Morte(e)

“İsimsiz Savaş” başlamıştı ve amaç, insanların yok olmasıydı. Bu savaşı başlatan Koloni, yıkıcı düşmanları olan insanlara karşı, onları sonsuza kadar yeryüzünden silecek bir orduyu binlerce yıldır hazırlıyordu. Koloni’nin her şeyi gören gözünün altındaki bu ütopyada; insanların zorbalığına, kötüye kullanımına ve batıl inançlarına yer olmayacaktı. Koloni’nin planının son adımı; yüzey hayvanlarını zeki, iki ayak üzerinde yürüyebilen hale getirerek efendilerini yok etmekti.

Eskiden bir ev kedisi olan Mort(e) ise en zor görevleri almasıyla ve insanların korkunç biyolojik silahı olan EMSAH’a karşı savaşmasıyla ünlenmiş bir kahramandır. Ama onun bu vurdumduymaz tavırlarının sebebi, dönüşümden önceki dostu olan köpek Sheba’yı bulmaktır. Geriye kalan insanlardan, Sheba’nın canlı olduğuna dair bir mesaj aldığında bu yolculuk onu Koloni’nin kalbine götürecektir. Burada Emsah’ın gerçek kaynağını ortaya çıkaracak ve bu planın işleyişiyle oynayacaktır.

Orwell’in Hayvan Çiftliği kitabına zekice göndermeler yapan Repino, post apokaliptik bir mizansene konuşan hayvanları yerleştirmiş. Bunun üzerine geleneksel “Güç yozlaştırır!” temasını yerleştirerek, bu ütopyanın yıkımını getirmiş. Böylece empatik bir melankoli ortaya çıkmış. Mort(e)’nin hayal kırıklığı oluşmuş ve hayvanlar intihar etmeye başlamış… Bu hırslı çıkış romanı, beklenmedik bir derinliğe sahip, garip bir erdem hikâyesine dönüşüyor.

– Publishers Weekly

Hadi, W. Bruce Cameron’un saçma ve hüzünlü eseri A dog’s Purpose’u alıp, onu vahşi ve korkutucu bir post apokaliptik bir mizansende yapılan ve bütün dünyadaki canlıları etkileyecek bir savaşa çevirelim ve üzerine Matrix’i gölgede bırakacak bir kehanet ekleyelim. Eğer bu biraz fazlaysa Hayvan Çiftliği’nin Orson Scott Card tarafından bir daha yazıldığını düşünün. Elinize, zekice yazılmış eğlenceli bir çıkış romanı kalır. Bu harika bir bilim kurgu eseri! Bu kitap, evcil hayvan sahiplerine bir daha evcil hayvanlarıyla uğraştıklarında, bu türler arası savaşı hatırlatacak bir kitap.

– Kirkus

Bu enteresan çıkış romanı, bir evcil hayvanın bakış açısından başlıyor. Bu, George Orwel’in Hayvan Çiftliği romanını post apokaliptik bir mizansene yerleştiriyor. Ana hikâyenin içine komünizm yerine, öngörüyü yerleştiriyor. Bu eser, bireyin toplumdaki konumunu sorgulamasını sağlıyor. Şiddetle tavsiye edilir.

– Library Journal

Bu kitap, kesinlikle inanılmaz ve daha önce okuduğum herhangi bir bilim kurgu eserine benzemiyor. Mahşer günü, hiç bu kadar eğlenceli gelmemişti. Repino sizi hikâyesinde gezdirirken ve size Mort(e)’nin tanışacağı çeşitli yaratıkları tanıtırken, siz de parçalanmış bir dünyanın görüntülerini görüyorsunuz. Hikâye o kadar ilgi çekici ve kalp kırıcı ki hala benim onu düşünmeme neden oluyor ve ben onu okuyalı uzun zaman oldu.

– BookRiot.com

Mort(e), okuyucuyu vahşi bir apokaliptik dünyaya yolluyor. Burada karıncalar, hayvanlara bir virüs bulaştırmışlardır. Bu virüs, onların vahşileşmelerine ve insansı bir zekâya kavuşmalarına neden oluyordur. Mort(e)’nin tek amacı; kendisine karşılıksız sevgi sunmuş olan komşunun köpeği Sheba’yı bulmaktır. Onu bulmak için çıktığı yolculuk, saf mantık ile mistisizm arasında bir savaştır. Aynı zamanda bu hikâye, çok duygusal bir hikâyedir.

– The Washington Post.

Bir ahlak hikayesinin dokunaklı görüntüsü, bu çıkış romanında karşımıza çıkarak, bizi dünyanın diğer yaratıklarına gösterdiğimiz davranışlarımızdan dolayı tekrar düşünmye zorluyor.

– Time Out New York

Mort(e); karmaşık, çekici ve zaman zaman kanlı olan sürükleyici bir çıkış romanı…

– The Boston Globe.

Bu kitap için; alegorik yumağın üzerine takılmış, bir itici motor benzetmesinin vereceği hissi kullanabilirim. Çılgınca mı? Kesinlikle! Sayfalarını su gibi okuyacak mısınız? Bunun için iddiaya girebilirsiniz. Robert Repino’nun Morte’si, kesinlikle bulaşıcı bir hikaye…

Epik bir bilim kurgu macera romanı olan Mort(e), kitabı bitirdikten sonra bile sizin yanınızda kalacaktır.

Bilim kurgunun en iyilerinden! Repino bize özgür, hayal gücü yüksek ve orijinal bir macera sunuyor. Bunu sizi zorlamadan yapıyor. Bizim savaş ve düşünce yüzünden bölünmüş toplumumuzu mizansen olarak alıyor.

– LitReactor.com

Bu roman her anlamda, çılgınca ama çılgınlığına çok iyi adapte olmuş durumda… Repino çılgınca olan kararlılığıyla, Mort(e)’yi bir savaş hikâyesinden bir dedektiflik hikâyesine çeviriyor.

– Slate.com

Eğer Robert Repino’nun çıkış romanı Mort(e)’nin bir filmi çekilseydi bu, çok büyük bir özel efekt fırtınası olurdu. Repino’nun duyularımıza sadece kelimelerle saldırma ve yönlendirme yetenekleri, derin bir şekilde detaylandırılmış mahşer hikâyesini harika yapan ana sebeptir. George Orwel’in efsanevi Hayvan Çiftliği’ni düşünün ve ona steroid hapları verin. Mort(e)’nin gelecekle ilgili son hikâyelere benzemediği konusunda emin olabilirsiniz. Bu eser, sadece aksiyon ve şaşkınlığı arttırmıyor, bir de üzerine bizi bir kenara çekip, hayat ve ölüm üzerine olan inançlarımızı sorguluyor. Bunu kaçırmak istemeyeceksiniz.

– Bookreporter.com

Büyük derinlikler ve keşifler barındıran ilk roman…

– Las Vegas Weekly.

Geogre Orwell’in Hayvan Çiftliği’nden beri, bu kadar kışkırtıcı bir kitap okumamıştım. Bu hikâye, birçok açıdan derinlik barındırıyor. Psikolojik, felsefi ve dini olarak etkileyici ki aynı zamanda, havyaların en çok nefret ettikleri şey olan insanlara dönüşmelerini anlatıyor. Bu, çok iyi bir şekilde yazılmış, heyecanlı bir hikâyedir ve bilim kurgu okuyucularının bayılacağı bir eserdir. George Orwell, Richard Adams ve Vishnu Sarma’nın Panchatantra eserine hayran olan insanlar için idealdir.

– The Thugbrarian Review Blog

Tatmin edici bir sonu var ve bunun filmini görmek, şaşırtıcı olmaz. Eğer farklı bir şeyler istiyorsanız Mort(e) sizi mutlu edecektir.

– Geekdad.com

Repino, bizim çevremizde olan yaratıkların kafalarında dolanabilen bir yazar… Sonra da bize dünyayı gerçekten hiç hayal etmediğimiz bir şekilde gösteriyor. Bu çılgınca, Ama zekice, eğlenceli ve kesinlikle çok zevkli çılgınlık…

– Guys Lit Wire Blog.

Bu, zekice tasarlanmış heyecanlı romanda; karıncalar dünyayı ele geçiriyor ve ev hayvanları, efendilerini deviriyor… Distopyen mizansende savaş veren birkaç insanı ortaya çıkaran Mort(e), geçmişindeki evcil hayatını ve dostu olan köpek Sheba’yı unutamaz. Espirilerle dolu olan bu kitap, macera düşünceleri ile kışkırtıcı bir niteliğe sahip.

– Mariga Temple-West, Big Blue Marble Bookstore, Philedelphia, PA

Vatra: Zamanın Kaldırma Kuvveti

Aşka gelip tüm varlığını bırakarak sevdiği kadının peşi sıra Vatra’ya yerleşen bir adamın terkedilişi ile başlar bu kitap. Sonra şüpheli bir yangınla devam eder. Yangın zamanın kaldırma kuvvetinin ilk habercisidir aslında. İçi acı ve vicdan azabı dolu bu adam, yangından kaçarken, Davud Gerçek’e tutunur ya da tutulur. Esas hikâye o anda başlar. Hayal ve gerçeğin birbirine girdiği bir hayatın içinde bulur kendini. Artık hiçbir şeyden emin olamaz: Sevdiği kadın kendini gerçekten terk etmiş midir? Onunla gerçekten evlenmiş midir? Zamanla, yüzlerce yıllık bir örgütün kumpasının içinde olduğunu fark eder. Çocukluğu bile çalınmıştır kendisinden. Babası, sevdiği kadın, herkes ama herkes onu kandırmıştır. Ne için? Zamanın kaldırma kuvvetini hayata geçirmesi için. Aşk ve zaman üzerine kurgulanmış tarihten beslenen yerli bir bilimkurgu.

Sürü

Her şey Peru sahilinde bir balıkçının kaybolmasıyla başlar. Ardından Norveçli petrol arama şirketlerinden uzmanlar, deniz tabanının daha önce görülmemiş bir solucan türüyle kaplandığını keşfederler. Bu sırada Britanya Kolumbiyası sahili boyunca balinaların saldırganlaşmaya başladığı yönünde haberler gelir. Birbiriyle bağlantısız gibi görünen bu olaylar silsilesi tesadüf olmak için fazla sıradışı olunca çeşitli çevrelerden bilim insanları bu işin peşine düşer. Ancak bilinenler, buzdağının yalnızca görünen kısmını oluştururken, gezegen büyük bir kaosun eşiğine sürüklenmektedir.

“Sürü’yü okurken dünya yıkılsa fark etmeyeceksiniz.”

– Die Welt

“Satış rekorları kıran bir kitap… Tatil güneşi ne kadar sıcak olursa olsun tüyleriniz ürperecek. Tadını çıkarın.”

– Evening Standard

“Bu nefes kesici romanı okuduktan sonra denizlere çok farklı bir gözle bakacaksınız.”

– Focus

“Nefes almak için yüzeye çıkacağınızdan kuşkuluyum.”

– Contra Costa Times

“Hızlı akan temposu, ilginç ve gerçekçi karakterleriyle insanı içine çeken bir roman. Büyüleyici. Bu kitabı okurken kendimi kaptırdım, sonuna kadar da diken üstündeydim.”

– Peter Constantine

“Frank Schatzing’in romanını okuyanlar toprağın her bir santimetrekaresini öpmek isteyecek ve su gördüğü yerde kaçacaktır.”

– Die Zeit

“Sürü’yle birlikte Frank Schätzing Alman kurgusunu uluslararası bir seviyeye taşıyor.”

– Süddeutsche Zeitung

“İnanılmayacak kadar güzel bir kitap. Denizlerin biyolojik çeşitliliğiyle ilgili Jaws’tan beri gördüğüm en sürükleyici gerilim. İlginç biyologlar, seksi insanlar, içlerinde saf kötülük barındıranlar ve genler üzerinde oynayan ama yanlış anlaşılan bilim insanları… hepsine bayıldım.”

– Dr. James Mallet, Biyolojik Çeşitlilik Profesörü

“Heyecan dolu bir ekolojik gerilim.”

– Financial Times

“Schatzing, kendi geniş hayal gücüne dayanan bir hikâye anlatıyor olabilir ama yazarken destek aldığı araştırmasının temelleri kesin gerçeklerde yatıyor. Büyüleyici.”

– Herald Sun, Avustralya

 

 

Dune

“Yüzüklerin Efendisi dışında bu kitapla kıyaslanacak başka bir kitap yok.”

– Arthur C. Clarke

“Güçlü, inandırıcı ve usta işi.”

– Robert A. Heinlein

“Modern bilimkurgunun mihenk taşlarından biri.”

– Chicago Tribune

En İyi Roman kategorisinde Hugo Ödülü

En İyi Roman kategorisinde Nebula Ödülü

Okurlar tarafından 20. yüzyılın en iyi bilimkurgu yapıtı seçilen Dune serisi, yepyeni kapakları ve gözden geçirilmiş çevirileriyle 50. yılında İthaki’de.

Modern edebiyatın en epik mesih anlatılarından biri sayılan Dune, genç Paul Atreides’in hikâyesini anlatır. Atreides’in ailesi, evrendeki en önemli ve en değerli madde olan melanj ‘baharatının’ tek kaynağı olarak bilinen Arrakis gezegeninin kontrolünü kabul etmiştir. İmpatorluğun güçleri Arrakis’in kontrolü için birbirlerinin boğazına sarılırken, politika, din, ekoloji, teknoloji ve insani duyguların çok katmanlı, karmaşık etkileşiminden benzersiz bir hikaye doğacaktır.

Frank Herbert’ın yarattığı evren, yıllar boyunca milyonlarca okurun zihninde gerçekliğini kabul ettirdi ve bugün de ayakta.

İyi bir bilimkurgu ve iyi bir edebiyat yapıtı okumak isteyen herkesin yolu Dune serisinde birleşiyor… İthaki’nin yepyeni “Bilimkurgu Klasikleri” dizisi Dune efsanesiyle başlıyor…

Doctor Who : Siluet

“Vastra, Strax ve Jenny mi? Ah hayır, onları rahatsız etmemize gerek yok. Güven bana.”

12. Doktor’u Viktorya dönemi Londra’sında Paternoster Çetesi’yle buluşturan yepyeni ve esrarengiz Doctor Who macerası “Siluet” Türkçede!

Marlowe Hapworth kilitli çalışma odasında ölü bulunur. Kimliği belirlenemeyen bir saldırgan tarafından öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Bu tam da Meşhur Dedektif Madam Vastra’ya göre bir iştir.

Eldivensiz boks yapan Rick Bellamy’nin hayatı, cenazeci kılıklı biri tarafından elinden alınır. Bu olay Sontaran Strax’ı öfkelendirir.

Gariplikler Karnavalı: Acayip ve büyüleyici gösteriler ve akrobatlarla dolu bir eğlence. Burası Jenny Flint’in sorularına cevap aradığı yerdir.

Bütün bunların birbiriyle bağlantısı nedir? Peki zengin fabrikatör Orestes Milton’ın bu olaylarla ilgisi ne? Doktor ve Clara hakikatin peşine düşmek için diğerlerine katılırken, kendilerini hiçbir şeyin ve hiç kimsenin göründüğü gibi olmadığı bir dünyanın ortasında bulurlar. Gelmiş geçmiş en tehlikeli silah Londra’nın üstüne salınmadan gerçeği ortaya çıkarmayı başarabilecekler mi?

Steelheart 2 : Firefight

Yeni neslin en büyük fantastik yazarı olarak kabul edilen Brandon Sanderson anti-kahramanların destanını yazmaya devam ediyor. Asilerin bir Yüksek Epik öldürmesi imkansız derlerdi; ta ki David yenilmez, ölümsz ele geçirilemez Steelheart’ın sonunu getirene dek…

Bu inanılmaz gelişmenin ardından David’in kafasında yeni sorular belirdi. Hem de büyük sorular…  Ama yanıtları Newcago’da kimsede bulamıyordu.

Manhattan’daki Yeni Babil ona bazı yanıtlar sunabilecek gibiydi. Yüksek Epik Regalia tarafından yönetilen Yeni Babil, onu yanıtları bulmaya yöneltti. Bir Yüksek Epik’in hüküm sürdüğü başka bir şehre girmek kumar olsa da David bu riski almaya hazırdı.

Çünkü Sttelheart’ı öldürmek, David’in kalbinde bir boşluk oluşturmuştu. Bir zamanlar.

Ölümcül Yumurtalar

1917 Rus Devrimi’ni izleyen çalkantılı yıllar yeni bir Sovyet gerçekliğini ortaya koyarken, dâhi zooloji profesörü Persikov da canlı organizmaların üreme hızlarını artıran ve onları devleştiren yeni bir “kızıl” ışın keşfeder. O sıralarda Sovyet cumhuriyetlerindeki bütün tavukları kırıp geçiren bir salgın patlak verince, Persikov’un henüz test edilmemiş buluşu bu soruna bir çare olarak görülür… Zira bilimde ilerleme ve bu sayede düşmanlarla rakipleri geride bırakma, Stalin döneminin yol gösterici ilkesidir… Stalin’in iktidara geldiği 1924 yılında yazılmasına karşın 1928’de geçen bu bilimkurgu, iktidarın ve bilginin kötüye kullanılmasının sonuçlarına işaret eden parlak bir sistem eleştirisidir.

Orta Krallık

Her şey nerede başlamıştı acaba? Tüm dünyayı Kıyamet’ine taşıyan o yolun ilk adımı, nerede atılmıştı? Belki de tümü 2043 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin 60. Başkanı James B. Griffin’in yenilenen Chicago Comiskey Park Stadı’nda, sıradan bir beyzbol maçı izlerken suikasta uğradığı o kaçınılmaz haziran günü başladı, hem de bütün dünyanın gözleri önünde.

Amerika’nın altmış dokuz eyaletinin domino taşları gibi birbiri ardına devrilmelerini müttefik Batı ekonomilerinin kâğıt kuleler gibi çökmeleri izledi ve on yıllık tam bir kargaşa hüküm sürmeye başladı. “Pasifik Yüzyılı” olarak başlayan asır bir anda “Kanlı Yüzyıl” halini alırken tek bir yerde düzen ve denge vardı, karışıklık Çin sınırları içine girememişti… Tsao Ch’un, karaların arasında hapis gibi görünen Sichuan eyaletinden bir güneş gibi doğdu, O bir Han’dı.

Yeni Dünya Kuruldu

“Kesinlikle sıra dışı… Bilimkurgu İngiliz Proust’un ellerinde” Brian Aldiss

“Muhteşem… İyi kurgulanmış bir evren, iyi işlenmiş karakterler ve bir an olsun dinmeyen bir aksiyon; Orwell’ın 1984’ünün ayrıntılarla süslenmiş müthiş bir kanaviçesi”

– Toronto Globe and Mail

Arzın Merkezine Seyahat

Çekingen genç Axel, jeolog ve mineralog amcası Profesör Lidenbrock ve Axel’in aşık olduğu güzel Graüben’in yaşadığı eski Hamburg mahallesindeki küçük evdeki düzen aniden altüst olur.

Çünkü Profesör Lidenbrock eski bir elyazmasında bir kriptogram bulmuştur. 16. yüzyılın ünlü İzlandalı bilginlerinden Arne Saknussemm bu belgede sönmüş bir yanardağ olan Sneffels’in kraterinin bacasından girerek arzın merkezine kadar gittiğini açıklamaktadır!

Yerinde duramayan Profesör Lidenbrock, Axel’i yanına alarak hemen İzlanda’ya gider. Burada profesörün tam tersine soğukkanlılığını asla yitirmeyen Hans onlara rehberlik eder. Hep birlikte yanardağın gizemli derinliklerine inerler…

Arzın Merkezine Seyahat, Jules Verne’in 1864’te kaleme aldığı bir bilimkurgu romanıdır. Karakterlerin başlarına gelen olağanüstü maceraları tasvir ederken Verne belki de yeteneğinin doruk noktasına ulaşmıştır.

Doctor Who Trenzalore Öyküleri

“yüzyıllardır Buradayım, Bir An Olsun Rahat Vermediler…”

Öngörüldüğü üzere, evrenin orduları Trenzalore kapılarına dayanmıştı. Gezegenin yerle bir olmasının önünde tek bir engel vardı: Doktor. Bu pejmürde adam, dokuz yüz yıl boyunca gezegeni ve üzerindeki Noel adlı ufak kasabayı kötü niyetli güçlere karşı korumuştu.

O korkunç yıllarda yaşanan olayların bir kısmı kayıtlara geçti. Ancak diğer pek çok hikâye gizemini korumayı başardı. Ta ki bugüne dek…

Bu kitapta anlatılanlar, yüzyıllar boyunca Noel’in ve sakinlerinin yüzleştiği tehlikeleri savuşturan Doktor’un öykülerinden sadece birkaçı. Bu öyküler, günün sonunda dizleri titreyen canavarların ve her şeye rağmen onlara karşı duran bir adamın son anına kadar nasıl direndiğinin şimdilik elimizdeki tek kanıtı.

Astera Kaşifleri – İçdünya Destanı 1

Dev uzay gemisi Einstein’ın ekibi, uzayda boş olması gereken bir noktadan karmaşık bir sinyal aldıklarında büyük bir ikilime düşer: Gezegenlerinin ekonomisi için büyük önem taşıyan uzay geçidi kurma görevine devam etmek ya da ileride yargılanma pahasına, görevi iptal edip sinyal kaynağını incelemek. Sonunda sinyal kaynağını incelemeye karar veren ekip, zeki bir yaşam türünün biçimlendirdiği ilginç bir asteroidle karşılaşır.

Güçlü silahlarına, zeki saldırı robotlarına ve hızlı iyonsikletlerine çok güvenmektedirler. Ama karşılarında zaman zaman fizik kurallarının bile hiçe sayıldığı Astera bulunmaktadır. Astera’nın binlerce kilometrelik tünellerinde zorlu bir yolculuğa çıkarlar. Onları saldırgan robotlar, garip yapılar, düşmanca davranan zeki canlılar ve dahice çözümler bulmaları gereken birçok sorun beklemektedir. Ekibin çılgın güzeli Şanel ile dışlanmış üyesi Bark arasındaki aşk bir de Astera sınavından geçecektir. Geri dönebilmek için ileri gitmek zorunda oldukları, çoğu zaman gördüklerine anlam vermekte zorlandıkları bu yolculuk Astera’nın içdünya keşfinin başlangıcı olacaktır.

Mass Effect – İntikam

Drew Karpyshyn; Ödüllü bilgisayar oyunu Mass Effect’in başyazarı ve New York Times’ın çok satanlar listelerinin gediklisi.

İnsanlık yıldızlara ulaştı ve uzaylıların oluşturduğu geniş galaktik topluluk içerisindeki yerini çoktan aldı. Ancak keşfedilen uzayın sınırının ötesinde, galaksinin organik ırkları kendi karanlık emelleri için “harmanlamak” üzere pusuda bekleyen, akıllı yıldız gemilerinden oluşan bir ırk var: Reaperlar

Gizli operasyonlar yürüten ve insan yanlısı bir örgüt olan Cerberus’un lideri Asılsız Adam, insanlığın kurtuluşu sağlamak için düşmanın güçlü ve zayıf noktalarını öğrenmek üzere, bedenine Reaper teknolojisi yerleştiren birini incelemeyi planlar. Oldukça tehlikeli ve korkunç deneyleri için uygun adayı da bulmuştur: Yükseliş Projesi’nin direktörü Kahlee Sanders’ın yardımıyla kızını örgütün elinden kurtaran eski Carberus ajanı Paul Grayson.

Grayson’ın ortadan kaybolduğunu öğrenince, güvenebileceği tek kişiden yardım ister Kahlee: İttifak savaş kahramanı Albay David Anderson. Birlikte, Grayson’ın esir tutulduğu gizli Cerberus tesisini bulmak için yola çıkarlar. Ne var ki Grayson’ın peşinde başkaları da vardır ve zaman da hızlı tükenmektedir.

Kr1pt0

Gözleri bir anda açılmıştı. Kalkıp kalkmama konusunda kısa bir tereddüt yaşadı. Hareketlerinin bir robottan farksız olduğunu hissetmişti uyanır uyanmaz. Yattığı yerde bir an durup, düşündü. Kimdi o? Kim olduğunu bilmiyordu. Yavaşça doğruldu ve yüzünü hatırlayamadığını fark etti. Hareketlenmişti. Çevresini gözleriyle taradı. Darca bir odaydı, ayna aradı gözleri. Basitçe bir lavabo ve önünde sırrı paramparça olmuş eski bir ayna gördü.

Solgun aynada gördüğü yüzünün, etkileyici bir yanı olduğunu düşündü. Pürüzsüz bir teni vardı. Sakalı yoktu. Ama traş olduğunu hatırlamıyordu. “Lanet olsun,” dedi kim olduğunu hatırlamıyordu, sakal kimin umurundaydı? Kazınmış saçlarının sayesinde pürüzsüz olan kafasında elini gezdirdi.

Oda çok sade döşenmişti. Tozla kaplanmış cama giderek dışarıya baktı. Eski bir binada olduğunu hissediyordu, sokak boştu. Karşıdaki binanın camları da kirden görünmüyordu. Sokak çok uzun değildi. Pencerenin izin verdiği kadarıyla sokağın bitimindeki binaya eğilerek baktı. Camın açılmayacağını düşünüyordu. Açmaya çalışanın elinde kalacakmış gibi duran bir görüntüsü vardı. Karşı binanın saçaklarına tünemiş birkaç güvercin gördü.

Geçmiş Günlerimiz

Zor bela gözlerimi açtığımda silahı aldığını görüyorum. Bana doğrultmuş; göğsü körük gibi inip kalkıyor. “Vurbeni,”diyorum. “Ben tekrar geri gelirim.” Gözleri kocaman. “Bunu asla yapamam. Amacım seni vurmak değil.” Başımı eğiyorum, Marina’yı ve onu nasıl yüzüstü bıraktığımı düşünüyorum. İçimdeki mücadele gücü bedenimden sızıp gidiyor. Acaba Doktoronu eline geçirdi mi? “Bir gün öyle hissetmeyeceksin,” diyorum.

“Zaman yolculuğu doğru anlatılmış… Bu ilk kitabındaki çok güçlü duygusal ilişkiler ve sıkı kurgu, Terrill’i izlenmesi gereken bir yazar yapıyor.”

– Kirkus Review (starredreview)

5. Dalga 2. Kitap : Sonsuz Deniz

Önce onlara güvenilmeyeceğini kanıtladılar.

Sonra birbirimize güvenmememiz gerektiğini gösterdiler.

Şimdi kendimize bile güvenemeyeceğimizi öğretiyorlar.

“Nabız hızlandıran bir macera, şairane bir anlatım ve akıl almaz şaşırtmacalar…”

– The New York Times, Book Review

“Üçlemenin mükemmel başlangıcından sonra çok çarpıcı bir devam hikayesi.”

– USA Today

“5. Dalga’nın bu yürek burkan devam kitabında maceranın hızı ve şiddeti artıyor.”

– Publishers Weekly

“Hassas bünyelerin dayanamayacağı kadar nefes kesici bir hayatta kalma hikayesi… Yancey’nin üslubu yine kusursuz; her paragraf hayal gücü, fikir ve duyguyla yüklü.”

– Booklist

“Yancey’nin duygusal üslubu ve maceraseverleri tatmin eden sürükleyici öyküsü sayesinde okuyucular serinin bağımlısı olacak.”

– School Library Journal

Omartha

Yer altında ve gökyüzünde insanoğlunun hiç bilmediği hatta hayal bile edemediği yaşam boyutları vardı. Ve bu yaşamların birbirine karışmasına artık çok az kalmıştı. Bu iki uygarlığın savaşı asırlar da sürebilirdi. Bir gün, hatta bir anda da son bulabilirdi. Her iki tarafın isteği de aynıydı aslında: Sonsuzluk.

Burton ve Swinburne’ün Olağanüstü Maceraları 2 : Kurmalı Adam Ciltli

Mark Hodder’ın Philip K. Dick ödüllü ve şimdilik 5 ciltten oluşan inanılmaz Steam Punk serisi “Burton ve Swinburne’ün Olağanüstü Maceraları” yayımladığımız ilk cildi “Yaylı Bacak Jack” sonrasında daha da derinleşerek “Kurmalı Adam” ile devam ediyor. Eşsiz zaman atlamaları ve tarihin büyük şahsiyetlerinin katılımlarıyla fantastikten, polisiyeye, korkudan gerilime tarihin ve teknolojilerinin keskin bir zeka etrafında toplanıp eksik edilmeyen şiirsel bir dille derinleşen sonsuz Bilim Kurgu Dünyasının eşsiz yazını…

Mark Hodder gerçekten çok ileride!

Paralel Evrenlere Somut ve Soyut Yaklaşım

Şu an sahip olduğumuz bilgiler doğrultusunda “Büyük Patlama”nın referans alınması ile içinde yaşadığımız evrenin oluşumu dahilinde ışığın hızı ve evrenimiz içinde aldığı yol dikkate alınarak en az kaç tane paralel evren olduğu hesaplanabilir. Ancak en fazla kaç tane olduğu ise şu an sahip olduğumuz (evrenimizin boyutları) bilgiler doğrultusunda olası değildir. Bununla beraber şöyle bir yaklaşımda bulunulabilinir.

Evrenimizin birbirlerine en uzak iki noktası arasındaki mesafede, ışığın burada bir noktadan diğer noktaya gitmesi için (bir ışık taneciği) en küçük mesafe birimi dikkate alındığında ya da bu mesafenin ışık taneciğinin çapına bölünmesi ile en az kaç tane paralel evren olduğu hesaplanabilir. Her bir ışık taneciği bir paralel evrene karşılık gelir (Büyük Patlama). Bu paralel evren de şu anda içinde bulunduğumuz evren gibi düşünülürse teorik bazda sonsuza uzanan bir yapıda (sayı bakımından) evrenler olduğu tahmin edilebilir.

Ayrıca evrenimizin gittikçe büyümesi de dikkate alındığında en az kaç tane paralel evren olduğunu hesaplamamızda sınırlar dahilinden çıkıp, en fazla kaç tane olduğu yapısı ile aynı anlama gelecektir. Allah’ın yaratmış olduğu insan nesli devam ettikçe her şey sonsuza doğru uzasa bile, bu durum insanlar tarafından incelenip, yorumlanıp değerlendirilecektir.

İnsanlar

“Bu satırları okuyanlarınızın büyük çoğunluğunun insanların bir mitten ibaret olduğuna inandığını biliyorum, ama ben size onların gerçekten var olduklarını bildirmek üzere buradayım. Bilmeyenler için söyleyeyim, insan dediğimiz şey orta zekalı ve iki ayaklı bir yaşam formu; evrenin çok ıssız bir köşesinde yer alan küçük ve sulu bir gezegende, büyük ölçüde yanılsamalarla dolu bir varoluş sürdürüyor.”

Profesör Andrew Martin dünyanın en büyük matematik bilmecesini çözdükten sonra ortadan kaybolur. Bir otobanın kenarında çıplak hâlde yeniden ortaya çıktığındaysa kendisi gibi değildir artık. Sanki yabancı bir türün arasında kaybolmuştur ve gezegendeki herkesten nefret etmektedir. İnsanların görünüşleri, yiyecekleri, öldürme ve savaş eğilimleri midesini bulandırmakta, sevgi ve aile kavramları kafasını karıştırmaktadır. Peki, insan türü hakkındaki düşüncelerini ne değiştirecektir?

Matt Haig onca karmaşıklığına rağmen hayatın içindeki mutluluğa ve insan doğasına dair alışılmadık bir hikaye sunuyor. İnsanlar, neşeli ve etkileyici bir üslupla “bizi” anlatıyor bize.

“Kafa karıştırıcı, heyecanlı, alışılmadık… Matt Haig sözcükleri konserve açacağı gibi kullanıyor adeta. Ki biz de konserveyiz bu durumda.”

– Jeanette Winterson, Vişnenin Cinsiyeti’nin yazarı

Kızıl Yükseliş Ciltli

Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez.

Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum’un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars’ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır. Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden başka bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü’ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow’un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur… Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.

“Olağanüstü bir macera, nabzınızı hızlandıracak bir serüven… Pierce Brown’ın çarpıcı ilk romanı Açlık Oyunları, Sineklerin Tanrısı ve Ender’in Oyunu’nu anımsatıyor. Başınızı döndürmek için gereken her şeye sahip.”

– Entertainment Weekly

“Ender, Katniss ve şimdi de Darrow… Pierce Brown’ın imparatorlukları çökerten bu ilk kitabı, insanlığın yıldızlara yayılma hayalini yeniden canlandırıyor.”

– Scott Sigler

“Bir intikam, savaş ve güç mücadelesi…”

– Kirkus Reviews

“Klasik bilim kurgu hayranları ve yeni distopik destanların coşkulu takipçileri bu müthiş kitabı mutlaka okumalı.”

– Examiner.com

“Hırs dolu… Her yaştan Açlık Oyunları hayranı mutlaka okumalı.”

– Booklist

“Okuyucuyu ele geçirecek ve daha fazlasını istetecek.”

– Library Journal

“Pierce Brown, okurlarının zihninde yer edecek müthiş ve güçlü bir eser yaratmış.”

– The Huffington Post

“Heyecan ve hareket dolu, sinemaya aktarılmaya hazır bir hikaye.”

– Publishers Weekly

Kızıl Yükseliş

Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez.

Gelecekte, renk kodlarına göre sınıflara ayrılmış Toplum’un en alt sınıfını Kızıllar oluşturmaktadır. Diğer bütün Kızıllar gibi Darrow da, Mars’ı yeni nesiller için yaşanılır bir gezegen haline getirdikleri inancıyla günlerini madenlerde çalışarak geçirmektedir. Üstelik bunu severek ve isteyerek yapmakta, kanı ve teriyle çocuklarına daha iyi bir dünya bırakacağına inanmaktadır. Ancak Kızıllar kandırılmıştır. Darrow, halkının yozlaşmış yönetici sınıfın kölesinden başka bir şey olmadığını keşfettiğinde adalet özlemi ve kaybettiği aşkının anısıyla hırslanır. İnsanlığın yeni nesil Altın hükümdarlarının güç için mücadele ettiği efsanevi Enstitü’ye sızmak için her şeyden vazgeçer. Hayatı ve medeniyetin geleceği pahasına en başarılı ve en vahşi Altınlarla rekabet etmek zorunda kalacak olan Darrow’un düşmanlarını yenmek için artık yapmayacağı şey yoktur… Bu, onlardan birine dönüşmek anlamına gelse bile.

“Olağanüstü bir macera, nabzınızı hızlandıracak bir serüven… Pierce Brown’ın çarpıcı ilk romanı Açlık Oyunları, Sineklerin Tanrısı ve Ender’in Oyunu’nu anımsatıyor. Başınızı döndürmek için gereken her şeye sahip.”

– Entertainment Weekly

“Ender, Katniss ve şimdi de Darrow… Pierce Brown’ın imparatorlukları çökerten bu ilk kitabı, insanlığın yıldızlara yayılma hayalini yeniden canlandırıyor.”

– Scott Sigler

“Bir intikam, savaş ve güç mücadelesi…”

– Kirkus Reviews

“Klasik bilim kurgu hayranları ve yeni distopik destanların coşkulu takipçileri bu müthiş kitabı mutlaka okumalı.”

– Examiner.com

“Hırs dolu… Her yaştan Açlık Oyunları hayranı mutlaka okumalı.”

– Booklist

“Okuyucuyu ele geçirecek ve daha fazlasını istetecek.”

– Library Journal

“Pierce Brown, okurlarının zihninde yer edecek müthiş ve güçlü bir eser yaratmış.”

– The Huffington Post

“Heyecan ve hareket dolu, sinemaya aktarılmaya hazır bir hikaye.”

– Publishers Weekly

Zaman Makinesi

Yalnızca sekiz devletin ve sekiz dilin kaldığı bir dünya…

İnsanların her söylediklerini ve yaptıklarını kaydeden bir zaman makinesi ve bu kayıtları yeri geldiğinde insanlara karşı kullanan bir sistem…

Paylaşımın, dostluğun  ve komşuluğun geçmişte kaldığı bir yaşam…

Ve bu sisteme kafa tutan bir avuç işsizle öğrencinin yeni bir dünya kurma mücadeleleri…

Zaman makinesi beyninizde yüzlerce soru işareti yaratacak ilginç bir kurgubilim romanı…

The 100 – 2. Kitap : 21. Gün

“Dünya’da yalnız olduklarını sanıyorlardı. Yanılmışlardı!”

Yüz grubunun Dünya’ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya’da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya’ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi…

Wells, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken Clarke diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, Bellamy ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan Glass ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır.

New York Times çoksatarı The 100 kitabının devamı olan 21. Gün’de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.

Düzülke

İngiliz dinadamı, eğitimci ve Shakespeare bilgini Edwin A. Abbott’un Düzülke’si 100 yıldan uzun bir süredir okurları etkilemeyi başarmış bir bilim ve matematik kurgusu, eğlenceli bir yergi. İki boyutlu Düzülke’de yaşayan bir Kare’nin günlük hayatı aracılığıyla iki boyutta yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğreniriz önce. Kadınları, erkekleri, sınıfları ve yöneticileri olan bir dünyadır burası. Sonra onunla birlikte çizgiülke, uzayülke ve noktaülkeyi keşfederiz. İki boyutlu bir dünya ve üç boyutlu dünyanın farklarını öğrenirken insan zihninin genel olarak daha büyük bir gerçekliği hayal edememesini öğreniriz aslında.

Düzülke bizi yalnızca matematiksel ve fiziksel sınırlamalara değil, toplumsal sınırlamalar da dahil olmak üzere genel olarak evrenimize koyduğumuz sınırlamalar sorununa yöneltir. 1884’te yayımlanmış ama dün yazılmış gibi okunan bir kitap olmasının sırrı, insanın düşünme alışkanlıklarına kök salmış algılamaları aşmasının zorluğunu vurgulamasıdır belki de.

“Düzülke yalnızca eğlenceli ve zekice bir geometri alıştırması olmayıp, Evrenimiz ve kendimiz hakkında derin düşüncelere dalmamıza yol açabilecek bir söylevdir.”

– Isaac Asimov

Nathan Never Dev Albüm 9 : Paralel Evrenler

Paralel Evrenler: 9.albüm, Yazar: Antonio Serra; Çizer:Gino Vercelli.

Nathan dostlarıyla yani Branko, May, Link ve Sigmund’la birlikte garip bir serüvene daha çıkmıştır. Kızının hayaletinin peşinde boyutlar arasında gezinecekleri imkansız bir serüven…

Bu Bir Oyun Değil

Bu Bir Oyun Değil

Sınırları Olmayan Bir Oyun Düşünün;
Park Yerinde Beklerken, Bilgisayarınızın Başında Otururken, Sokakta Yürürken
Her An Çağrılabilirsiniz ve Hazır Olsanız İyi Edersiniz.

Bu Bir Oyun Değil  ve Asla ikinci Bir Şansınız Olmayacak.

Dagmar oyun senaryoları yazan bir kadındır. Tatil için gittiği Endonezya’nın ekonomisi çöküp ordu yönetime el koyunca ülkede mahsur kalır. Milyoner patronunun tuttuğu paralı askerler bile ona yardımcı olamayınca Dagmar, internette oyun oynadığı arkadaşlarından yardım ister. Bu yardım çağrısının da bir oyun olduğunu düşünen oyuncular, ona yardım etmeye çalışır ama sonuçlar hiç kimsenin beklediği gibi olmayacaktır.

Dagmar ve oyuncuların oynadıkları oyunlar gittikçe tehlikeli ve ölümcül bir hal almaya başlar. Aksiyonun ve maceranın hiç hız kesmediği bu bilim kurguyu son sayfasına kadar elinizden bırakamayacaksınız.Bu bir oyun değil. Nefesinizi kesecek bir roman.

“Ürkütücü ve kehanet gibi bir roman.”

– SFX
 
“Eğlenceli bir hicvin, siber âlem bilgisinin, dâhice gözlemlerin, sosyal yorumların ve teknolojik bir maceranın birleşimi.”

– SciFiWire.com

Cam Şato – 2 : Karanlık Taç

Karşınızda Kralın Şampiyonu Celaena Sardothien.

Güzel Ölümcül Efsanevi

Celaena şeytanın buyruklarını yerine getiren zalim bir suikastçı mı?
Gerçek sevgiyi arayan tutkulu bir aşık mı?

Kralın bir numaralı suikastçısı olan Celaena, sarayın en korkulan kadını. Ne kadar kan dökerse o kadar özgür olabiliyor. Ama üstlendiği her ölüm, söylediği her yalan, sevdiklerini tehlikeye bir adım daha yaklaştırıyor.

Yüzbaşı Westfall ve Prens Dorian onu korumaya devam etseler de, Celaena korkunç bir gecede, büyük bir trajedi yaşayacak. Celaena ne için savaşacak:

Özgürlüğü mü, kalbi mi yoksa krallığının geleceği için mi?

Yazar Hakkında:

New York Times ve USA Today çoksatan yazarlarından Sarah J. Maas, ülkemizde uluslararası bir başarı yakalayan serisi Cam Şato ile tanındı.

Dex Kitap tarafından yayınlanan Cam Şato, Sarah J. Maas’ın yayınlanan ilk romanıdır.

Demir Druid Günlükleri : Hileci

Komedi, aksiyon ve mitolojinin heyecan verici bir karışımı. Atticus, şehir fantezisi türünde karşınıza çıkabilecek en sıra dışı kahramanlardan biri.”

– Fantasy BookCritic

Druid Atticus O’Sullivan, iki bin yıldan fazla hayatta kalabildiyse, bunu biraz da Kelt kurnazlığına borçlu. İntikam için gelen öfkeli İskandinav tanrılarını öldüğüne ve cesedinin Arizona Çölü’nde olduğuna inandırmasını da… Ama ona yardım eden hileci tanrıCoyote bu kez maharetini Atticus üzerinde gösteriyor ve Atticus kendini çölün ortasında kana susamış deri-değiştirenlerin arasında buluyor. Druid’imiz tam da bu belanın üstesinden geldiğini düşünürken, hiç beklemediği biri tarafından -bir kez daha- ihanete uğruyor. Bu badireyi de atlatırsa eğer, bir daha hiç kimse tarafından kandırılmamaya yeminli. Ama tabii sonsuz hayat bir yemin için fazla uzun.

“Komik, bıçak kadar keskin ve parlak bir seri.”

-Booklist

Kevin Hearne tam bir Arizonalı ve klimayı icat eden kişiye minnettar. Lisede İngilizce öğretmeni olarak çalışıyor. Sınav kâğıdı okumadığı ya da roman yazmadığı zamanlarda fesleğenleriyle ilgileniyor ve kızıyla doğa resimleri yapıyor. Yürümekten ve çizgi romanlardan hoşlanan Hearne, eşi ve kızıyla birlikte küçücük, sıcak bir evde yaşıyor.

Demir Druid Günlükleri : Hileci

Komedi, aksiyon ve mitolojinin heyecan verici bir karışımı. Atticus, şehir fantezisi türünde karşınıza çıkabilecek en sıra dışı kahramanlardan biri.”

– Fantasy BookCritic

Druid Atticus O’Sullivan, iki bin yıldan fazla hayatta kalabildiyse, bunu biraz da Kelt kurnazlığına borçlu. İntikam için gelen öfkeli İskandinav tanrılarını öldüğüne ve cesedinin Arizona Çölü’nde olduğuna inandırmasını da… Ama ona yardım eden hileci tanrıCoyote bu kez maharetini Atticus üzerinde gösteriyor ve Atticus kendini çölün ortasında kana susamış deri-değiştirenlerin arasında buluyor. Druid’imiz tam da bu belanın üstesinden geldiğini düşünürken, hiç beklemediği biri tarafından -bir kez daha- ihanete uğruyor. Bu badireyi de atlatırsa eğer, bir daha hiç kimse tarafından kandırılmamaya yeminli. Ama tabii sonsuz hayat bir yemin için fazla uzun.

“Komik, bıçak kadar keskin ve parlak bir seri.”

-Booklist

Kevin Hearne tam bir Arizonalı ve klimayı icat eden kişiye minnettar. Lisede İngilizce öğretmeni olarak çalışıyor. Sınav kâğıdı okumadığı ya da roman yazmadığı zamanlarda fesleğenleriyle ilgileniyor ve kızıyla doğa resimleri yapıyor. Yürümekten ve çizgi romanlardan hoşlanan Hearne, eşi ve kızıyla birlikte küçücük, sıcak bir evde yaşıyor.

Demir Druid Günlükleri : Tuzakçı

“Atticus, yirmi birinci yüzyılda hayatta kalabilecek zekâya sahip, güçlü ve çağdaş bir kahraman. Demir DruId Günlükleri ise enerjisi yüksek ve bilgilendirici bir fantastik macera…”

– Library Journal

Atticus O’Sullivan, on iki yıl süren gizli eğitiminden sonra niyahet yardımcısı Granuaile ile birlikte girişeceği, dünyadaki Druidler’in sayısını ikiye katlama görevi için hazır. Oysa tam da işe koyulacakken, Atticus’un öldüğünü düşünen tanrılar sağ olduğunu öğreniyor ve Atticus’u aslında hiç girmediği o mezara sokmaya karar veriyor.

Başka şansı kalmayan Atticus kaçmak zorunda. Elbette Granualie ve Oberon da onu yalnız bırakmayacak. İstikamet Olimpos Dağı. Kötü haber şu ki, Roma Tanrısı Bacchus intikamını almak için orada. Ancak öfkeli tanrının sırasını beklemesi gerekecek. Zira bir kara elf grubu, kadim bir vampir ve eski bir kötülük tanrısı da Atticus’un yolunu gözlüyor. Üstelik hepsinin yapılacaklar listesinin en başında aynı madde var: “Druid’i Öldür!”

“Süper! Elinizden bırakamayacaksınız. Bolca mizah ve kavga dövüş de cabası!”

– Publishers Weekly

Kevin Hearne tam bir Arizonalı ve klimayı icat eden kişiye minnettar. Lisede İngilizce öğretmeni olarak çalışıyor. Sınav kâğıdı okumadığı ya da roman yazmadığı zamanlarda fesleğenleriyle ilgileniyor ve kızıyla doğa resimleri yapıyor. Yürümekten ve çizgi romanlardan hoşlanan Hearne, eşi ve kızıyla birlikte küçücük, sıcak bir evde yaşıyor.

Mass Effect – Keşif

BioWare firmasının ödüllü bilgisayar oyununun nefes kesen başlangıç hikâyesi!

Drew Karpyshyn; Ödüllü bilgisayar oyunu Mass Effect’in başyazarı ve New York Times’ın çok satanlar listelerinin gediklisi.

Galaksinin bütün gelişmiş toplumları, elli bin yıl önce ortadan kaybolan kadim Prothean ırkının teknolojilerine bel bağlamış durumda. 2148 yılında Mars’ta bulunan Prothean teknolojileri sayesinde galaksiye yayılmaya başlayan insanoğlu ise galaktik topluluğun en yeni üyesi olarak kendine bir yer edinmeye çalışıyor.

İttifak savaş kahramanı David Anderson, uzayın kolonileştirilmiş bölgelerinin sınırında gizli bir askerî araştırma üssünden geriye kalanları incelemekle meşgul: Dört bir yanı cesetlerle dolu, üzerinden dumanlar yükselen bir harabe burası ve bir sürü de yanıtsız soru var. Acaba bu üsse kim saldırdı ve bunu neden yaptı? Arkadaşlarının acıklı bir kaderi paylaşıp hayata veda etmelerinden ancak saatler önce üsten beklenmedik bir şekilde ayrılan genç bilim insanı Kahlee Sanders nerede?

Tabii ki olanların baş şüphelisi Sanders ama onu bulmak, belki de Anderson’un başının daha fazla ağrımasına neden olacak. Zerre kadar güven duymadığı uzaylı bir ajanla birlikte çalışan ve peşindeki kiralık katilden kurtulmayı bir türlü beceremeyen Anderson, insan ayağının daha önce basmadığı gezegenlerde türlü engelleri aşmaya, meşum bir komployu ortaya çıkarmaya çalışıyor. Öğrendiklerini birilerine anlatabilecek kadar hayatta kalıp kalamayacağı ise tamamen farklı bir tartışma konusu.     

Sahibinin Sesi

Resmi bir rasathanenin kaydettiği ama devletin ancak bir dolandırıcı eliyle haberdar olduğu bir ‘’mektup’’ var. Sahibinin Sesi olarak adlandırılan devasa bir Proje ekibi bu mektubun şifresini çözmeye çabalıyor. Proje, Sahibinin Sesi olarak adlandırılmış ama slogan belirsiz: Hangi sahip dinlenecek, yıldızlardan gelen mi yoksa Washington’daki mi?

Marslı

Goodreads okurlarına göre 2014’Ün En İyi Bilim Kurgu Romanı!

Altı gün önce, Mark Watney Mars’a ayak basan ilk insanlardan biriydi. Şimdi ise, orada ölmesi neredeyse kesin.

“Çok uzun zamandan beri okuduğum en iyi kitap. Zeki, eğlenceli ve gerilim dolu. Marslı, bir romandan isteyebileceğiniz her şeye sahip.”

– Hugh Howey, Wool serisinin yazarı

“Sürükleyici… Defoe’nun Robinson Crusoe’su sanki daha zeki biri tarafından yazılmış gibi.”

– Larry Niven, Hugo, Nebula  ve Locus ödüllü Halka Dünya  romanının yazarı

“Bu kitap tam da benim gibi okuyucuların seveceği türden.”

– John Scalzi, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin Hugo ve  Locus ödüllü yazarı

“Andy Weir’in yazdığı Marslı şimdiye kadar okuduğum en iyi bilimsel bilimkurgu romanı. Bu romanı –başka bir kitap hakkında  hiç böyle bir şey söylemedim– edebi anlamda da elden bırakmak  mümkün değil.”

– Dan Simmons, Hugo ödüllü Hyperion serisinin yazarı

“Marslı aklımı başımdan aldı!”

– Ernest Cline, Başlat romanının yazarı

“Aksiyon ve uzay macerasının kusursuz bir karışımı.”

– Library Journal

Alfa Ajansı – 3

Dostumuz Nathan Never’ın yıllarını verdiği Alfa Ajansı’nda yaşanan çeşitlimaceralar üzerine kurulmuş serinin 3. sayısıyla ve inanılmaz bir serüvenledaha karşınızdayız.

Rea’nın konutası altındaki mutant teröristlerden oluşan bir grup çeşitli bilimselaboratuvarları soymakta ve son derece gizli bilgileri ele geçirmektedirler. Basitçe ticari sırların çalınması şeklinde görünen bu iş aslında çok derinlere inmektedir. Sonunda gerçekten çok önemli bir sırra ulaşırlar, ama soydukları şirket bilgiyi korumakta tahmin edilenden çok daha ısrarcı çıkacaktır. Böylece kanlı bir kedi fare oyunu başlar, olaya dahil edilen
Nathan ve arkadaşları sorunu barışçı yöntemlerle çözemeyeceklerinin farkına kısa sürede varacaklardı….

Y: Son Erkek 6 – Kız Kıza

2002 yılında, sebebi bilinmeyen bir salgın, her spermi, her fetüsü ve Y kromozomu taşıyan yetişkin her memeliyi yok eder –genç bir adam ve maymunu hariç.

Yorick Brown’ın, yani yeryüzündeki son erkeğin, evcil hayvanı Ampersand’ı da yanına alarak Kuzey Amerika’yı bir uçtan öbür uca geçmek üzere yola çıkmasının üzerinden neredeyse iki yıl geçti. Ve Yorick ile yol arkadaşları nihayet San Francisco’ya yani Dr. Mann’in çalışacağı labaratuvara ulaşırlar. Dr. Mann iki erkeğe bağışıklık kazandıran kaynağı izole etmeyi nihayet başarır. Fakat bu kaynak Ampersand’in bedeninin içindedir ve evcil maymun son olarak Japon bir paralı askerin kolları arasında görülmüştür. Yeni bir tehlikeli yolculuğa girişirler…

Keyifli okumalar…

Zamanla Randevu

Düşünün ki Boğaz Köprüsü’nden arabanızla geçerken, arka koltukta birinin oturduğunu fark ediyorsunuz.

“Sen de kimsin?” diye sorduğunuzda, Mimar Sinan olduğunu söylüyor.

Ne yaparsınız?

Zamanda yolculuk yapma fırsatını elde eden dört seyyah, kendilerini İstanbul’un fethinde bulurlar ve kuşatmanın günü gününe ilerleyişini Sultan Mehmet’in ağzından dinlerler. Fethin başarılı olmasını sağlayan ama bilinmeyen o kadar çok ayrıntı vardır ki, kahramanlarımız duyduklarına inanmakta zorlanırlar.

Mimar Sinan ile tanışma imkânı yakalayan seyyahlar, Süleymaniye, Selimiye ve Şehzadebaşı camilerinin sakladığı sırları, şifreleri ve kodları öğrenir; bu büyük mimarın kendisi hakkında da şimdiye kadar gün yüzüne çıkmamış, hiçbir kaynakta yer almayan bilgiler edinirler.

Bu kadarla da kalmaz, Mimar Sinan’ı günümüz İstanbul’una getirirler. Koca Sinan, ilk şaşkınlıktan sonra, “Şayet bu devirde yaşasaydım…” diye başlar ve neler yapacağını anlatır.

Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve Mimar Sinan hakkında birçok bilinmeyen sizleri bekliyor. Öğrenmeye hazır mısınız?