Yedi Renk

Renkler hayatın içinde barınır. Edebiyat da hayattan beslenir. Edebiyatın, dolayısıyla hayatın her rengini barındıran, her sayfasında farklı bir ton bulabileceğiniz bir serüvene hazır mısınız?

Şiir, şarkı sözü, öykü, piyes, skeç, deneme ve özlü sözler bölümlerinden oluşan bir gökkuşağında edebiyat yolculuğuna çıkıyoruz. Peki sizin renginiz hangisi?

Kitap yedi bölümden oluşmaktadır

1. Renk: Şiirler

2. Renk: Şarkı Sözleri

3. Renk: Öyküler

4. Renk: Piyesler

5. Renk: Skeçler

6. Renk: Denemeler

7. Renk: Özlü Sözler

Akıldışı Sevgilerimle

Dan Ariely, okurların büyük bir ciddiyetle sordukları en tuhaf soruları yanıtlıyor!

New York Times’ın satış rekorları kıran yazarı Dan Ariely, Wall Street Journal’da yayınlanan “Ariely’e Sorun” adlı köşesindeki yazılarının bir antolojisini sunuyor. Üstelik efsanevi New Yorker karikatürüsti William Haefeli ile birlikte.

  • Borsanın istikrarsız ortamında bahse girerken soğukkanlılığınızı koruyabilmek için neler yapabilirsiniz?
  • Birinin sigarayı bırakmasını sağlamanın en iyi yolu nedir?
  • Bir açık büfeye yaptığınız yatırımda en yüksek getiriyi nasıl elde edersiniz?
  • İnsan ruhuna bir fiyat biçmek mümkün müdür?
  • Bir Rolex’e binlerce dolar ödemeyi herhangi bir şekilde akla uygun olarak meşrulaştırabilir misiniz?

Dan Ariely, Duke Üniversitesi’nde Psikoloji ve Davranışsal İktisat dalında ders veren bir profesördür ve Center for Advanced Hindsight’ın kurucusudur. Çalışmaları New York Times, Wall Street Journal, Washington Post, Boston Globe ve diğer mecralarda yayınlanmıştır. Ailesiyle birlikte Kuzey Carolina’da yaşamaktadır. William Haefeli uluslararası alanda saygın bir karikatüristtir. Çalışmaları The New Yorker’da ve birçok farklı dergide yayınlanmıştır.

Aşk Şiirleri Antolojisi

Eylül! Daha çocukluğumdan
beri size bakardım ben
bir yazın azalmakta olan
sözcüklerinden nasıl da
ansızın sökülürdünüz
bahçelerle ve kül
dolardı içim… Eylül!

Eylül! Kırılgan mevsim!
cam hançeri güzün
dağılırdı kalbimde
birden gecenin ve gündüzün

Hilmi Yavuzperdesiyle
örtülürdünüz
tenhayla ve tül dolardı içim… Eylül!

Eylül! unuttum sizi
dağ kızarır yol sararırdı
ve ben dönüşlere bakardım
o aman vermez belleğin
paramparça
güldüğüydünüz
aynalarla ve gül
dolardı içim…Eylül!

Komik Bilmeceler Antolojisi

Renkli ve eğlenceli karikatürlerle süslenmiş binlerce komik bilmece…

Hayvanlar aleminden, öğrenci-öğretmen; kadın-erkek taşlamalarından, futbola kadar geniş bir yelpazede; hiç duymadığınız bilmecelerle garantili eğlence sunuyor…

Özellikle genç okurlar hoşça vakit geçirecek.

Adnan Ersan’ın yıllar süren çabalarıyla derlediği bilmeceleri okuyan herkes çok eğlenecek

3 Mayıs Türkçüler Günü Antolojisi

Bu memlekette 1944-1945 yıllarında büyük bir facia cereyan etti. Yaratıcıları tarafından “Irkçılık Turancılık davası ” diye adlandırılan bu facia, aslında, Türk milliyetçiliğini ve dolayısıyle Türklüğü yere serme hareketi idi.

Türklük ve Türkçülük düşmanlarının saflarında yer alan dalkavuklar, karaktersizler, korkaklar vesairenin de el birliğiyle ürüttükleri bu “haçlı seferi” , memleket üzerinde iki yıl, bir zulüm kasırgası gibi esti. Oynanan oyunlara, çevrilen dolaplara ve yapılan baskılara rağmen, bir askeri mahkemenin ve Askeri Yargıtay’ın vicdanlı ve namuslu hakimlerinin tarihi kararları, Türkçülerin beraatı şeklinde tecelli etti.

Bu suretle kirli alınlar bir kere daha yerlere sürüldüler. Ve, pek çok ıztıraplara rağmen, netice, Türk milliyetçiliğinin bir zaferi oldu. 1944-1945 ihanetinin üzerinden hayli yıllar geçti. Bugünkü genç nesiller, çeyrek yüzyıl kadar önceki bu ihanet ve zulüm kasırgasından haberleri olmadan yetişmekteler. İşte bu küçük antoloji, o büyük boşluğu doldurmak ümidi ve dileği ile hazırlanmış bulunuyor. Yani antoloji “Irkçılık Turancılık davası”nın küçük bir hulasasıdır. Birkaç ciltte tamamlanacaktır. Bu küçük antolojinin hazırlanmasında tek gaye vardır: Türklüğe hizmet…

Çok Güzelsin Gitme Dur

Çok Güzelsin Gitme Dur Haldun Taner’in 1976-1982 yıllarındaki gazete yazılarından oluşuyor. İstanbul, tarih, eğitim, sanat, edebiyat, dil, kültür, tiyatro, kentsel sorunlar, yitirilen erdemler, doğa ve çevre, konu ne olursa olsun, Taner’in kalemiyle renkleniyor.

“Bir ada arıyorum. Sen ben kavgasından uzak. İnce hesaplardan. Bir ada ki ona gelen unutsa adını, mesleğini, bencil ihtiraslarını. Soyunsa kinlerinden, hasetlerinden bir bir. Yeterince yer olduğundan kelli güneşin altında, denizde ve kıyıda, kimsenin gözü olmasa başkasının yerinde. Uzanıp düşünmemek, sadece yaşamak tadı ile yetinip bıraksa kendini kendine. Ayak oyunlarına sapmadan. Dedikodu yapmadan. Bıraksa kendini hafif rüzgara, deniz minaresi gibi, kozmik bir ezeli şarkıyı ta içinde duyarak. (…)

“Bir ada arıyorum. Politikadan uzak. İktidar hırsı yok. Kendinden başka düşünene tahammülsüzlük yok. Herkes eşit adasever. Kimi kıyısını, kimi yamacını, tepelerini, çamlıklarını… ‘Mademki benden değilsin, öyleyse bana karşısın’ ham görüşü uğramamış adaya. Seçim sorunu, oy dalgası, partiler, koalisyon, Çince gibi sözcükler kullanılmıyor ada sakinlerince. Siyaset yok ki siyasi suç kalsın.”

Havadan Sudan

“Allah Allah, havayı suyu kim becerdi?”

“Havadan Sudan” Savaş Emek’in ekolojist, anti-emperyalist, ulusalcı ve devrimci kimliği ile Bilim ve Ütopya, Aydınlık gazetesi ve Ağaçkakan dergisinde yazdığı yazılarından oluşmaktadır. Kitap aramızdan ayrılışının ardından, sevgili eşi Semra Emek tarafından arşiv ve bilgisayarında bulunan kitap dosyasındaki orjinal hali ile sizlere ulaştırılmaya çalışılmıştır. Yirminci yüzyıl başlarında hala verdiği mesajlarla güncelliğini koruyan yazılar, hem Türkiye’deki yeşil ve ekoloji hareketinin öyküsünü, tartışmalarını aktarmakta; hem de içinde bulunduğumuz koşulları ve dünyayı yeniden sorgulamamıza neden olmaktadır.

Söz Yumağı

1962, Kahramanmaraş Dereli Köyü doğumlu olan yazarımız, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset ve Sosyal Bilimler Bölümü’nde yine aynı üniversitenin Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nde Yüksek Lisans eğitimini tamamladı.

Söz ve müziği kendisine ait eserleri bulunmaktadır. Farklı televizyon kanallarında şiir ve türkü konulu programlar yaptı. Farklı edebiyat dergilerinde yazıları yayımlandı. Musiki Eserleri Sahipleri Grubu Meslek Birliği, Türkiye Yazarlar Birliği üyesidir. Adalet Bakanlığı Eğitim Merkezlerinde Öğretim Görevlisi olarak görev yaptı. Halen İstanbul Çocuk Eğitimevi Müdürü olarak görev yapmaktadır.

Beni Etkileyen Özlü Sözler

Dr. Tamer Çağdaş; 1962’de Deniz Harp Okulunu, 1968’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini, 1970-1975 arası Paris 2 (Panteon) Hukuk Fakültesinde doktora çalışmasını, 1987’de İstanbul Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Kaymakamlık, vali muavirliği, avukatlık ve 1999-2014 arası Haliç Üniversitesinde öğretim üyeliği yapmıştır.

Çıkmış Kitapları

1) Tek Yıldız, şiirler, Elazığ, Opset Basımevi, (1991)

2) İdari ve Siyasi Anılar, Anı, İstanbul, Cinius Yayınları (2013)

3) ‘Ben Seni Unutmak İçin Sevmedim’ , Roman, İstanbul, Cinius Yayınları (2013

4) Tek Yıldız, şiirler, 9 şiir eklenerek 2. Baskısı, İstanbul,Yaba Yayınları (2013)

5) ‘Beni Etkileyen Özlü Sözler’, Antoloji, İstanbul, Cinius Yayınları (2015)

Satırlar Arasında

Bu kitapla hep birlikte, yapılacak bir okuma gezintisine davet almış bulunmaktasınız.

  • Yusuf Has Hacip, Nizam-ı Mül, Attar, Mevlana, Yunus Emre, Şebüsteri, İbn-i Arabi Şirazlı Sadi, Şeyh Galip gibi Türk ve İslam edebiyatının klasik düşünür ve yazarlarının,
  • Halikarnas Balıkçısı, Reşat Nuri Güntekin, Yaşar Kemal, Özdemir Asaf, İlhan Berk, Sait Faik Abasıyanık, Ömer Seyfettin, M. Akif İnan, Can Yücel, Orhan Pamuk, Murathan Mungan, Serdar Özkan gibi Çağdaş Türk Edebiyatı sanatçılarının
  • Abdulbaki Gölpınarlı, Münire Danış, Nusrat Hızır, Kamil Veli Nerimanoğlu, Muharrem Ergin, İskender Pala ve Emine Yeniterzi gibi değerli akademisyenlerimizin
  • Platon, Tolstoy, Dostoyevski, Montaigne, Campanella, Rousseau, Flaubert, Baudelaria Maupassant gibi Batı Klasik Romantik ve Aydınlanma Dönemleri yazarlarının,
  • Kafka, Travenian, Jean Cristophe Grange gibi çağdaş batı yazını kalemlerinin ve
  • John Izzo, Cengiz Erşahin, Hal Urban gibi kişisel gelişim uzmanlarının eserlerinin ve daha fazla fazlasının okunduğu alıntılar yapıldığı üzerinde düşünüldüğü bir gezi bu…

Edebi bir kaygısı olmayan, sanat yapmaya uğraşmayan, ama sanatı seven, beğenen, paylaşan; yeni düşüncelere, yeni düşünme, yaklaşımlarına göz atmak, bir akademisyenin bir inşaat mühendisinin organize ettiği bir seyahat mürekkep kokusu dolu, duygu dolu, fikir dolu bir yolculuğun; planlama ve uygulamasında kitaplar arasında, satırlar arasında gezinmenin yoldaşı olmanızı ümit ediyoruz. Haydi, hep birlikte muhteşem bir okuma macerasına atılalım….

İstermisiniz….

– Latif Onur Uğur

Dünyanın En Güzel 100 Şiiri

Şiir okumayı neredeyse unutacağız, şiir alıntıları ve özdeyiş yerine kullanılan kupkuru dizeler yüzünden. Bir şiir okumak, şairini, toprağını ve dolayımını da anlamakla, keşfetmekle mümkündür.

Dünya şiiri diye kestirip atamayız ya da aslında Türk (Türkçe) şiir diye de bir şey gerçekte yoktur. Şiir vardır. Şiir ülkeler diller ve sınırlar üstüdür. Şiir dünyayı hissetmektir. Tamamını. Oradaki kıstırılmış, yalnız insanın kurtuluş arzusunu, tutku yollarını.

Aşk, acı, yalnızlık, kayıplar, ölüm, neşe, sevinç, mutluluk ve hayaller vardır Şiir’de… En çok hayatın özüdür Şiir. Şiirin özü hayattır, zamandır, gelecek ve geçmiştir. Ve Şiir geçmemiştir.

Şiir hala vazgeçmedi İnsan’dan… İnsansa okuma uygarlığında duyularının ulaştığı son Altın Ülke olan şiirden neredeyse vazgeçecek gibi…

Evet bu kitap biraz da Şiir’in son gemisi. Hiç peygamberi, tufanı, kutsal kitabı olmayan, kendi başına bu dünyaya şairler aracılığıyla gelip konan Söz’ün gemisi.

100 Şair ve onların en güzel 100 şiiriyle insanı uğurluyoruz, ona yeni bir başlangıç atfederek; sözüne geri dönmesi için bu 100 Şair onları bu muhteşem insani şölene çağırıyorlar. Daha fazla geç kalmadan.

Dünyanın bu 100 Şiir’e çok ihtiyacı var.

Beat Kuşağı Antolojisi Ciltli

Allen Ginsberg’in Howl’undan, W.S. Burroughs’un Naked Lunch’ına, yaramaz çocuk Orlovsky’nin hüner gerektiren haşereliklerinden, Anne Waldman’ın hüzünlü baladlarına… Bu kadar tanınacaklarını bilselerdi, sanırız ki hepsi anksiyetelerine yenik düşüp bu metinleri kaleme almazlardı. Tüm isimleriyle, kuramından tarihçesine, şiirlerinden düzyazısına her şey sadece burada!

Dört Mevsim : Şiir Antolojisi

“Aslında her insan yazabilir yeter ki, doğru sözcükleri seçsin.” Biz Palmiye Yayınları olarak bu cümleye yürekten inanmış bir yayıneviyiz. İşte bu yüzden içindekileri kağıda döken, fırsat buldukça birşeyler karalayan ancak bunları çekmecesinden çıkaramamış tüm şair adaylarına antolojimizin kapılarını açtık.

Tıpkı ismi gibi; “Dör Mevsim” gibi farklı şairlerimiz birbirinden güzel şiirlerini bizlerle paylaştılar, antolojimize renk kattılar. Her bir mevsim nasıl farklı bir haz verirse insanoğluna antolojimizdeki şiirler de öyle farklı tatlar sunuyor okuyucularına.

İşte bu sayede antoloji serimizin şiir kısmını oluşturan bu kitap; dört mevsim okunacak herkese, hitap edecek çok kıymetli bir esere dönüştü ve siz sevgili okuyucularıyla buluştu. Her sayfasında zihninizde yeni ufuklar açması dileğiyle keyifli okumalar…

Maden Öyküleri

Şimdilerde, “hala mı toplumcu edebiyat” diye burun kıvıran “eleştirmenler” çoğaldı. Malum, post-modern dünyada bazı eleştirmenler, “hala mı yoksulluk edebiyatı, sınıf, emek, bunların modası geçti.” diyerek ‘üstten’ konuşmaya devam ediyorlar. Sanki dünyada emek, sanki dünyada sınıflar, sanki iş cinayetleri, sanki bunlara itiraz eden muhaliflerin varlığı ve onların uğradığı zulüm ortadan kalkmış gibi… İşte Soma katliamı, unutanlara emek meselesini yeniden anımsattı.

Elbette sanatçı, estetiğin peşinden koşar ama bu serüvende sıklıkla ayağına acı taşları takılır. Eğilip alsa eli, almasa vicdanı kanar. Peki, ne yapar duyarlı sanatçılar? Susarlar mı? O acı taşlarını görmezden mi gelirler? Hayır… Yazmaya, çizmeye, yontmaya, söylemeye, fotoğraflamaya, oynamaya devam ederler.

Bertolt Brecht’in ifadesiyle söylersem:

“Karanlık zamanlarda / Şarkı da söylenecek mi?/ Elbette, şarkı da söylenecek / Karanlık zamanları anlatan.”

İşte Ömer Leventoğlu’nun hazırladığı bu kitapta yer alan “Maden” konulu öyküler ve resimler, yazarların , çizerlerin karanlık zamanları betimlemesidir.
Bu eserler yarına kalacak, gelecekte karartılmaya- unutturulmaya çalışılacak iş cinayetlerini yeniden, yeniden hatırlatacaktır.

-Adil Okay

Canlar Köşesi'nde Çıkan Ozanlar (Mistik Bir Anatoloji)

EDESİN RABBİM

Kimler aleyhime dönerse benim
O’na hiç yoksulluk gösterme rabbim
Her kim bana yanlış yolda der ise
Dü cihanda mutlu edesin Rabbim

Bütün yanlışımı gören canlara
Yüz çevirip dönüp gitmiş olana
Dolandırıp dahi hor bakanlara
Evladıyla mutlu edesin Rabbim

Kim ki beni hakirg örüp yererse
Aleyhimde tüm suçlarım sererse
Dua dursun beddua da ederse
Malla mülkle mutlu edesin Rabbim

Oğlu kızı mutlu yaşasın dursun
Bu dünyada bolca sefalar sürsün
Ahirette Firdevs cennete girsin
Benim aleyhimde olanlar Rabbim

Vaktidolu yu da bak ki neylesin
Tüm varlığı o na hep hoş göstersin
Cümlalemin ayak turabı etsin
Bu dileğim kabul edersin Rabbim

Aşkın Canı Cehenneme

Ayrılıklar, reddedilişler ve kırık kalpler için teselli (ve öfke) sözleri…

“Gerçekle yaralanmak bir yalanla oyalanmaktan daha iyidir.”

– Khaled Hosseini

İnsanın hem âşık hem akıllı olmasının imkânsız olduğunu söylerler. Aşkın Canı Cehenneme hem senin neden öyle perişan olduğunu anlıyor, hem de şu anda, tam kalbin paramparça olmuşken duyman gereken bilgece sözleri söylüyor. Sarpa saran aşklara gözünü kaçırmadan bakan bu kitap, terk edilmiş ve küskün âşıkların en büyüklerinden alınmış üç yüzden fazla sözle kafandan bütün geçenleri kâğıda döküyor. 

Virginia Woolf ve Oscar Wilde’dan, Woody Allen ve Amy Sedaris’e,  bu kitapta bulacağın sözlerle kendini hiç yalnız hissetmeyeceksin.Okurken gülebilirsin; muhtemelen ağlayacaksın da, ama Khaled Hosseini’nin bir zamanlar söylediği gibi, “gerçekle yaralanmak bir yalanla oyalanmaktan daha iyidir.” 

Doğan Kuban Yazıları Antolojisi 1. Cilt

Doğan Kuban Yazıları Antolojisi 1
Sanat, Mimarlık, Toplum Kültürü Üzerine Makaleler

“Osmanlı felsefeyi, resmi, heykeli dışlamış bir toplum olarak sanata, mimariye ve estetiğe ilişkin hiçbir kuramsal düşünce geliştirmemiştir. Günümüzde bu boşluğu aşmış okullar, sanatçılar, akademisyenler ve bir kamuoyu var. Fakat Türk toplumu bu entelektüel uğraşa, yani estetiğe, sanat tarihine, sanat eleştirisine Cumhuriyet’in ardından, yani Avrupa’dan 500 yıl sonra başladı. Günümüzde de dünyadan 500 yıl geride bir sanat düşüncesine sahip bir politik ortam var.”

Topçu Kışlası ve Çamlıca Camisi gibi günümüzde çok tartışılan mimari projelerle ilgili görüşlerinden, Ortaçağ’da Anadolu-Türk Sanatı kavramıyla ilgili bir denemeye, Divriği Ulu Camisi’nden, canlının estetiğini anlatan bir makaleye geniş bir seçkiden oluşan Doğan Kuban’ın yazıları bu kitapta yer alıyor.

İki parça olarak tasarlanan antolojinin ilk cildi olan çalışma, 1960’lı yıllardan günümüze mimarlık, tarih, kent ve koruma konularının yanı sıra sanat, kültür ve eğitim üzerine de yazmakta olan, mimarlık tarihi denildiğinde ülkemizde ilk akla gelen isimlerden Prof. Doğan Kuban’ın geçtiğimiz yarım asır boyunca farklı yerlerde yayınlanan çalışmalarını bir araya getiriyor.

 

Modern İskandinav Şiir Antolojisi : Gece Güneşi

70’inci yaşına giren, Türk şiirinin yaşayan büyük ustalarından Özkan Mert, yaşamının 40 yılını İsveç’te geçirdi. Bu 40 yılın 25 yılında İsveç Devlet Radyosu’nda program yapımcısı ve sunucu, son 3 yılında da İsveç Devlet Tiyatrosu’nda Uluslararası Tiyatro ve Kültür Projeleri yönetmeni olarak çalıştı, ama hayatı boyunca yaşamını şiire ve dile adadı. Unutulmaz şiirlerin ve çevirilerin altına imzasını attı. “Gece Güneşi”nde yer alan, İsveç’te doğmayan, İsveçli olmayan ama İsveç şiirini derinden etkileyen, zenginleştiren yabancı şairlerin başında yer aldı. “Gece Güneşi”, “İskandinav ana’’nın doğurduğu öz evlatlarıyla, bağrına bastığı yabancı evlatlarının hem İskandinav şiiri içinde hem de evrensel boyutta nasıl buluştuğunun canlı bir örneğidir. Sürgünlük rüzgârını arkasına alan Arap, Türk, Hint ve Çin şiirinin İskandinav şiiriyle, gece güneşinin aydınlattığı karlı vadilerde nasıl öpüştüğünün kanıtıdır. Baltık Denizi’nin Akdeniz ve Arap çölleriyle döllendiği bir efsanedir…

İkinci anadili İsveççe olan Özkan Mert; ikinci anadili Danca olan Murat Alper, 9 dil bilen Oğuz Baykara, Ali Arda ve Magnus William Ollson gibi usta çevirmenleri yanına alarak bu güçlü antolojiyi hazırladı. Dünya şiirinin İsveç’te tanıtımında büyük emeği geçen ünlü ünlü şair, eleştirmen ve çevirmen Magnus William Ollson da antolojinin önsözünde İskandinav şiirinin panoramasını çizdi. Bu antolojide, keyifli bir okuma macerası sizi bekliyor. Bu yolculuğun sonunda dünyayı daha farklı göreceksiniz.

Son sözümüz Özkan Mert’ten: “Çeviri yapmak şiir yazmaktır.”

Dünya Şiirinden Portreler

Bu kitapta okuyucu Aydın Meriç çevirisiyle dünya şiirinden bir seçki bulacak.

Şairlerin özyaşam öykülerinin, edebi yaşamlarının ve şiir anlayışlarının yer aldığı kitabın belirleyici özelliği bu. İkinci bir özelliği ise John Clare, Elizabeth Barrett Browning, Du Fu gibi büyük şairlerin ilk defa çevriliyor olması. Diğer şairlerden ise yeni şiirlerin dilimize kazandırıldığı bu antolojiyi elinizden düşürmeyeceksiniz.

Şimdi Paul Valery, Paul Verlaine, Randall Jarrell, William Carlos Williams, Thomas Stearns Eliot, John Clare, Karel Hynek Macha, Allen Ginsberg, Elizabeth Barrett Browning, Du Fu, Sharon Olds, William Butler Yeats, Eleanor Ross Taylor, Carl Sandburg ve Anacreon’u okuyalım.

Dünya Şiirinden Portreler

Bu kitapta okuyucu Aydın Meriç çevirisiyle dünya şiirinden bir seçki bulacak.

Şairlerin özyaşam öykülerinin, edebi yaşamlarının ve şiir anlayışlarının yer aldığı kitabın belirleyici özelliği bu. İkinci bir özelliği ise John Clare, Elizabeth Barrett Browning, Du Fu gibi büyük şairlerin ilk defa çevriliyor olması. Diğer şairlerden ise yeni şiirlerin dilimize kazandırıldığı bu antolojiyi elinizden düşürmeyeceksiniz.

Şimdi Paul Valery, Paul Verlaine, Randall Jarrell, William Carlos Williams, Thomas Stearns Eliot, John Clare, Karel Hynek Macha, Allen Ginsberg, Elizabeth Barrett Browning, Du Fu, Sharon Olds, William Butler Yeats, Eleanor Ross Taylor, Carl Sandburg ve Anacreon’u okuyalım.

Orijinal Metinlerle Klasik Türk Şiiri Antolojisi

Klasik Türk şiiri, oldukça zengin kaynaklara sahip bir gelenek şiiridir. Bu gelenek, kendisini temsil eden şairlerin orijinal hayaller bulabilmek adına söz kılıcını kuşanarak indikleri meydanda attıkları naraları; son demlerine yaklaşmış bir ayş u işret meclisinden yükselen hay u huyları; bülbülün feryadını, bad-ı sabanın hışırtısını; kanunların, tanburların, neylerin ezgilerini ve aşıkların inlemelerini ihtiva eden ahenkli ve muazzam bir musikidir. Bu musikiden zevk alabilmek, bize asırlar öncesinden seslenen gönül erbabı ile hemhal olabilmeyi gerektirir. Bu kitap, kadim şairlerimizin hayal dünyasına bir adım atabilmek isteyen günümüz okurun zevk-i selimine hitap etmektedir. Klasik Türk Şiiri Antolojisi, edebiyat tarihine damgasına vuran şahsiyetlerin en müstesna eserlerini, onların yazma eserlerdeki orijinal görüntüleri ile sunan; böylece eski metinlere aşina olmayı hedefleyen okurların, eski yazı hususunda kendisini geliştirmek isteyen araştırmacıların ve derslerde tanıştıkları şairlerin zirvedeki şiirlerini tanımak isteyen öğrencilerin istifade edebileceği bir kaynak olarak hazırlanmıştır.

Antolojiye Sairune Dina

Şiir, heme zon de teyna muzık u seda niyo, hemki aynê roê taw u demiyo.
Mı ra gore; Zazaki / Dımılki, zonê ke dina de tewr muzık u seda, veng u qeydey tede estê, dinu ra jüyo. Lawukunê Zazaki de lirizmo henên esto ke, inson sas beno.

Berfin Jele, no kıtavê xo de “Antolojiye Sairune Dina” de emego hên gırs do cı ke, karo de nianen hona sıfteo. Jele ki imza esta, na sıftey.

No Antoloji de kam çino ke! Mevlana, Nesimi, Sadi, Ömer Hayyami ra, Dante, Shakespeare, Hugo, Schiller u Goethe ra, Lorca, Brecht, Neruda, Pavase, Anna Ahmatova, Füruğ, Morante, Kavafis u Ritsos ra, Durrell, Yeats, Hesse, hata be Bachman, Kurd u Aravi, Ermeni u Azeriu ra, şiirunê Rus ve İranuzu ra orneği, Nazım Hikmet, Külebi, hata be Ahmet Arifi. Nıka zafe tenu sairu şikime zonê Zazaki de bıwanime. Jü ki “Afişo Sur” şiirê Aragoni, Eluardi, şiiro ke kerdo bavokê “serbestiye” hata be deyi…..

Şiir her dilin sadece müziğini, tınısını değil, aynı zamanda ruhunu yansıtır. Zazaca/Dımilki bence dünyada müzikal tınısı olan en ahenkli dillerden biri. Zazaki türkülerde de inanılmaz bir lirizm vardır. 

Berfin Jele’nin, inanılmaz bir emekle hazırladığı “Antolojiye Sairune Dina ” yı (Dünya Şairleri Antolojisi) ile önemli bir ilke imzasını atıyor.

Bu antoloji de yok yok! Mevlana, Nesimi, Sadi, Ömer Hayyam’dan Dante, Shakespeare, Hugo, Schiller, Goethe’ye, Lorca, Brecht, Neruda, Pavase, Anna Ahmatova, Füruğ, Morante, Kavafis ve Ritsos’tan, Durrell, Yeats, Hesse, Bachman’a, Kürt, Arap, Ermeni, Azeri, Rus ve İran şiirinin örneklerinden, Nazım Hikmet, Külebi, Ahmet Arif’e kadar bir çok şairi Zaza dilinde okuma olanağına sahibiz artık. Bu arada Aragon’un “Kızıl Afiş” şiirini ve Eluard’ın “Özgürlük” e adadığı şiirini de…

– Ragıp Zarakolu

Çağdaş Latin Amerika Şiiri Antolojisi

Çağdaş Latin Amerika Şiiri Antolojisi’nde, Arjantin, Ekvador, Guatemala, Brezilya, Nikaragua, Şili, Peru, Haiti, Venezuela, Küba, Meksika, Uruguay, Bolivya, Porto Riko ve Honduras’tan 50 şair, 200’e yakın şiir yer almaktadır. Köklü ve büyük bir kültür sentezi üstünde yükselen; Neruda, Borges, Octavıo Paz, Mıstral, Darío, Vallejo, Guillén gibi dünya ölçüsünde büyük şairler yetiştirmiş olan Latin Amerika Şiiri, hiç kuşkusuz, dünya şiirinde de şeçkin bir yere sahiptir. Değerli şairlerimizden Ülkü Tamer’in, İngilizce ve İspanyolcadan yaptığı özenli çevirilerden oluşan Çağdaş Latin Amerika Şiiri Antolojisi’nin yeniden düzenlenmiş halini okurlarımıza sunuyoruz.

Britanya Şairler Antolojisi

1950 – 2013 tarihleri arasında Britanya da yaşamış veya hâlâ yaşayan, Türkçe şiir yazan yürek ustalarının edebiyat işçiliği bu antoloji de buluştu.

Şairin, sürgünde ki aşk, acı, umut, özlem, sevda, kavga, barış, kardeşlik, dostluk imgeleriyle,  eşitlik, adalet, hürriyet isteyen şiiriyle ada şenlendi… Anadolu’dan, Mezopotamya’dan veya Akdeniz havzasının kuzey doğusundan gelmişlerdi, Manş Denizi’ni aşıp Atlantik’in doğu kıyısındaki adaya. Yıllarca yaşadılar ama ana dillerini ya da eğitim dillerini unutmamışlardı. O dilden rüya görür ve o dilden severlerdi. Aşkları da öyleydi o dilden dizelere dökülürken. Belki de bir başka dilden fakat Şairin Şiiri bir ada yolculuğuydu! Gurbetteki şiir, sürgünde ki aşkın, yaban ellerdeki sevdanın tanıklığıydı. Britanya adasında yüreklerin çığlığı okyanus dalgalarına karşı kürek salladı, demirleyecek liman aradı, dahası da başka yüreklere daldı. Otuz beş şairin dizeleriyle Atlantik okyanusu ve Manş denizinin ortasında bir şiir adası oldu Britanya Şairler Antolojisi. Şairin Şiiri’yle şenlendi! Zevkle sahipleneceğiniz bir Antoloji edebiyat ve şiir arşivinize katılıyor.

Kültürler Kavşağında Edebiyat ve Hikmet

Kültürler Kavşağında Edebiyat ve Hikmet Arap, Fars ve Batı edebiyatından seçme metinlerin Muallim Naci tarafından yapılan tercümelerini bir araya getiriyor. Bu tercümeleri meydana getiren metinler üç farklı kültürü edebiyat ve hikmet potasında bütünleştiriyor. Ahlâka hizmet eden edebiyatın, hikmete dönüştüğü bu evrensel örnekler edebiyatın birleştirici gücünü ortaya koyuyorlar. Öyle ki her mısra, her cümle insan varoluşunun duyarlılık alanlarını yapılan birer keşif örneği ve insanlığın edebiyat yoluyla oluşturduğu ortak tecrübeler hazinesi. Bu örnekleri seçen, tercüme eden ve açıklayan Muallim Naci, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ifadesiyle “hakimane mantık ve heyecana…” sahip “kuvvetli bir dil ve pürüzsüz anlatımın” üstadı. Ve “unutulmuş zevkleri tazeleyen… edebiyatımızın büyük sütunlarından ve kelama haysiyet kazandıran…” bir aydın. Kültürler Kavşağında Edebiyat ve Hikmet “Türkçeyi bulan ve ona inanan” Muallim Naci’nin yetkin anlatımı ile okurla buluşuyor. Adeta hakikatin farklı görünümleri aynı kavşakta buluşuyorlar.

Çağdaş Yunan Edebiyatı Antolojisi

Halkların iç dünyalarına ayna tutan en yetkin araçlardan biri edebiyattır. Elinizdeki kitap, seçkin yazarlarının kaleminden çağdaş Yunanistan’ın son yüzyılının serüvenini gözler önüne sererek, insanlarının nelere sevinip nelere üzüldüğünü ve bu duygularını nasıl dışa vurduklarını sergilemektedir.

Yorgos Seferis, kendisine Nobel Ödülü’nün sunulduğu törende yaptığı konuşmada, “Küçük bir ülkeye aidim,” demişti. “Halkının mücadelesinden, denizden ve güneş ışığından başka hiçbir şeyi olmayan, Akdeniz’e doğru uzanan kayalık bir toprak parçasına! Ama ülkemizin küçüklüğüne karşın kültür geleneğimiz çok zengindir ve bize kadar aralıksız bir süreklilikle gelmiştir.”

Bu zenginlikten küçük bir örnek vermeye çalışan antolojimiz, komşu Yunan halkını daha iyi tanımanızı sağlayabilirse amacına ulaşmış olacaktır.

 

Şiirlerin Diliyle Dersim

Tarihin zulüm eksik etmediği, buna rağmen inatla ayakta durmaya devam eden; şiirlerin, türkülerin, romanların, fotoğrafların büyülü dünyasından süzülüp gelen bambaşka bir coğrafyadır Dersim. “Şiirlerin Diliyle Dersim” ise bu coğrafyadan tat alan, onunla hüzünlenen, tarihine imgesel renkler katan şiirlerin bir araya getirilmesinden oluşan çiçekler toplamıdır. Okuyucu şiirlerde Dersim tarihi aramamalıdır. Zaten şiir tarih değildir. Şiir tarihe imge dünyasından kucak açar ve geleceğe taşır. Bu yönden bakıldığında, Dersim şiirlerinin yeterince zengin olduğu görülecektir. Dersim şiirleri, otuzsekiz kıyımında başlayıp; Munzur’un görkem ve coşkusunu içerisine alarak devam eder. Buna Seit Rıza, Alişer gibi önderler, Alevilik, cemler, ziyaretler, sürgün, oradaki özgün yaşam biçimi, uygarlıklar ve Dersim’in bugünkü kaderi eklenir. Bunlar şiirlerin ortak özellikleridir adeta. “Şiirlerin Diliyle Dersim”, dağınık duran şiirleri, yukarıdaki özellikleriyle getirip, metropollerin karşısına dikiyor. Bir coğrafyanın şiirsel zenginlik ve içeriğini gözler önüne seriyor. Dersim’in bir şiir bahçesi olduğunda ısrar ediyor.

Çeviri Şiirler

“Şiir tercümesinin adamakıllı güç, hatta çok kere imkansız bir şey olduğunu hatırdan çıkarmamak lazım. Burada sadece mütercim olarak konuşuyorum. Kendim de şiir yazdım. Bir şiirin ancak bir defa söylenebileceğini, ancak bir türlü söylenebileceğini kendi tecrübelerimle biliyorum. Bu gerçeği Fransız şairi Cocteau şöyle anlatıyor: “Bir şiir hiçbir dile tercüme edilemez. Hatta yazılmış göründüğü dile bile.” Peki, madem ki öyle, insan bu kadar güç, bu kadar imkansız bir işe niçin girişiyor? Bunun cevabını kendime göre vermeye çalışayım. Şiir başka bir dile ister çevrilsin ister çevrilmesin, bir şair başka memleketlerin şairleri gibi duymaya, onların düşündüklerini düşünmeye, onların usullerini kullanmaya kalktı mı kendi imkanlarının başka hiçbir suretle genişletilemeyecek bir şekilde genişlediğini görüyor. Bu yalnız şair için değil, okuyucu için de böyle.” -Orhan Veli Kanık