Aşk ve Matematik

Sanat dersi aldınız ve size bir çitin nasıl boyanacağını öğrettiler ama van Gogh ya da Picasso’nun resimlerini hiç göstermediler mi? Ne yazık ki matematik de işte böyle öğretiliyor ve bu yüzden de çoğumuz için boyanın kurumasını izlemenin entelektüel karşılığı haline geliyor.

Aşk ve Matematik’te, ünlü matematikçi Edward Frenkel, matematiğin daha önce hiç görmediğimiz, bir sanat eserinin güzelliği ve zarafetiyle dolu bir yönünü ortaya koyuyor. Frenkel, matematiğin evrenin akışına yön verdiğini, şekillerinin ve eğrilerinin arkasına saklandığını, küçük atomlardan en büyük yıldızlara kadar her şeyin dizginlerini elinde tuttuğunu yazıyor. Aşk ve Matematik, hayatımızı zenginleştirmek, dünyayı ve içindeki yerimizi daha iyi anlamak, matematiğin gizli sihirli evrenini keşfetmek için bir davet.

“Bir matematikçinin mücadelelerinin, sevinçlerinin ve tutkularının müthiş bir anlatımı…”

– Barry Mazur, Harvard Üniversitesi ve Imagining Numbers kitabının yazarı

“Modern matematiğin en heyecan verici fikirlerinden bazıları üzerine tutkuyla yazılmış bu akıcı kitabı güzelliğin meraklı aşıklarına şiddetle tavsiye ederim.”

– David Gross, Fizik dalında Nobel Ödülü sahibi

“Bu kitap, Edward Frenkel’in Sovyetler Birliği döneminde Moskova’ya yakın bir kasabada başlayan ve Harvard üzerinden California Üniversitesi’ne uzanan matematik-fizik serüveni. Hem hayatın içinden hem de akademik dünyadan geçen bir yol hikâyesi. Bu yolda kimlere rastlamıyoruz ki. Özellikle de matematiğin farklı konularını birleştiren Langlands Programı’nın kurucusu, benim de 1967-1968 yıllarında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde hocam olmuş, yaşayan en büyük matematikçilerden Robert Langlands. Hocamın kitabın Türkçe baskısı için Türkçe olarak yazdığı ve kitabın sonunda yer alan mektubunun da, André Weil’e yazdığı tarihi mektuplar gibi zaman içinde çok konuşulacağına inanıyorum. Bu kitabı okumak için matematik bilmenize gerek yok ama dikkat edin, Nassim Nicholas Taleb’in de dediği gibi, sonunda matematikçi olmak isteyebilirsiniz…”

– Yılmaz Akyıldız

“[Frenkel’in] anılarını içeren bu kitap … üç şeydir: Matematiğe platonik bir aşk mektubu; meslekten olmayanlara matematiğin ilerlemekte olan en muhteşem oyunu hakkında bir fikir verme girişimi; yazarın kendisinin bu oyunda nasıl baş aktör olduğunun ilham verici ve eğlenceli bir otobiyografisi. Matematiğin insan aklını aşan bir gerçekliğe sahip olduğu görüşüne, uygulayıcıları, özellikle de Frenkel, Langlands, Sir Roger Penrose ve Kurt Gödel gibi büyük uygulayıcıları arasında yaygın olarak rastlanır. Aşk ve Matematik tuhaf örüntülerin ve eşlemelerin beklenmedik şekilde ortaya çıkış şeklinden kaynaklanarak gizli ve gizemli bir şeyin ipucunu verir.”

– Jim Holt, The New York Review of Books

“Her sayfada, tıpkı Pasternak’ın ünlü romanından uyarlanan ve David Lean’in yönettiği filmde Ömer Şerif’in canlandırdığı Doktor Jivago gibi, aklımın gözünü kitabın yazarının Sibirya kışının derinliklerinde, mum ışığında yazarkenki kurgusal imgesini canlandırırken buldum. Aşk ve Matematik, Edward Frenkel’in Lara şiirleri… Bütün büyük Rus romanları için geçerli olduğu gibi, Frenkel’in hikâyesinde de bir kişinin şahsi aşk ve güçlüğün üstesinden gelme hikâyesi ile hem toplumun derinliklerini görmeye yardım eden mercekler hem de insan aklını açığa vuran bir ayna bulacaksınız.”

– Keith Devlin, Huffington Post

“Frenkel matematiğin ‘evrenin akışını yönettiğini’ yazıyor. Müzik kadar hoş ve edebiyat kadar da entelektüel mirasımızın parçası. Bizi çok azımızın okulda karşılaştığı ‘gizli’ dünyayı açığa çıkaran araştırmasında gezdirerek merakımızı uyandırmaya çalışıyor… Frenkel o dünyayı anlaşılabilir ve hatta güzel kılmayı amaçlıyor.”

– The New York Times Book Review

“Aşk ve matematik kelimeleri genellikle bir solukta söylenmez. Ancak matematikçi Edward Frenkel bunu değiştirme görevini üstleniyor… Berkeley’deki California Üniversitesi’nde kadrolu öğretim görevlisi olan yazar, Aşk ve Matematik isimli kitabında okullarda matematiği öğretmek için kullanılan geleneksel yöntemin yaygın bir bilgisizliğe yol açtığını ve ekonomik durgunluktan bunun sorumlu olabileceğini ileri sürüyor… Kitap onun kişisel hikâyesini anlatıyor ve Langlands Programı’ndaki araştırmasını ve sınıflarda düzenli olarak öğretilmeyen yeni matematiksel keşifleri tanımlıyor.”

– The Wall Street Journal

“[Frenkel’in] ağır eşitsizlikler karşısında kazandığı mesleki zaferin hikâyesi oldukça tatmin edici… Ancak gençliğinde karşılaştığı darkafalılığa verdiği gerçek yanıt, onun matematik tutkusunda, yani kitabın başlığındaki ‘aşk’ta yatıyor… Matematiğin insanlığın ortaklaşa sahip olduğu bir şey olduğuna inanan Frenkel, her bir kavramı teorik olmayan terimlerle açıklarken gündelik hayattan benzerlikleri çokça kullanıyor… Meslekten olmayan okurlar, modern matematiğin ne üzerine olduğuna, onun ihtirasına, güzelliğine ve büyüleme gücüne dair bir anlayış kazanacaklar.”

– The New York Times

Bilim İnsanlarının Tarihi

Kubilay Kaptan bu önemli çalışmasında, günümüzden 5,500 yıl geriye uzanarak 514 matematikçinin biyografilerini kaleme alıyor. Kitap bilimin en büyük zihinlerinin yakından tanınması ve dünyanın şekillenmesinde oynadıkları rolün öğrenilmesi üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, matematiğin yüz yıllar içinde hangi koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Bilimsel ve teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları matematiksel gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Bilim İnsanlarının Tarihi’nde Matematik, Bilgisayar Bilimi, Mantık ve Olasılık ve Oyun Teorisi alt konularında aralarında Anaxagoras, Cahit Arf, Augustin-Louis Cauchy, Pierre de Fermat, Albrecht Dürer, Kerim Erim, Marie-Sophie Germain, Al-Karaji gibi pek çok matematikçiye ait ilginç hayat hikayelerini okurken bir yanda da matematiğin nasıl ilerlediğine ve diğer bilim dallarıyla nasıl bir ilişki kurduğuna tanıklık edeceksiniz.

Bilim İnsanlarının Tarihi

Kubilay Kaptan bu önemli çalışmasında, günümüzden 5,500 yıl geriye uzanarak 514 matematikçinin biyografilerini kaleme alıyor. Kitap bilimin en büyük zihinlerinin yakından tanınması ve dünyanın şekillenmesinde oynadıkları rolün öğrenilmesi üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, matematiğin yüz yıllar içinde hangi koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Bilimsel ve teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları matematiksel gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Bilim İnsanlarının Tarihi’nde Matematik, Bilgisayar Bilimi, Mantık ve Olasılık ve Oyun Teorisi alt konularında aralarında Anaxagoras, Cahit Arf, Augustin-Louis Cauchy, Pierre de Fermat, Albrecht Dürer, Kerim Erim, Marie-Sophie Germain, Al-Karaji gibi pek çok matematikçiye ait ilginç hayat hikayelerini okurken bir yanda da matematiğin nasıl ilerlediğine ve diğer bilim dallarıyla nasıl bir ilişki kurduğuna tanıklık edeceksiniz.

Bilim İnsanlarının Tarihi

Kubilay Kaptan bu önemli çalışmasında, günümüzden 5,500 yıl geriye uzanarak 514 matematikçinin biyografilerini kaleme alıyor. Kitap bilimin en büyük zihinlerinin yakından tanınması ve dünyanın şekillenmesinde oynadıkları rolün öğrenilmesi üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, matematiğin yüz yıllar içinde hangi koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Bilimsel ve teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları matematiksel gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Bilim İnsanlarının Tarihi’nde Matematik, Bilgisayar Bilimi, Mantık ve Olasılık ve Oyun Teorisi alt konularında aralarında Anaxagoras, Cahit Arf, Augustin-Louis Cauchy, Pierre de Fermat, Albrecht Dürer, Kerim Erim, Marie-Sophie Germain, Al-Karaji gibi pek çok matematikçiye ait ilginç hayat hikayelerini okurken bir yanda da matematiğin nasıl ilerlediğine ve diğer bilim dallarıyla nasıl bir ilişki kurduğuna tanıklık edeceksiniz.

Bilim İnsanlarının Tarihi

Kubilay Kaptan bu önemli çalışmasında, günümüzden 5,500 yıl geriye uzanarak 514 matematikçinin biyografilerini kaleme alıyor. Kitap bilimin en büyük zihinlerinin yakından tanınması ve dünyanın şekillenmesinde oynadıkları rolün öğrenilmesi üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, matematiğin yüz yıllar içinde hangi koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Bilimsel ve teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları matematiksel gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Bilim İnsanlarının Tarihi’nde Matematik, Bilgisayar Bilimi, Mantık ve Olasılık ve Oyun Teorisi alt konularında aralarında Anaxagoras, Cahit Arf, Augustin-Louis Cauchy, Pierre de Fermat, Albrecht Dürer, Kerim Erim, Marie-Sophie Germain, Al-Karaji gibi pek çok matematikçiye ait ilginç hayat hikayelerini okurken bir yanda da matematiğin nasıl ilerlediğine ve diğer bilim dallarıyla nasıl bir ilişki kurduğuna tanıklık edeceksiniz.

Bilim İnsanlarının Tarihi

Kubilay Kaptan bu önemli çalışmasında, günümüzden 5,500 yıl geriye uzanarak 514 matematikçinin biyografilerini kaleme alıyor. Kitap bilimin en büyük zihinlerinin yakından tanınması ve dünyanın şekillenmesinde oynadıkları rolün öğrenilmesi üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, matematiğin yüz yıllar içinde hangi koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Bilimsel ve teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları matematiksel gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Bilim İnsanlarının Tarihi’nde Matematik, Bilgisayar Bilimi, Mantık ve Olasılık ve Oyun Teorisi alt konularında aralarında Anaxagoras, Cahit Arf, Augustin-Louis Cauchy, Pierre de Fermat, Albrecht Dürer, Kerim Erim, Marie-Sophie Germain, Al-Karaji gibi pek çok matematikçiye ait ilginç hayat hikayelerini okurken bir yanda da matematiğin nasıl ilerlediğine ve diğer bilim dallarıyla nasıl bir ilişki kurduğuna tanıklık edeceksiniz.

Bilim İnsanlarının Tarihi

Kubilay Kaptan bu önemli çalışmasında, günümüzden 5,500 yıl geriye uzanarak 514 matematikçinin biyografilerini kaleme alıyor. Kitap bilimin en büyük zihinlerinin yakından tanınması ve dünyanın şekillenmesinde oynadıkları rolün öğrenilmesi üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, matematiğin yüz yıllar içinde hangi koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Bilimsel ve teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları matematiksel gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Bilim İnsanlarının Tarihi’nde Matematik, Bilgisayar Bilimi, Mantık ve Olasılık ve Oyun Teorisi alt konularında aralarında Anaxagoras, Cahit Arf, Augustin-Louis Cauchy, Pierre de Fermat, Albrecht Dürer, Kerim Erim, Marie-Sophie Germain, Al-Karaji gibi pek çok matematikçiye ait ilginç hayat hikayelerini okurken bir yanda da matematiğin nasıl ilerlediğine ve diğer bilim dallarıyla nasıl bir ilişki kurduğuna tanıklık edeceksiniz.

Bilim İnsanlarının Tarihi

Kubilay Kaptan bu önemli çalışmasında, günümüzden 5,500 yıl geriye uzanarak 514 matematikçinin biyografilerini kaleme alıyor. Kitap bilimin en büyük zihinlerinin yakından tanınması ve dünyanın şekillenmesinde oynadıkları rolün öğrenilmesi üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, matematiğin yüz yıllar içinde hangi koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Bilimsel ve teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları matematiksel gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Bilim İnsanlarının Tarihi’nde Matematik, Bilgisayar Bilimi, Mantık ve Olasılık ve Oyun Teorisi alt konularında aralarında Anaxagoras, Cahit Arf, Augustin-Louis Cauchy, Pierre de Fermat, Albrecht Dürer, Kerim Erim, Marie-Sophie Germain, Al-Karaji gibi pek çok matematikçiye ait ilginç hayat hikayelerini okurken bir yanda da matematiğin nasıl ilerlediğine ve diğer bilim dallarıyla nasıl bir ilişki kurduğuna tanıklık edeceksiniz.

Bilim İnsanlarının Tarihi

Kubilay Kaptan bu önemli çalışmasında, günümüzden 5,500 yıl geriye uzanarak 514 matematikçinin biyografilerini kaleme alıyor. Kitap bilimin en büyük zihinlerinin yakından tanınması ve dünyanın şekillenmesinde oynadıkları rolün öğrenilmesi üzerinde de titizlikle duruyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş biyografilerle, matematiğin yüz yıllar içinde hangi koşullarda geliştiğine dair çarpıcı bir tablo sunuyor. Bilimsel ve teknik ayrıntıları asgaride tutan kitap, konuya ilgi duyan bütün okurları matematiksel gelişmeleri kolayca izlemeye davet ediyor.

Bilim İnsanlarının Tarihi’nde Matematik, Bilgisayar Bilimi, Mantık ve Olasılık ve Oyun Teorisi alt konularında aralarında Anaxagoras, Cahit Arf, Augustin-Louis Cauchy, Pierre de Fermat, Albrecht Dürer, Kerim Erim, Marie-Sophie Germain, Al-Karaji gibi pek çok matematikçiye ait ilginç hayat hikayelerini okurken bir yanda da matematiğin nasıl ilerlediğine ve diğer bilim dallarıyla nasıl bir ilişki kurduğuna tanıklık edeceksiniz.

Hızlı Öğrenelim : Yerküre

Gezegenimizi Keşfe Çıkmak İsteyenler için Yarımşar Dakikada Okunacak 30 Harika Konu Başlığı

Dünya hakkındaki ilginç ve önemli bilgileri hızlı yoldan öğreten bu kitap, seni çöllerde, atmosferde ve okyanusların derinliklerinde yolculuğa çıkaracak.

Yoğun özetler halinde hazırlanmış ilgi çekici bilgi öbeklerine heyecan verici minik projeler eşlik ediyor. Aldığın yeni bilgileri, bu projelerde istediğin gibi test edebilirsin!

Her sayfada yer alan harika resimler, bu kitabı gezegenimizi merak edenlerin elinden bırakamayacağı eğlenceli bir rehber haline getiriyor.

Bilim Yolunda Koşanlar

Bu kitap, gelişmiş Dünya-Batı karşısında ülkemizin teknik, teknolojik bakımdan geri kalışının nedenlerini dolaylı olarak sorguluyor ve şöyle soruyor; Niçin bu milletin yüzyılları boşa geçmiştir?

Günümüzde Türkiye ve İslam Dünyası niçin Batı’nın teknolojik pazarının tutsağıdır? İcatlar-buluşlar niçin bizde yok? Bilimin aydınlık yolu topraklarımızdan niçin geçememiştir? Kimler, niçin buna engel olmuştur? Günümüzde İslam Dünyası neden kan revan içindedir?

İşte bu eser, okuyucuyu böylesi soruların yanıtlarını düşünmeye yöneltiyor. Kitap, acı gerçekleri dile getirirken; ‘Bilimin tarihteki sürecini’ bilimin ne olduğunu da belirtiyor.

İnsanlığın rahat yaşamasını sağlayan pek çok buluş ve icatların öykülerini anlatıyor.
Asansörün , Metronun, Petrolün bulunuşundan; Klima, Televizyon, Otomobil, Bisiklet, Dinamo, DNA, Ensülin gibi 60 buluş ve icadın gerçek öyküsünden söz ediyor. Bizlere buluşlarıyla yaşamı kolaylaştıran o harika insanları; bir başka deyişle, bilim yolunda koşanları tanıtıyor.

Penisin Şekli Neden Öyle?

Penisin Şekli Neden Öyle? kitabında Jesse Bering bizi insan doğasının en uzak noktalarına çarpıcı ve büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Eğer daha önce siz de…

–          Bazı insanların hayvanları neden bu kadar seksi bulduğunu

–          Testislerin neden bu kadar savunmasız bir bölgede olduğunu

–          Yamyamların yediklerini neden bu kadar lezzetli bulduğunu

–          “Özgür irade”nin gerçekten var olup olmadığını

–          Penisin şeklinin neden öyle olduğunu

… merak ettiyseniz, o zaman bu kitap tam size göre.

“Jesse Bering, Helen Fisher ve Oliver Sacks’in düşünsel birlikteliklerinin bir ürünü gibi ve Penisin Şekli Neden Öyle? zekâ dolu, eğitici, tutkulu ve oldukça eğlenceli bir biçimde edepsiz.”

–Amy Dickinson, New York Times çok-satan yazarı ve National Public Radio sunucusu.

“Keyifle okunan Jesse Bering bilimsel makalelerin Hunter S. Thompson’ıdır – eğlenceli, zeki ve çılgınca provokatif.”

 –Paul Bloom, Psikoloji Profesörü, Yale Üniversitesi ve How Pleasure Works kitabının yazarı.

“Jesse Bering ustaca yazılmış, hayran bıraktıracak ölçüde eğitici ve durmak bilmez bir eğlence vaat eden yeni kitabında bütün kutsal değerlere dokunduruyor… O kadar komik ki elinizden bırakmanız imkânsız.”

–Violet Blue, ödüllü yazar ve seks eğitmeni.

“Eğer David Sedaris deneysel psikolog olsaydı bunlara çok benzer makaleler yazıyor olurdu. Bering’in bilimsel bilgisinin, espri anlayışının, entelektüel cesaretinin ve kusursuz yazınsal yeteneğinin eşsiz karışımı hemen fark ediliyor; kimse Bering’in yazdığı gibi yazamaz. Bu kitabı okuyun. Öğreneceksiniz, güleceksiniz ve sonra biraz daha öğreneceksiniz.”

–Christopher Ryan, New York Times çoksatanı Sex at Dawn kitabının yazarlarından.

Zihnin Sihirbazlığı

Hiç sihrin nasıl yapıldığını merak ettiniz mi? Yoktan var olan madeni paralar, görünmez bir güç tarafından hareket ettirilen iskambil desteleri, ortadan ikiye bölünen güzel kadınlar, bükülen kaşıklar, gözünüzün önünden bir anda kaybolan balıklar, filler, hatta Özgürlük Anıtı…Odanın ortasındaki gorili neden görmezsiniz? Diyelim ki bunların hepsi mümkün, iyi ama bir insan bir mermiyi dişleriyle nasıl durdurabilir ki? Hakikaten nasıl beceriyorlar bütün bunları?

Bu kitap, illüzyonun nörobilimi üzerine yazılmış ilk kitap. İsterseniz şöyle de diyebiliriz: Bu kitap, sihrin gizemli dehlizlerindeki yolculuğumuzun başında türetmiş olduğumuz nörosihir kavramı üzerine yazılmış ilk kitap. Bugüne kadar sihrin tarihi, sihirbazlık sırları, en yeni gösteri malzemeleri ve sihirbazlık numaralarına verilen psikolojik tepkiler hakkında çok şey yazıldı. Ancak nörobilim bunları daha derinlemesine inceliyor, el çabukluğuyla aldatılan zihnin örtüsünü kaldırmaya çalışıyor. Zihnin Sihirbazlığı’nın amacı insan beyninin aldatmacalar karşısında neden bu kadar savunmasız olduğunu ve bu algı yanılmasının insan olmanın nasıl da büyük bir parçası olduğunu göstermek. Sürekli birbirimizi kandırıyoruz, ama beynimizin dikkatle ilgili görevlerini bu şekilde yerine getirmesi sayesinde onun sadece küçük bir kısmını kullanarak hayatta kalma şansımızı arttırıyoruz.

Paul Dirac Ciltli

“Atom teorisinin yeni ve üretken biçimlerinin keşfi” nedeniyle 1933 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü̈ alan İngiliz fizikçi Paul Dirac (1902-1984), teorik fizikçi standartlarına göre bile son derece acayip bir adamdı. Son derece düz mantıklı ve içine kapanık biriydi. Hatta meslektaşları, konuşma kabiliyeti olan bir insanın, konuşabileceği en düşük kelime sayısı için bir birim icat etmişlerdi: 1 Dirac = Saatte ortalama bir kelime. Soruları “Evet” ya “Hayır” diye cevaplardı. Ancak “Fark etmez” diyerek kullandığı kelime sayısını yüzde yüz artırarak etrafını şaşırttığı da olurdu.
Albert Einstein’ın, “Deha ile delilik arasındaki baş döndürücü̈ yolda tutturduğu denge felaket” diye andığı Dirac, öte yandan kafası müthiş berrak çalışan ve kimsenin kendisi hakkında ne düşündüğüne aldırmayan biriydi. 28 yaşında İngiliz Kraliyet Bilim Cemiyeti’ne seçilen kuantum mekaniğinin kurucusu Dirac’ın ortaya attığı ve önceleri bilim camiasında itirazlara neden olan fikirler, sonradan kabul görecekti. Saf teoriye duyduğu inançtan güç alarak öngördüğü antimadde, yıllar sonra deneylerle kanıtlandı. Sonradan pozitron adı verilen pozitif elektronu, deneylerle ispatlanmadan önce matematiksel olarak buldu. Önceleri kimsenin kabul etmediği “delik teorisi” de yine ileride kabul görecekti.

Bilimsel yaklaşımının temelini en iyi özetleyen, “Fizik kanunları, matematiksel güzelliğe sahip olmalıdır” sözü uyarınca bulduğu “insanın içini acıtacak kadar güzel” elektron denklemi, ölümünden sonra ünlü Westminster Abbey’e Dirac anısına dikilen taşa kazındı: iγ.δψ=mψ.
Dünya’ya sadece yaparak değil, yapmayarak da fayda sağlamış biridir Paul Dirac; II. Dünya Savaşı sırasında ileri gelen bütün nükleer fizikçileri Manhattan Projesi kapsamında bir araya getiren ABD ve İngiltere’nin ısrarlarına rağmen atom bombası yapımına katkı sunmadı.
Kendisi de fizikçi olan Graham Farmelo’nun, bilimsel terminolojiden taviz vermeden alan dışındakilerin bile takip edebileceği biçimde kaleme aldığı elinizdeki biyografi, dünyanın bu en tuhaf fizikçisinin hayatından hareketle bütün “tuhaf insanlara”, etrafa aldırmadan doğru bildikleri yolda yürüme cesareti veriyor.

Bay Tanrı

“Hatırladığım kadarıyla evreni yaratmaya karar verdiğimde şekerlememden yeni uyanmıştım.” Einstein’ın Düşleri’nin yazarı Alan Lightman’ın Tanrı’nın ağzından evrenin oluşumunun anlatıldığı eğlenceli romanı Bay Tanrı bu cümleyle başlıyor. Calvino’nun, Saramago’nun ve Salman Rushdie’nün büyülü dünyasından esintiler taşıyan roman bilimi, felsefeyi ve teolojiyi biraraya getirerek bizi Büyük Patlama’dan başlayıp evrenin hazin sonuna dek süren, yaşamın ortaya çıkışıyla doğan kaçınılmaz sorularla bezeli neşeli bir yolculuğa davet ediyor. “Lightman, zaman, uzay, madde ve hayatın kökenleri üzerine müthiş bir fabl yazarak Yaratılış üzerine ortaya atılan onca zırvaya şahane bir kontra çıkarıyor.” -Nature- “Evrenin doğuşu, sonu ve diğer her şey üzerine dokunaklı bir çalışma. Hümanist Lightman rasyonellik ve gizem uyumuna yol verirken, Biliminsanı Lightman şeytanın avukatı rolüne bürünerek Yaratılış fanatiklerinin gözlerini felsefenin ışığıyla kamaştırıyor.” – -The New York Times- “Alan Lightman’ın Einstein’ın Düşleri gibi bir şaheser daha yazması pek olası görünmüyordu ama bunu Bay Tanrı’da nükte ve hayal gücü ile tekrar başardığı açık.” -Anita Desai- “Entelektüel açıdan kışkırtıcı ve dokunaklı ve komik ve çok güzel yazılmış” -Salman Rushdie-

Bir Şey Sorabilir miyim?

Sabunun elimizdeki kiri çıkartmasına, koruma kaplarının içinde buzdolabına koyduğumuz yemeklerin birkaç gün bozulmamasına, gökyüzünün mavi oluşuna o kadar alışkınız ki… Peki size tüm bunların bir sebebi yok mu? Sineklerden vücudumuzda dolanan virüslere, dört ayak üstüne düşen kedilerden kayan yıldızlara, sıradan kabul ettiğimiz pek çok şeyin açıklaması bu kitapta…

Teknolojinin Ötesi

Bilim ve teknolojinin günlük hayatı karmaşıklaştıran, tüketimi körükleyen, yaşantıyı makinalara bağımlı hale getiren, çevresel ve ruhsal kirlenmeye yol açan, aileyi parçalayan, zamanla birlikte insanı da tutsak eden yanları Nazif Gürdoğan’ın ağırlıkla üzerinde durduğu konulardır. Bu kitabında yer alan denemelerinde yazar, sanayileşmenin öne çıkarılmasıyla azgınlaşan teknolojik gücün ekonomik ve sosyal hayat üzerindeki etkilerini tartışıyor. Gürdoğan’ın zengin bilgi birikimi ve deneyimlerinden gelen gözlem gücünün buluşmasından kaynaklanan bu kitap, okura ilgiyle okuyacağı denemeler sunmakta…

Çıldırtan Sesler

Bu kitap daha çok gürültü yapmana izin veriyor! Piyanonun kapağını kaldırmaya, gürültü yapıp yeni şeyler keşfetmeye hazır mısın?

* Yellenmek neden bu kadar gürültülü?
* Tek bir nota, eğitimli bir sanatçıyı nasıl olur da camları parçalayan bir vahşiye dönüştürür?
* Hangi ses dalgaları bağırsakların titremesine neden olur?

Eğer düşünürsen, bilimin bu hasta tarafını hazmedebilirsin. Gürültülü yansımalarının, şok edici ses dalgalarının ve bitmez tükenmez gümbürtülerin dünyası ses kontrolünden geçiyor, okumaya devam et! Ses dalgalarının kulak zarını nasıl titreştirdiğini, bir mikrofonun senin sesini nasıl olup da elektrik titreşimine dönüştürdüğünü keşfet! Korkunç sesler dosyası, değişik kısa sınavlar, öğretmenlere yapılan testler ve çılgın karikatürleriyle bu kitap tam bir çığlık!

Bilim hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı!

 

Matematik ve Mizah

Bu kitapta John Allen Paulos, ilkçağlardan günümüze mizaha, gülme edimine yüklenen anlamları ve bunların matematikle bağlantılarını inceliyor. Mizahi olanın içeriğinin, kültürden kültüre, dilden dile, durumdan duruma değişiklik gösterdiğini ancak yapısının evrensel olduğunu varsayarak yola çıkan Paulos; Aristoteles, Platon, Thomas Hobbes, James Beattie, Lewis Carroll gibi felsefe ve bilim alanında önemli katkılar sağlamış kişilerden de etkileyici örnekler vererek şakaların, nüktelerin, paradoksların, bilmecelerin ve diğer mizah türlerinin matematiksel yapılarını büyük bir ustalıkla irdeliyor. Anlaşılır ve akıcı dili sayesinde okurken hem eğlenecek hem de şimdiye kadar belki de hiç dikkat etmedğimiz günlük dilde yapılan şakalar, espriler üzerinde düşünme fırsatı bulacaksınız.

Fantastik Gelecek – Eğlenceli Bilgi 54

30 yıl içinde tatilimizi Ay‘da geçirmeye başlayacak mıyız? 100 yıl içinde her işe yarayan robotlar icat edilebilir mi? 1000 yıl içinde yıldızlarda bir ülke kurulabilecek mi? Bu harika kitap ile geleceğe muhteşem bir yolculuk yapacak, bunlar gibi pek çok sorunun cevabını bulacaksınız. Bu yolculuk sırasında, çok büyük gökdelenlerin olduğu şehirleri ziyaret edecek, robotlarla arkadaş olacak, uzak galaksilerde şehirler kuracak ve evrenin en sonundaki yıldızı gözlemleyeceksiniz. Ayrıca, “Yarının Postası” gazetesinden haberler okuyacak ve çöl gibi bir gezegeni yemyeşil bitkilerle donatmak için neler yapılacağını öğreneceksiniz. Bilim hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı!

Korkunç Sorular

.Bir kimyacıya meydan okuyabilir misiniz ya da bir biyologu şaşırtabilir misiniz? Bu kitabın içerisinde arkadaşlarınızı şaşkına çevirecek, ailenizi korkutacak ve öğretmeninizi hayretlere düşürecek bir sürü soru var. İşte gerçekten bilmeniz gereken bazı bilimsel gerçekler… Kimler toprak çorbası yerler? Hangi dinozorların nefesleri kötü korkar? Kim soğanları göz olarak kullanmıştır? Uzayda tuvalete nasıl gidersiniz? Garip deneylerle, korkunç gerçeklerle ve şaşırtıcı cevaplarla bu kitap sizi kesinlikle şaşkına döndürecek! Bilim bu kadar eğlenceli olmamıştı!

İçimdeki Psikopat

Herkes Biraz Psikopattır

Bir nörolog olan James Fallon, bir gün ailesinin beyin taramalarının görüntülerini incelerken, karşılaştığı sonuçlardan birinin bir psikopata ait olduğundan şüphelendi. Bu sonuçların kime ait olduğunu öğrendiğinde hayatında  yeni ve tekinsiz bir sayfa açıldı, çünkü tarama sonuçları kendisine aitti.

Fallon hayatı boyunca normal bir şekilde yaşamıştı. Mutlu bir aile hayatı vardı ve işinde başarılı bir bilim insanıydı. Ve şaşırtıcı gerçeği öğrendiği o gün, kendisini sorgulamaya başladı.

İçimdeki Psikopat, James Fallon’un kendisiyle ilgili bu keşfe nasıl tepki verdiğinin hem bilimsel hem de sürükleyici öyküsünü anlatıyor. Kendi deneyimini bilimsel birikimiyle birleştiren Fallon, beynimizin karanlık tarafına yaptığı yolculuğa hepimizi davet ediyor.

Açıklamalı Düzülke

Rahip, öğretmen, okul müdürü, Shakespare ve Bacon uzmanı, dilbilim ve teoloji alanlarında ellinin üzerinde kitabın yazarı Edwin A. Abbot’ın en “tanınmış” yapıtı Düzülke Türkçe’de! Üstelik kısa, neşeli, bir ayağı matematiğe bir ayağı toplumsal eleştiriye basan, az rastlanır türden bir yapıt olan bu öncü – klasik, Ian Stewart’ın sunuşu, kapsamlı açıklamaları ve kitabın sonuna eklediği “matematikte Dördüncü Boyut” başlıklı yazısıyla zenginleşmiş olarak karşımızda: Açıklamalı Düzülke. Akıllı geometrik şekillerin, karelerin, üçgenlerin, beşgenlerin, çemberlerin yaşadığı bir düzlemde geçen bir macerayı anlatan Düzülke, bilimkurgunun öncüsü yapıtlardan biri. Boyut, düzlem, uzay, çok boyutluluk gibi kavramlar üzerine zihin açıcı ve düşündürücü bir öykü. Öykünün anlatıcısı Bir Kare önce bize ikiboyutlu ülkesini tanıtıyor; sonra birlikte Çizgiülke ve Noktaülke’yi ziyaret ediyor, Uzayülke’de bir üst boyutu anlamaya çalışmanın güçlüklerini tadıyor ve daha yüksek boyutlar üzerine kafa yoruyoruz. Bunun yanı sıra, modern çağın temellerinin atıldığı bir dönem olan Victoria çağının İngiliz toplumuna ilişkin kaygılarının bir izdüşümünü Düzülke’de bulmak mümkün: Kadın haklarından, dar kafalı tutuculuğa, sınıfsal ayrımlaşma ve ayrıcılıklardan, farklılıklara tahammülsüzlüğe kadar pek çok konu, kimi zaman acımasız bir ironiyle ele alınıyor. Yaşayan en saygın popüler bilim yazarlarından olan matematik profesörü Ian Stewart’ın özgün metne düştüğü notlar ise yalnızca metnin yaslandığı matematiksel kavramları açıklamakla kalmıyor, okurun Düzüle’yi daha geniş, daha kapsayıcı bir bakış açısıyla ele almasının da yolunu açıyor: Abbott’ın Victoria çağına ilişkin sayısız göndermesini açıklayıp, yaşamı ve entellektüel çevresiyle ilgili bilgiler veriyor; H. G. Wells’den, Karl Marx’a, Victoria çağı ispritizmacılarından, İslam matematikçilerine kadar pek çok farklı konu ve figüre değiniyor; ve en önemlisi de, matematiğin ve fiziğin çok boyutluluk kavramına ulaşana dek geçirdiği aşamaları gözler önüne seriyor. Açıklamalı Düzülke, bir yandan matematiksel düşüncenin gündelik düşünüşün uzağında, bir yandan kendine özgü bir biçimde işleyişini ütün açıklığıyla ortaya koyan, bir yandan da matematikle diğer disiplinler arasındaki ilişkiyi derleyip toparlayan bir yapıt.

Bir Zamanlar…

Zaman içinde geçmişe doğru bir yolculuk yapacak olsaydınız giysi, tren, araba gibi şeylerin bugünkünden çok farklı olduğunu görürdünüz. “Bir Zamanlar…”ın her bölümünde başka bir icadın öyküsü ve zaman içinde geçirdiği değişim anlatılmakta. Tübitak Çocuk Kitaplığı’ndan genç bilimseverlere her sayfasını ilgiyle okuyacaklarını düşündüğümüz bir kitap.