Semantik Yapı – Ahmet Hamdi Tanpınar‘ın Abdullah Efendi‘nin Rüyaları ve Diğer Hikâyelerinin Tahlili
  • Abdullah Uçman / Sahnenin İçindekiler ve Dışındakiler
  • Sema Uğurcan / Zihniyetlerin Yansıma Alanı Olarak Tanpınar‘ın Romanları
  • Emel Kefeli / Tanpınar‘ın Hayal Dünyasında Yaşadığı Coğrafya‘nın İzleri
  • M. Fatih Andı / Ahmet Hamdi Tanpınar‘da Geleneksel Türk Süsleme Sanatlarından Birisi Olarak Hat Sanatı
  • Baki Asiltürk / Parçalılıktan Bütünselliğe Bir İdealar Tablosu: “Her Şey Yerli Yerinde”
  • Mehmet Samsakçı / Ahmet Hamdi Tanpınar‘da Ses
  • Rıfat Günday / Proust ve Tanpınar‘dan Zaman Algısı
  • Emre Ayvaz / Sonradan Gelenin Tanıklığı
  • Zekeriya Başkal / Ahmet Hamdi Tanpınar‘ın Yahya Kemal Monografisi Üzerine
  • Mehmet Aydın / Tanpınar‘da Eski ve Yeni Üstüne
  • Tamer Kütükçü / Tanpınar‘ın Bir Hikâyesinde “Mekân”ın ve “Mekânsal Unsurların” Kültürel Dolayımı
  • Turgay Anar / “Dünyevî Zevkler Bahçesinde İki Usta: Tanpınar ve Bosch
  • Seval Şahin / Bir Oyun Kurumu: Saatleri Ayarlama Enstitüsü
  • Leylâ Alptekin / Aynadaki Kim? Medeniyet Buhranının İki Çehreli Çocukları
  • Turgay Anar / Tanpınar‘ın Süreli Yayınlarda Kalmış Çevirileri
  • Turgay Anar, İlyas Dirin, Şaban Özdemir, Tahsin Yıldırım / Ahmet Hamdi Tanpınar‘in Bilinmeyen Yazıları
  • Abdullah Uçman – Handan İnci / Ahmet Hamdi Tanpınar Bibliyografyası